CSKA-Olympiacos 2-1 (74-76, 83-73, 81-56)
Oynanan birinci çeyrek final maçları sonucunda ortaya çıkan
yegane sürpriz kuşkusuz Yannakis’in gelişinden sonra bu koçun tipik
karakteristik özelliklerini parkede göstermeye başlayan Olympiacos’un
deplasmanda CSKA’yı yenmesiydi. Maçın hemen başında üstünlüğü ele alıp, 3.
çeyrek sonuna kadar her periyotta rakibinden üçer, dörder fazla sayı atan Yunan
takımı son çeyreğe 10 sayılık, esasında böyle bir deplasman için pek de birşey
sayılmayacak bir farkla önde girdi. Nitekim mücadeleyi yükseltip farkı yavaş
yavaş eriten CSKA bitime 15 saniye kala Smodis’le maçı eşitlemeyi de başardı.
Ancak Macijauskas’ın yokluğunda çoktan bu senenin kahramanı ünvanını kazanan
Amerikalı gard Greer son sözü söyleyen oyuncu oldu ve Pire ekibine muhteşem bir
zafer ve son dört için ciddi umut aşıladı. Greer 19 sayı, 6 sayı pasıyla ve son
saniye şutuyla gecenin adamıydı, ona 20 sayıyla Woods eşlik etti. Ev
sahibindeyse Smodis 21 sayıyla mücadeleyi noktaladı. Bu sonuçla Yunanlılar, son
dört oynamak için ateşli seyircilerinin önünde bir gazla mücadele edip, zor
olanı başararak CSKA’yı eleme şansına sahip oldular. Ama hep söylüyoruz, bu lig
CSKA’nın ligi. Ondan koparabilmek için fazladan bir kaç lehte parametre lazım en
basitinden...
Yunanistan’a taşınan serinin ikinci maçına Olympiacos,
beklendiği üzere fırtına gibi girdi ve daha ilk çeyrek bittiğinde 12 sayılık bir
avantajı hanesine yazdırdı. Acaba o büyük sürpriz olasılığı gerçek olabilir
miydi? Kafalar bu soruyla meşgulken devreye son yılların tartışmasız en değerli
oyuncusu olan Papaloukas girdi. Neden “en değerli” sıfatının sahibi olduğunu
Dostluk ve Barış salonundaki izleyicilere tekrar hatırlatmak adına maça el koydu
ve takımlar soyunma odasına giderlerken CSKA hanesinde 4 sayılık üstünlük
gözükmekteydi. Şaşkınlığa uğramış Yunanlı seyirciler, esas şoku 3. çeyrekte
yaşayacaklardı. Siskauskas, bendinden taşmış bir sel gibi Olympiacos potasına
aktı ve ard arda yağdırdığı üçlüklerle son çeyreğe girerken takımına 14 sayılık
üstünlüğü hediye etti. Sonrası Kırmızılıların farkı kapatma çabası ve buna
karşılık CSKA’nın yüksek yüzdeyle skoru tutması şeklinde geçti. Siskauskas 20,
Smodis 17 ve Langdon 18 sayıyla karşılaşmayı noktalarken bu üçlü, toplamda 12/15
üç sayı oranıyla oynayarak tüm Yunanistan’ın kalbini kırdılar. Ev sahibindeyse
ayakta kalan, bu sefer sadece Woods ve Printezis ikilisiydi. 19 ve 17 sayıyla
takımları için sonuna kadar çabaladılar. Greer’se pek ortalarda görünmedi.
CSKA’nın kaçırdığı 9 serbest atış, %60 ikilik, %55 üçlük yüzdesinin arasında
kayboldu gitti. CSKA gibi bir takımı, üstelik kendi evinizde bu yüzdelerle
oynatırsanız kaçınılmaz sondan kurtuluş yok. Ve onlar aynı hatayı iki kez yapmak
için fazla iyiler...
Seriyi 3. maça taşımayı başaran CSKA için artık işler çok
daha kolay görünüyordu. Nitekim bu son maça hızlı bir başlangıç yapıp çeyreği 6
sayı önde kapadıktan sonra biraz daha saldırgan bir oyunla devreye 12 sayı
farkla önde girmeyi başardılar. Olympiacos esas direncini 3. çeyrekte koyup bir
ara 7 sayıya kadar farkı indirmeyi başarsa da CSKA daha fazla yaklaşma izni
vermediği rakibine son çeyrekte ölümcül darbeyi vurdu ve maçı 25 sayı farkla
kazanmayı bildi. Böylelikle Rus takımı, son 6 Final4 mücadelesinin tamamında
bulunmayı başararak efsanevi bir takım olduğu gerçeğini bir kez daha perçinledi.
Tabii 50M Euro bütçe ile efsane olmayacaksınız da ne olacaksınız? Düşünün ki
Khyryapa gibi bir oyuncudan hiç faydalanmadan oynadılar bu çeyrek final
serisini. Durum tam bir hegamonya durumu. Maçta Siskauskas kariyer rekoru kırığ
5 üçlük atarken sonuçta da 24 sayıya ulaştı. Yunanlılarda ise Vasilopoulos (17
sayı) dışiında tüm silahlar susunca mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Zaten CSKA
%60’la üç sayı, %58’le 2 sayı kullanarak o ufacık şansı da Yunan takımına hiç
göstermedi. Beklenildiği üzere CSKA son dörtte ve rakipleri dişli TAU olacak;
yani bir başka son dört abonesi...
TAU-Partizan 2-1 (74-66, 55-76, 85-68)
Bu sezon, özellikle kendi evinde oynadığı maçlarda
gösterdiği performansla Partizan, oyuncu üreten bir takımın, oyuncu fabrikası
lakabını sonuna kadar hak eden bir takımın da esasen ne derece güçlü
olabileceğini gözler önüne serdi. Son sekize kalmaları zaten büyük başarıydı
ancak TAU gibi son dört abonesi bir takıma karşı oynadıkları seri de
kapasitelerini sahaya nasıl yansıttıklarını ortaya koydu. Çeyrek final
serisinde, İspanya’da oynanan ilk maçta kafa kafaya giden bir ilk devreyi önde
kapattılar. Akabinde TAU’nun klasik 3. çeyrek darbesine direnç koyup maçın
bitimine 3 dakika kala farkı 5 sayı civarına çektiler. Fakat silahlarının
kalabalık nüfusu bu andan sonra TAU’nun bu çok zorlu maçtan galip çıkması için
yeterli oldu. Özellikle fark 5 sayıya inmişken alınan mola dönüşü Rakocevic’in
attığı kritik üçlükle Vitoria ekibi işi mecburi bir deplasman galibiyetine
bırakmadı zira bu sene nice güçlü takım Belgrad’da sahadan silindi. Planinic 18,
Rakocevic 15 sayıyla takımı sırtlarken Partizan’da Kezman 13 sayıyla ön
plandaydı.
Belgrad’a taşınan seride TAU muhtemel bir deplasman
galibiyetine, zaten rakibi de bu sene misyonunu tamamlamış gibi göründüğünden
çok olası bakıyordu. Fakat Sırbistan’da karşılaştıkları manzara hiç de umdukları
gibi değildi. Tüm ülkenin kalbinin aynı anda, bir spor salonunda attığını
farzedersek duruma mantıklı bir izahta bulunmuş oluruz. Yukarıda bahsettiğimiz
atmosferde maça öyle bir başladı ki Pratizan, İspanyol ekip ne olduğunu
anlayamadan ilk çeyrek 10 sayılık farkla sona ermişti bile... Fakat malum, TAU
öyle kolayca sindirilebilecek bir takım değil, dirilmeleri uzun sürmedi. Devreye
5 sayı önde giden Partizan 3. çeyrekte farkı açmayı başaramasa da rakibine de
yetişme şansı tanımadı. Ve tüm gücüne rağmen gününde olmayan rakibine bitirici
darbeyi son çeyrekte vurmayı başardı. Genç ekibin bu maçtaki savunma performansı
gerçekten de parmak ısısrtacak türdendi. TAU gibi bir takıma 2 ve 3 sayı
yüzdesinde %40’a ulaşma fırsatı tanımadılar. Ve hava toplarında kurdukları 37-28
üstünlükle de seriyi Vitoria’ya taşımayı başardılar. Partizan’ın başarısında
büyük pay sahibi olan iki uzunu Velickovic (17 sayı, 12 hava topu) ve Pekovic
(19 sayı) TAU’yu yıkan isimlerdi. İspanyollarda ise sadece Rakocevic sahnedeydi
15 sayıyla.
Deplasmanda aldığı 21 sayıylık ses getiren mağlubiyetle
afallayan TAU, evine döndüğündeyse kendi kimliğini bulmuş gibiydi. Tabii bu
kendini bulmada sahada yokları oynayan pota altlarının da sepet topunu
hatılramaısnın payı vardı. Ortada geçen ilk çeyrekten sonra maça asılan TAU, 7
sayı önde girdiği son çeyrekte hızını arttırıp maçı da farklı kazanarak adını 4.
kez üst üste Final 4’a yazdırmayı başardı. Bu, gerçekten inanılmaz bir başarı
kabul edilebilirdi tabii önümüzde CSKA gibi bir örnek olmasaydı. Fakat referansı
Rus takımı olarak almazsak muhteşem bir durum. İlk iki maçta genç ve atlet
Partizan pota altı karşısında bocalayan ve kalitesinin çok uzağında kalan
Splitter bu maçta kendi kimliğini buldu ve 18 sayı, 9 hava topuyla takımını
sırtladı. Ona 19 sayıyla Pete, 15 sayıyla Rakocevic eşlik ettiler.
Partizan’daysa Tripkovic 16 sayıyla sivrildi ancak bu mağlubiyette önemli pay,
TAU uzunlarına kurduğu üstünlüğü sürdüremeyip denize dökülen Pekovic’indi...
Böylelikle TAU son dört biletini, CSKA’nın rakibi olarak almayı başardı. Bakalım
bu büyük başarı istikrarını bu sene bir şampiyonlukla taçlandırabilecek mi
İspanya’nın güçlü ekibi. Hoş, başaramasalar bile bu sene Madird’deki mücadelede
ev sahibi yer bulamazken onların oynayacak olması bile büyük bir gurur kaynağı
olacaktır kendilerine...
Maccabi-Barcelona 2-1 (81-75, 74-83, 88-75)
Sezon içinde oynadığı basketbola ciddi bir ivme katan
Maccabi Tel Aviv, yine sezon içinde sergilediği inişli çıkışlı grafiği son
zamanlarda düzelten Barcelona’yı Nokia Arena’da ağırladı ilk maçta. Yakın giden
ilk çeyreğin ardından oyuna ağırlığını koyup farkı çift hanelere taşıyan İsrail
ekibi, devre sonunda gördüğü dirençle ikinci yarıya ancak 7 sayı önde
başlayabildi. Üstelik maruz kaldıkları bu direnç Ersan-Basile ikilisinin
fantastik üç sayı yağmurunu da peşine takınca son çeyreğe berabere girilmesi çok
da şaşırtıcı değildi. Fakat umutların tükenmesi kolay olmuyor böylesi
salonlarda. Ve Maccabi’nin, Vujcic’le söyleyeceği şeyler henüz bitmemişti.
Hırvat yıldız, yardımına koşan Halperin’le beraber ivmeyi tekrardan takımına
getirmeyi başardı ve bu derece sıkıntılı bir maçtan takımının galip çıkmasına ön
ayak oldu. 18 dakikaya 12 sayı sığdıran Vujcic’e Batista 15 sayı, Halperin de 11
sayı, 6 hava topu, 5 sayı pasıyla destek verdi. Barcelona cephesindeyse bu
senenin en iyi oyununa şahit olduğumuz Ersan’ın şovu vardı. Her ne kadar bu şov
bir galibiyetle noktalanmasa da 21 sayı, 9 hava topu, 2 sayı pası, 2 top
kesmeyle Ersan nerede olduğunun ancak farkına varmış gibiydi. Ona destek 17
sayıyla eski kurt Basile’den geldi....
Seriyi tekrardan İsrail’e taşıyarak umutlarını ayakta
tutmak isteyen Barca, kendi evindeki 2. maça aynen deplasmanda sahip olduğu,
maçın sonunu getiremese de Maccabi’ye ecel terleri döktüren hırsla başladı. Yine
Basile’nin etkili oyunuyla maça giren Katalanlar, bu kez Maccabi’nin direnciyle
karşılaşınca istedikleri hızlı girişe muvaffak olamadılar ve çeyrek 23-22 sona
erdi. İkinci çeyrekte az da olsa baskısını hissettiren ev sahibi devreye 6 sayı
farkla önde girmeyi başardı. Müthiş bir çekişmeye sahne olan 3. çeyreğin bir
galibi çıkmazken son çeyrekte sahne alan şişman kadın (Burada Basile’ye tekabul
ediyor) operanın bu perdesine noktayı koydu. Sansasyonel bir performansla, daha
önce Luis Scola’ya ait olan çeyrek final sayı rekorunu egale eden İtalyan gard
gerçekten de savunulamayacak bir oyun ortaya koydu ve Maccabi potasına tam 34
sayı bıraktı. İlk maçta Ersan’la beraber attıkları 38 sayıyı, bu defa Ersan naz
yapınca kendisi attı. 33 yaşındaki bir yıldız için gerçekten takdir edilesi bir
performans. Morris’in 16, Casspi’nin 18 sayısıysa Maccabi adına sonuç getirmedi
ve seri kazananı belli etmek için İsrail’e taşındı...
Nokia Arena’da oynanan serinin son maçından ise Maccabi’ye
son 9 sezonda 7. Final 4 bileti çıktı. Maça etkili başlayıp ilk çeyreği önde
kapatmayı başaran Barca, daha sonra yedek bankından uzanıp gelen Bluthenthal ve
Bynum’un harika basketbolu ve sayılarıyla bir anda 9 sayı geriye düştü devre
biterken. İlk beşinden alamadığı verimi iki benç oyuncusundan sonuna kadar alan
İsrailliler, bir ara 3’e düşen farkla yakalanıyor gibi olsalar da yine bu çılgın
yedek ikilisiyle toparlandılar ve Halperin’in de müthiş katkısıyla tekrardan son
dörtteki koltukalrına kuruldular. Bynum ve Bluthenthal 21’er sayıyla müsabakayı
noktalrken Halperin 17 sayısına 9 sayı pası da ekledi ve gecenin kahramanı o
oldu. %45’le üçlük atmasına engel olamadığı rakibine kriz bile yaşatamayan
Barca’da ise Grimau 18 sayıyla oyanrken Vasques ona 15 sayı, 13 hava topuyla
eşlik etti. Maccabi böylelikle Siena’nın rakibi olmaya hak kazandı Final 4’da.
Çok ciddi bir hava topu üstünlükleri olabilir İtalyan ekibe karşı ve bundan
sonuna kadar faydalanacak tecrübeye sahipler. Bakalım finale tekrar
uzanabilecekler mi?..
Siena-Fenerbahçe 2-0 (73-66, 65-86)
Her ne kadar takımlarımızı son dört için mücadele ederken
görmek bizlere büyük keyif verse de, Fenerbahçe’nin bu sene yakaladığı başarının
aslında yapay bir başarı olduğunu, güçlü takımlara hiç diş geçiremeyen
ekibimizin zayıf rakiplerine fazlaca puan kaptırmadan ve dahi inanılmaz bir
“fikstür-rakip yardımı” şansına sahip olarak buralara geldiğini belirtmiştik.
Ancak sonuç itibariyle dağları devirmese de çeyrek final oynamaktaydı Fenerbahçe
ve bizler de o beklenen direnci Avrupa’nın en takım gibi takımına karşı
göstererek bir sürpriz Final 4 beklemekteydik. Ancak evdeki hesap çarşıya pek de
uymadı. Evindeki serinin ilk maçında son çeyreğe kadar kendini sıkmayan, hatta
3. çeyrekte bir ara 46-49 geride kalan Siena son çeyrekte yaptığı işi sıkıya
alma hamlesiyle maçı kazandı ve seriyi erken bitirmek için İstanbul’u gözlemeye
başladı. Solomon’un 11 sayıda kaldığı bir maçı zaten kazanması çok zor olan
Fenerbahçe için esas sıkıntılı nokta olmayan rotasyondaydı. İtalyanların hızlı
girip 9 sayı öne geçtiği ilk çeyrekten sonra Semih-Ömer pota altıyla rakibini
yakalayıp geçen takımı Tanjevic, Ömer’i kenara alarak neden bozdu, neden ona bu
kadar az süre verdi gerçekten anlaşılması imkansız gibi duruyor ama “kurt
hoca(!)” esas anlaşımlası zoru diğer maça bırakmıştı, nereden bilelim?... Bu
ikili Siena’ya pota altını dar etmiş ve maçı takımları lehine çevirmişti
halbuki. Takımın koçu maçı ikram etmek istiyorsa oyunculara yapacak fazla birşey
kalmıyor maalesef. Semih ve Kinsey 12’şer sayıyla takımımız adına çaba sarfeden
isimlerdi. Siena’daysa Lavrinovic 16 sayı bırakırken potamıza esas katkı 7 sayı,
8 hava topu ve 8 top çalma yapan Stonerook’dan geldi. Siena’nın bu maçta da 22
top çaldığını belirtmemiz de ayrıca yerinde olur. Bu konuda üstlerine yok ve
takımımızın da yeterince dikkatli olmadığı aşikar.
Partizan da dahil olmak üzere çeyrek finadle ev sahibi
avantajı sahibi olmayan diğer takımlar rakiplerine varlıklarını ciddi olarak
hissttirdiler. Hatta Olympiacos CSKA’ya soğuk terler döktürdü. En azından benzer
bir şeyi Fenerbahçe’den de beklerdik Siena karşısında. Fakat beklentilerimiz
boşa çıktı ve İstanbul’daki maçta, orada oynadığı oyuna da yaklaşamayan Kanarya
tura galibiyet alamadan veda etti. Beklenenin aksine maça Siena çok hızlı girdi.
Daha çeyrek biterken 10 sayılık farkı yakalamışlardı bile. Akabinde umulan
mücadeleyi parkeye döken takımımız devreye 3 sayı geride girdi ve ikinci devre
başında Solomon’un basketiyle de maça yeni bir başlangıç yaptı. Fakat ne olduysa
bundan sonra oldu. Kontrolü ele alan İtalyan takımı bu andan sonra 9-25’lik bir
çeyrek skoruna gidip, son çeyrekte de 0-12’lik bir seriyle farkı 25’lere
çıkarınca rüya beklentisi kabusa dönüştü. Thornthon ve Lavrinovic 18’er sayıyla
Final 4 yolunu açan oyunculardı. Bizdeyse senaryo gene aynıydı: 11 sayıda kalan
Solomon... Böylelikle 3 yıl sonra Siena tekrardan son dört oynamaya hak kazandı.
Üstelik karşılarında görece daha makul bir rakip olan Maccabi olacak. Final
içten bile değil onlar için. Bize dönecek olursak, tüm Top16 boyunca Avrupa’nın
adını ezberlediği Ömer Aşık’ın oyuna bile girmediğini söylersek, “coaching”
kalitesinin takıma neler kattığını, böylesi önemli bir maçı koçun ansıl
değerlendirdiğini alan beyan görür, fazla yoruma mahal bırakmayız sanırım...
MVP :
1. Maçlar: Ersan İlyasova (Barcelona) 28
verimlilik puanı
2. Maçlar: Gianluca Basile (Barcelona) 31
verimlilik puanı
3. Maçlar: Tiago Splitter (TAU) 27 verimlilik
puanı
Kayda değer performanslar
1. Maçlar
+Lynn Greer (Olympiacos) 19 sayı (6/10
saha içi isabeti), 6 sayı pası
+Qyntel Woods (Olympiacos) 20 sayı (4/4
3s), 4 hava topu
+Matjaz Smodis (CSKA) 26 dakika, 21 sayı
(7/10 saha içi isabeti), 5 hava topu
+Zoran Planinic (TAU) 18 sayı (7/10 saha
içi isabeti, 4/4 3s)
+Ersan İlyasova (Barcelona) 21 sayı (8/12
saha içi isabeti), 9 hava topu, 2 sayı pası, 2 top kesme
+Yotam Halperin (Maccabi) 11 sayı, 6 hava
topu, 5 sayı pası
+Shaun Stonerook (Siena) 7 sayı, 8 hava
topu, 2 sayı pası, 8 top çalma
--------------
-Mirza Teletovic (TAU) İlk beş, 21 dakika,
0 sayı (0/3 saha içi isabeti)
-Tiago Splitter (TAU) 15 dakika, 8 sayı
(1/5 saha içi isabeti), 2 top kaybı, 5 faul
-Jaka Lakovic (Barcelona) İlk beş, 20
dakika, 6 sayı (1/10 saha içi isabeti)
2. Maçlar
+Ramunas Siskauskas (CSKA) 21 dakika, 20
sayı (8/11 saha içi isabeti), 4 hava topu, 3 sayı pası
+Trajan Langdon (CSKA) 18 sayı (7/9 saha
içi isabeti), 4 hava topu, 3 sayı pası
+Novica Velickovic (Partizan) 17 sayı, 12
hava topu, 4 sayı pası
+Nikola Pekovic (Partizan) 19 sayı (8/12
2s), 5 hava topu
+Gianluca Basile (Barcelona) 34 sayı, 5
hava topu, 2 top çalma
---------------
-Lynn Greer (Olympiacos) 29 dakika, 8
sayı, 4 top kaybı
-Zoran Planinic (TAU) İlk beş, 20 dakika,
5 sayı (2/8 saha içi isabeti), 2 top kaybı
-Tiago Splitter (TAU) 13 dakika, 3 sayı, 4
faul
-Jaka Lakovic (Barcelona) İlk beş, 15
dakika, 0 sayı (0/4 saha içi isabeti)
3. Maçlar
+Ramunas Siskauskas (CSKA) 27 dakika, 24
sayı (5/6 3s)
+Matjaz Smodis (CSKA) 13 sayı (3/3 3s), 6
hava topu, 3 sayı pası
+Tiago Splitter (TAU) 18 sayı (7/9 2s), 9
hava topu27
+Mikael Pete (TAU) 19 sayı (8/10 saha içi
isabeti), 6 hava topu
+Fran Vasquez (Barcelona) 15 sayı, 13 hava
topu, 2 sayı pası, 2 top çalma, 2 top kesme
+David Bluthenthal (Maccabi) 24 dakika, 21
sayı (3/3 2s, 5/6 3s), 3 hava topu
+Yotam Halperin (Maccabi) 17 sayı, 9 sayı
pası, 3 top çalma
-----------------
-Lynn Greer (Olympiacos) 32 dakika, 9 sayı
(2/12 saha içi isabeti)
-Nikola Pekovic (Partizan) İlk beş, 24
dakika, 9 sayı (1/6 saha içi isabeti), 3 top kaybı, 5 faul
İstatistik
|
Verimlilik |
|
|
Oyuncu |
Takım |
Maç |
Ortalama |
|
Matjaz Smodis |
CSKA |
3 |
22.3 |
|
Ramunas Siskauskas |
CSKA |
3 |
21.0 |
|
Ksistof Lavrinovic |
Siena |
2 |
20.5 |
|
Gianluca Basile |
Barcelona |
3 |
18.7 |
|
Will Bynum |
Maccabi |
3 |
17.0 |
|
Sayı |
|
|
Oyuncu |
Takım |
Maç |
Ortalama |
|
Gianluca Basile |
Barcelona |
3 |
19.3 |
|
Ramunas Siskauskas |
CSKA |
3 |
18.7 |
|
Matjaz Smodis |
CSKA |
3 |
17.0 |
|
Ksistof Lavrinovic |
Siena |
2 |
17.0 |
|
Bootsy Thonthon |
Siena |
2 |
16.0 |
|
Hava Topu |
|
|
Oyuncu |
Takım |
Maç |
Ortalama |
|
Terrence Morris |
Maccabi |
3 |
9.7 |
|
Fran Vasquez |
Barcelona |
3 |
8.3 |
|
Novica Velickovic |
Partizan |
3 |
8.0 |
|
Mirsad Türkcan |
Fenerbahçe |
1 |
8.0 |
|
Georgios Printezis |
Olympiacos |
3 |
5.7 |
|
Sayı Pası |
|
|
Oyuncu |
Takım |
Maç |
Ortalama |
|
Yotam Halperin |
Maccabi |
3 |
5.3 |
|
Theodorso Papaloukas |
CSKA |
3 |
5.0 |
|
Lynn Greer |
Olympiacos |
3 |
5.0 |
|
Terrel McIntyre |
Siena |
2 |
5.0 |
|
Bootsy Thornthon |
Siena |
2 |
4.0 |
|
Top Çalma |
|
|
Oyuncu |
Takım |
Maç |
Ortalama |
|
Shaun Stonerook |
Siena |
2 |
5.0 |
|
Oğuz Savaş |
Fenerbahçe |
1 |
4.0 |
|
Terrel McIntyre |
Siena |
2 |
3.0 |
|
Tarence Kinsey |
Fenerbahçe |
2 |
2.5 |
|
Will Bynum |
Maccabi |
3 |
2.0 |
|
Top Kesme |
|
|
Oyuncu |
Takım |
Maç |
Ortalama |
|
Terrence Morris |
Maccabi |
3 |
2.3 |
|
Ionnis Bourousis |
Olympiacos |
3 |
1.3 |
|
Tiago Splitter |
TAU |
3 |
1.3 |
|
Zoran Planinic |
TAU |
3 |
1.0 |
|
Fran Vasquez |
Barcelona |
3 |
1.0 |
b>Umut YAŞAR