2014 NBA All Star Smaç Yarışması'nda yarışacak isimler açıklandı. Son şampiyon Terence Ross'un başı çektiği çok iddialı bir kadronun yanı sıra geleneksel smaç yarışmasından çok farklı, yeni bir formatı da göreceğiz.

14 Şubat gecesi oynanacak 2014 NBA All Star Maçı'nın koçlar tarafından seçilen yedekleri açıklandı.

2014 NBA All-Star maçının ilk beşleri açıklandı.

Her yıl düzenli olarak Forbes tarafından açıklanan NBA'nin en değerli takımları sıralamasında bu yıl da zirve değişmedi.

Dallas Mavericks'in Alman yıldızı Dirk Nowitzki, kariyerinin devamı konusunda açıklamalarda bulundu.

Denver Nuggets'ın İtalyan oyuncusu Danilo Gallinari'nin dizindeki sakatlığı nedeniyle sezonu kapadığı açıklandı.

Boston Celtics, Miami Heat ve Golden State Warriors, 4 oyuncuyu kapsayan üçlü bir takasta anlaştı.

Yıldızı Derrick Rose'un tekrar sezonu kapatmasıyla birlikte hedef küçülten ve bir süredir kadroyu boşaltarak geleceğe yatırım yapmayı tartışan Chicago Bulls, takımın en önemli isimlerinden Luol Deng'i Cleveland Cavaliers'a gönderdi.

Memo Hatıraları

NbaTr.Com - Cuma, 30 Aralık 2011
Editörlerimizden Bekir Yusuf Alpay, "Memo Hatıraları" başlıklı yazısıyla karşınızda. Yazı için:

 

Memo Hatıraları

Bilmeden de olsa çok eskiye dayanan bir maceram var basketbolla.Fanatik bir futbol seyircisi ve Galatasaray taraftarıyken garip tesadüflerle basketbol tarihinde çok önemli birkaç âna tanıklık ettim, daha doğrusu etmişim çünkü benim için o dakikaların çok da keyifli dakikalar olduğu söylenemez.Ama dediğim gibi bu ânlara tamamen tesadüfen tanıklık ettim fakat basketbol oyununun da en özel birkaç günlerini yaşayanlar içinde istemeden de olsa ben de yerimi aldım.

2001, Michael Jordan’ın basketbola 3 yıllık bir aradan sonra döndüğü yıldı.Ben ise o yıllarda 1. sınıfa daha yeni başlamış okula gitmek istemeyen bir çocuktum ve gözüme de uyku girmemişti o gece.Kalkıp televizyonu açtığımda mavi formalı oyuncular tek sıra halinde dizilmişti ve daha sonradan hiç unutmayacağım bir tipi heyecanla karşılıyorlardı.Ben o anda televizyonun karşısındaydım.O sırada milyonlarca insan heyecandan yerinde duramazken ben sadece boş boş ekrana bakıyordum o kadar.

O olaydan sonra 2000, 2001 veya 2002 NBA finallerinden biriydi, hangisi olduğunu hatırlamıyorum.Gece gözüne yine uyku girmeyen Yusuf, kalkıp televizyonda gezinirken Lakers formasıyla Shaquille O’Neal adlı bir devle karşılaşmıştı ve elinde finaller MVP’si ödülü vardı.Yanında da ona göre kat be kat küçük annesi ve babası.Muhabire bir şeyler söylüyordu.O yıldan 5-6 yıl sonra final serilerinde evdekileri uyandıracak olmaya aldırmadan haykıran biri olacak olan ben, o anda en ufak bir tepki vermemiştim.Sonunu beklemeden de kanalı değiştirmiştim zaten.Shaq’ın basketbolda bir oyuncunun alabileceği en büyük ödülü aldığı an benim için çok önemli değildi.Phil Jackson’ın yüzük koleksiyonuna bir yenisini daha eklemesi de öyle.

Yıllar geçtikçe ben de büyük bir yıldız olarak gördüğüm ilk oyuncu Malik Dixon sayesinde basketbolu eskisine göre çok daha dikkatli takip eden ve bunun için ablasıyla şiddetli tartışmalar yaşayan biri olarak 2005 NBA All-Star smaç yarışmasını canlı olarak izledim.Ama bunu yine isteyerek yapmamıştım.Steve Nash’in yaptığı cambazlıklar bir futbol seyircisi olarak beni o anda televizyonu dikkatle izlemeye itmişti o anda.Nash, bizim jenerasyonun “İlhan Mansız hareketi” olarak tanımladığı hareketle topu Amere’ye çıkardığında epey bir şaşırmıştım, bu sefer heyecanla tepki verdiğimi hatırlıyorum çat pat.

NBA’ye farklı bir gözle bakmamı, NBA maçlarını daha dikkatli izlememi  sağlayan ise 2006 NBA Finalleriydi.Kuzenimin büyük bir Nowitzki sevgisi vardı ve onun sayesinde ben de Nowitzki meraklısı olup çıkmıştım.2006’da Dallas daha sonra çok uzun bir süre beklemek üzere ilk kez NBA finaline çıkmıştı.Nowitzki’nin 2 maçta da son saniyelerde kritik serbest atışlardan yararlanamamasını unutamam.Bunlardan birsinin Murat Murathanoğlu’nun “böyle bir anda eli bile titremiyor” demesinin ardından olması da unutamadıklarımdandır.Bu final de geçti ve beni gerçek anlamda basketbolsever yapan, futbolu ve Galatasaray’ı bir kenara atmamı sağlayan olay gerçekleşti o yaz.Mehmet Okur ve Hidayet Türkoğlu, Dünya Basketbol Şampiyonası’na gelmeyeceklerini açıklamışlardı.Ben de 2001 yılında Memo’yu faul problemiyle kenara gelip terini sildiği bir Türkiye Basketbol Ligi maçında hatırlıyordum ve 2004 yılında Utah’la 5 yıl 40 milyon dolarlık kontrat yaptığını.Bu bana büyüleyici gelmişti.Tıpkı kapatılmış bir büfenin camına yapıştırılan bir gazetede yıllık 6 milyon dolar kazanacak olan Hido’nun “ailemin hayatını garanti altına altım.”  cümlesinin olduğu o haberi okuduğumdaki gibi.

O turnuvaya gelmediği için bu 2 oyuncu da vatan haini olma noktasına kadar gelmişti.Ama bu, benim umurumda değildi.Hidayet bir yana ama Mehmet Okur’u çok farklı bir gözle izlemeye başladım o günden sonra.NBA’deki başarılarıyla insanlarımızın gurur duyduğu biriydi o.Bana etkisi çok daha büyük oldu.Bütün hayatımı basketbol eksenli değiştirmemi sağladı.Küçüklüğünde kalecilik yapan o adam benim futboldan alıp sıkı bir basketbol aşığına döndürmüştü.Bu siteye 100’lerce haber girmişsem, onun sayesinde olmuştu bu.

Milli takım olayları, şanssızlıkları yüzünden yoldan geçen bir insanın bile Memo hoşnutsuzluğunun olması, ona karşı bir ön yargısının olması çok garipti.O bu ülke insanına yeni bir ufuk açmıştı halbuki.Oralara ilk giden Hidayet de olsa orada eşik atlayan, bize hayal edemeyeceğimiz şeyleri ilk yaşatandı Memo.Ben de unutamadığım pek çok hatıra bırakmıştı.

2006-07 sezonunda onu sadece istatistiklerle takip edebildiğim bir haftaydı.Her maçta 20’den fazla sayı atıp istikrarlı double-double veya yakınında bir performans yapıyordu.”Bunun sonunda ne olacak acaba?” dediğimde haftanın oyuncusu olduğu haberini okuduğum ânı unutamam.O ana bu ödülün adını dahi çok az duymuştum.

All-Star maçına Iverson’ın yerine çağırıldığı anda NTV’ye bağlanıp bu olayı annesine anlattığı dakikalardaki mutluluğunu hiç unutamam.Türkiye bayrağının Las Vegas’ta dalgalanması bir yana, eşi Yeliz Okur’un maç öncesinde Türkiye televizyonuna eşiyle ne kadar gurur duyduğunu anlattığı o röportaj hiç çıkmayacak aklımdan.Ya da o maçtan sıkılıp yattıktan sonra o maçın tamamını izleyen kardeşim bana Mehmet Okur’un 4 sayı attığını söylediğinde yaşadığım merak ve pişmanlık çok büyüktü.Televizyonda o maçın özetinin çıkmasını beklemiştim sabah okul için evden çıkana kadar.Okulda basketbolla uzaktan yakından ilgilenmeyen bir arkadaşımın “yan taraftan attığı sayı çok güzeldi” demesidir Mehmet Okur’un etkisi.Bu ülkeye yaşattığı bambaşka heyecan budur işte.

Başka bir gün sokakta İstanbul’dan gelen kuzenimle basketbol konuştuğumu hatırlarım.Bana McGrady’den bahsetmişti o gün.Ne kadar iyi bir oyuncu olduğundan.O yıl ,yani 2006-07 sezonu, NBA’nin normal sezonunun sonlarına doğru Utah maçı izlerken Kirilenko sakattı.Murat Murathanoğlu, Kirilenko düzelmezse Utah’ın McGrady’i savunacak oyuncusunun kalmayacağından bahsediyordu.O playoff serisini hatırlarım.McGrady sadece sahada vardı, oyunun içinde yoktu.Takım Yao’ya yatmıştı.Memo’nun Yao’ya çektirdiklerini hatırlarım.

Hücum olarak çok sınırlı kaldığı o ilk 3 maçın ardından 4. maçta Jeff Van Gundy’i hatırlarım.Memo o maçı 16 sayıyla bitirirken onun attığı her sayıdan sonra yüzünü korku salan Van Gundy’i.Ya da dünyanın en uzun oyuncusunu bloklayıp o bloktan sonra “çok mu tepki verdim acaba” şeklinde özeleştiri yaptığı an da çok komik gelir bana.Çünkü ben o sırada Memo’dan 5-6 kat daha fazla tepki vermiştim.

O serinin sonrasında Duncan’a yaptığı savunma basketbolda uzun oyuncunun yapabileceği savunmanın zirvesiydi gibi gelir bana.O zamanlar dünyanın en önemli 2-3 pota altı oyuncusundan biriydi Duncan.Belki de Garnett’le birlikte en iyisi.O playoff’u harika geçirmişti(hatta Final MVP’si ödülünü Parker’dan daha çok hak ettiğini düşünürüm hep, Parker’ı olağanüstü beslemişti çünkü).Mehmet Okur, ona da çok büyük sıkıntılar yaşatmıştı.O, Duncan’ı perişan ederken Boozer’ın savunmasındaki Oberto’nun 13 küsür sayı ortalamasıyla seriyi bitirdiğini hatırlarım.Murat Kosova’nın Memo’ya “Yao’yu mu Duncan’ı mı savunmak daha zor” şeklindeki sorusuna aldığı “Duncan” cevabını hatırlarım.Ama bu cevabı o zor görevi başarıyla yerine getirmiş birinden aldığını hatırlarım.

Ribaund alma konusunda yakın çevremde eleştirildiğini hatırlarım.Aynı zamanda Boozer’ın onun önünden çektiği ribaundları.

Ama ona yapılan eleştirileri de hatırlarım.2007’de Hidayet dışında bütün takım dökülürken Memo’nun Tanjevic’e olan isyan haberlerini okurken ona hep hak verirdim.Çoğu kişi “şimdi Tanjevic’i suçluyor” derdi.Bense 13 yaşında biri olarak farklı düşünürdüm o zamanlar.Keşke hiç gelmese Tanjevic’in takımına derdim.2009’da Tanjevic sadece 1 NBA oyuncusunu alacağını söyleyip sadece Hido’yu almıştı.Ama milli takımda oynamadığı için yine Memo suçluydu.İnsanların gözünde o gelmemişti.Sakatlıkları yüzünden o seneki Lakers serisinin 3 maçını kaçıran da Memo’ydu oysa.

2009-10 sezonun sonlarına doğru Mehmet Okur’un istatistiksel olarak da oyun olarak da neler yaptığını unutmak da mümkün değildi.Bütün ribaundları toplayıp, bloklar yaparken bir maçın sonunda Türk basınına “bir sakatlık olmazsa inşallah milli takımda oynayacağım” derken gözlerindeki mutluluğu fazla kişinin gördüğüne inanmıyorum.Tıpkı playoff 1. turunun ilk maçında Denver’a karşı daha 11 dakika oynamışken tendonu kopup sahayı terk ederken benim gibi duygularına hakim olamayan insan sayısının fazla olduğuna inanmadığım gibi.

Ama aradan geçen onca yıl sonra, basketbolla geçen 7 yıl sonra Mehmet Okur en azından bana sporda başarı için sabretmenin de vazgeçilmemesi gereken bir değer olduğunu öğretti.Çocukken derslere olan ilgisizliği yüzünden sınıfta kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalan o küçük tembel çocuk bitmek tükenmek çalışma azmi ve sabrıyla pek çok şeyi başarmıştı.Ben de onu izlemenin, dinlemenin verdiği ayrıcalıkla sporcular için keskin yorumları hemen yapmaktan kaçınıyorum artık.Enes çıktığı 2 maçta kötü oynadı diye “bekleneni veremeyecek mi acaba” demiyorum mesela.Ya da Mehmet Okur şu anda ışık vermiyor diye “bu sene pek de bir şey” olmaz düşüncesine kapılmıyorum.Anadolu Efes’in şu anda oynadığı rezalet basketbola rağmen umudumu koruyabiliyorum.En azından bunu yapıyorum.

Tekrar Mehmet Okur’a dönersek; milli takıma çok fayda sağlayamadığı için ona bakmam gerekenden daha kötü bakmayacağım hiçbir zaman.Benim gibi düşünen yüz binlerce spor sever gibi.Onun yaptıkları da, bana yaşattıkları da hiç çıkmayacak aklımdan.Havaalanında Türkiye’ye gelen ve başarısız olan yabancı futbolcuların yarısı kadar ilgi göremeyen 2.11’lik bu devin pek çok genç basketbolcunun ufkunu genişlettiğini, onların ufuklarını 2003 yılında hayal bile edemeyecekleri yerlerden alıp kıtalar ötesine taşırken basketbolu sadece arkadaş arasında oynayabilecek olan benim de hayatımı değiştirdiğini hiç unutmayacağım.Sırf milli takım meselelerinden ona cephe alan insanları gördükçe çok mutlu olmayacağım tabi ama çok da üzülmeyeceğim.

Ona olan sevgim Kobe Bryant’a, Dwyane Wade, Shaquille O’Neal’a, Tim Duncan’a veya Kevin Garnett’e olsaydı çok daha farklı şeyler yaşayacaktım belki.Ama ben onun küçük başarılarından hep büyük dersler çıkardım.Çok sevindiğim de oldu, çok da üzüldüğüm de.28 sayı atarken de gördüm onu 5 sayı atarken de.Ama başarılar gibi başarısızlıklarının içinden de çok şey çıkarıp hayatımda çok daha farklı bir yere getirdim bu oyunu kendi kafamda.

Bekir Yusuf ALPAY

İlgili Diğer Haberler
Yorumlar (4)Add Comment
...
Yorumu Yazan meltem, 21 Şubat 2012, 11:41:18
Mukemmel bir yazı her kelimesine katılıyorum. mehmetle hidayetle şuanda ilyas la gurur duyuyorum her atışlarında gözlerim yaşarır sevinçten teşekkürler...
...
Yorumu Yazan efe aydan, 30 Ocak 2012, 22:23:54
çok güzel yazılmış bir yazı. etkilendim. mehmet okur türk basketbolünün en önemli yıldızlarından biri. keşke sakatlanmasaydı da gelip milli takımda da oynayabilseydi. o zaman hakkında oluşan yanlış düşüncelere de, ve yine hakkında çıkan dedikodulara da son verirdi. gerçekten şansızlık onun için. bütün yaşananlar onun bir yıldız olmasını engellemiyor.
...
Yorumu Yazan emre z., 03 Ocak 2012, 16:08:38
çok önemli bi değer gerçtekten.türk basketbolunun buralara gelmesinde emeği çok büyük, sadece milli takımla olmaz bu iş.buna dikkat çekmeniz çok iyi olmuş
...
Yorumu Yazan deduzun, 31 Aralık 2011, 03:27:00
Çok çok katılıyorum. Özellikle de milli maçlarla ilgili olan çabalar, görüşler ve KÖSTEKLER konusunda...Miilide görmek istediğim ilk isimlerden biri olan 2.11 lik bu devi, insanlar oynamayı kendisi "tercih etmediğini, kendi seçimi olduğunu" sanıyor...

Yorum yazın
Yazı Alanını Küçült | Yazı Alanını Büyüt

busy
 


Sosyal Medya ile Takip Edin!

Twitter Facebook Friendfeed RSS

Son Yorumlar

İddaa Basketbol Nası...
Nasıl bir farkı olacak ki bayan basketbolunun?
NBATR - İhsan Bayülk...
Çok güzel röportaj olmuş. Ben İhsan Bayülken...
7 Yıl Aradan Sonra P...
İnşallah bu sene de playoff yapaca Efes.
Howard'ın Dönüş Tari...
Howard gerçekten başa bela bir oyuncu, sürekli ...
Kevin Martin de Saka...
sitenizde iletisim adresi göremedik. Reklam verme...
NBATR - İhsan Bayülk...
Semih Erden basketbola verdi kendini. nba günleri...
İddaa Basketbol Nası...
tr bayan basketbol nasıl oynanır kuralı warmı ...
İddaa Basketbol Nası...
arkadaslar tr bayan basketbol nasıl oynanıyo bı...
Michael Jordan EFSAN...
Meryem mesajını çok geç gördüm kusuruna bak...
NBA'in En İyi Oyuncu...
bune ya michael jordan

© 2004 - 2013 | Türkiye'nin NBA ve Basketbol Portalı | nbatr.com


Sitede yer alan haber ve yazılar Kaynak gösterilmeden herhangi bir medya ortamında yayınlanamaz.!

NBA

NBA Basketbol
NBA TV NBA TV izle