|
BuckéYé
|
Ne zaman yazdığımı tam hatırlamıyorum ama 3 ay falan olmuştur heralde. Draft değerlendirmesi yapmıştım vakt-i zamanında ve tabii bir de takıma değindim doğal olarak.
Edebi Ebediyete İntikal… Merhaba Ulan! Ben ki , bu takımı sevip,gönül vermiş biri olaraktan,bulunulan pozisyondan ötürü utanç duyduğumu belirtmek isteyerek yazıma başlamak istiyorum. Lig de, sansasyon yaratan bir takım değiliz, her gün gündemde değiliz, genellikle kendi halimizde, bazı oyuncuları kenara bırakırsak(ÖRN: Bogut),pek çok kişinin sempati ile baktığı bir takımız. Yalnız, paso Loser olmamız, artık bu durumdan rahatsızlık duymamıza neden oluyor( Artık mı? Dalga mı geçiyorsun Onur? Senelerdir sen fenalardasın...)
Sezon başı yapılan hiçbir hamlenin doğru düzgün olmaması, Salary’nin pervasızca harcanması ve yanlış kararlar üstüne yenilerinin eklenmesi ile Doğunun diplerinden kurtulmak da zorlanıyoruz. Elimizde ki, oluşturulabilecek çok yönlü takas paketlerini de kullanamaz olduk. Oyuncuların performansları, geçtiğimiz yıllara göre düştü.Bilhassa Simmons ve Bell’den extra olarak söz etmeme gerek olmadığı kanısındayım.
Takım için yapılması gerekenlerin sıralanabileceği şu dönemde ki yazıya artık banal şeyleri eklemek istemiyorum. Oturup,60 maç geçen bir sezonda da oyuncuların performanslarını teker teker özetleyip, maç içi analizlere de kalkışmayacağım. Neden ve Nasıl şu duruma geldiğimizi konuşmanın vakti. Nelerin yapılması gerektiğini bir de benim kalemimden okumanız taraftarıyım.
Bucks, Neden Her Sene ‘’ Forza Lotarya! ‘’ Diyor?
Neden mi? Çünkü: ‘’yeniden yapılanmak için yeniden yapılanma’’ yapıldığından dolayı. Bir amaç yok. Hiç bir şekilde ‘’ Daha ileri nasıl gidilebilir?’’-‘’Bu organizasyonda, kendimizi nasıl daha fazla hissettirebiliriz?’’-‘’Nasıl yatırımlar yaparak, hedeflerimizin üstüne birikimlerimizi de koyarak yolumuza devam edebiliriz?’’ bu tür sorulara yanıt aranmadı senelerce. Hiç bir şekilde, gelişen, modern basketbol kültüründe ki gelişmeler ve yararlı olabilecek faaliyetler takip edilmedi. Oyunculardan sorumlu menajerler, hiçbir şekil de görevlerini tam anlamıyla yerine getiremedi. Hedefin belli olmadığı bir dünya da yaşanıyormuşçasına kendini kandırmalar, her sezona umutlu başlayarak göz boyamalar, yapılan değişik hamlelerle ilgi odağı olmalar… Bucks’ın sorunu buydu. ‘’Playoff’’ denen zımbırtının ‘’hedef’’ olarak görülmesi de bunlara eklenebilir.2001 de kaybedilen Doğu Konferansı Playoff Final Serisin den sonra, dağılmaya yüz tutacak hale gelen Bucks oluşumunun yerini, akabinde takip edecek yeniden yapılanmalara ve hedefsiz, amaçsız senelere bırakacağı çok açıktı ve ben bunu tabiî ki 2003 de fark etmiştim. Bu Belliydi. Sanki, 2001 senesinde ki big-triolu ( Sam Cassell-Ray Ray-Big Dog) dönemimiz de şampiyon olamamamız, bizi, temeli yeniden atılmış bir bina haline itmeye zorluyor gibiydi.
Alıntı : ‘’ve ben bunu tabiî ki 2003 de fark etmiştim’’ Bu cümleyi kullandım az önce. Çünkü 2003 yılı, Bucks dönemi için kabusun başladığı yıldır. ‘’Genel Menajer’’ sıfatını, ömrü hayatı boyunca, kendi etini satsa kazanamayacak olan bir zata verilen bu görev, zamanımıza kadar uzandı. Şuan da 5.senesini tamamlayacak olan Larry Haris, (küçük küçük sorumluları arındırdığımız da...)5 sezon içinde, amaçsız bir takım yaratacak olmanın gururu içindeydi herhalde. Göreve gelinen yıldan itibaren yapılan tek bir 8.lik,( tabii o zaman,4. olabilirdik. Washington, bizi yakan takımlardan bir tanesi idi) ile gelinen bir playoff macerasından başka, Bucks’a katabildiği bir elin parmaklarını geçmeyecek olan Haris, uğranan zararların faturasını hiçbir zaman ödemeyecek elbette ki.
Göreve geldiğinin hemen ertesin de Terry Porter denen zibidinin head coach olmasını sağlaması, Bucks’ın kabuslarının,1 derece daha artmasını sağlayacaktı. Aslında hiç uzatmaya gerek yok. Bu anlattıklarımdan da anlayacağınız üzere, şuan ki durum,2003’ten kalan mirasıdır.O zamanın kalıntılarıdır.O zamanın ‘’atılamayan temellerin ’’ sağlam olmayışıdır.
Pistons,03 de ki Wallace transferi ile(bir de Rip’in Wizards’dan çalınması var tabii) birden bire şampiyonluk potasına girdiyse, bunu tek nedeni, Joe Dumars’ın, oluşturulacak sistemi,01 yılından itibaren kafasında kurması ve bunu pratikte değil, faaliyette göstermesidir. Hedefler belliydi onlarda, sorulan sorular belliydi, cevaplar hazırdı. Her şey yapıldı ve şimdi ki konumdalar. Ve işte… Benim dediğimin aynısını görüyorsunuz! Sezon ortasında, alınan üst üste yenilgilerin ardından, Harris’in gideceği yönünde çıkan soğuk savaş ile yakılan sinyallerin devamı gelseydi ( ki hiç zannetmiyorum. Herb Kohl,Harris’in babasının yakın arkadaşı) eminim ki,bir sonra ki sezona çok daha fazla umutla bakmamıza neden olacaktı.Sanmıyorum yani bundan sonra draft dı,takas dı kıldı tüydü ile bir yerlere gelinebileceğini. Yani anlayacağınız bu bir sempton. Başı boş kuşların, salgın hastalıkta şehre korku saldığı dünyada, kalbimde yeşermesine izin vermediğim korkuyu salması gibi…
Alıntı: ‘’Sanmıyorum yani bundan sonra draft dı, takas dı kıldı tüydü ile bir yerlere gelinebileceğini.’’ Dedim. Fakat tabi bende mutlu olmak istiyorum. Bir şeylerin yapıldığını ve ilerlenmeye çalışıldığına şahit olmak ve bu oluşumu desteklemek istiyorum. Böyle konuştuğuma bakmayın =) Ama ben ne zamana bu çok istediğim mutluluğu yakalarım orası muamma. İnsanların, bize bakış açıları, prestijimizin ne denli olduğunu gösterir nitelikte. Yapılan fix yorumları ( Çok dengesiz bir takım, bir gün öyle bir gün böyle,kimi yenebileceği belli olmayan,aslında frount court’u çok iyi olan ama bir türlü istenilen kıvama gelemeyen,birbirini tamamlar nitelikte ki parçalara rağmen,oluşturulamayan bir sistemin kurbanı olan kaliteli takım) görmekten bıktım usandım.Milletin dilinde ki yerimizden ayrılmak istiyorum artık.
Şuan ki halimizin geçmişine indim. Neden buralara düştüğümüzün temeline inmeye çalıştım. Umarım siz de anlıyorsunuzdur Bucks’ı ve beni.
Düzlüğe Çıkmak İçin…
Geçmiş yazılar da, oyun sisteminde ki ilerlemelerin, nelerin yapılabileceği ile orantılı olduğunu söylemiştik. Bunları da uzun uzun anlattığımı hatırlıyorum. Lakin, bu sene için yapılması gerekenler, göze batan olayların nasıl düzeltilebileceği için getirilen çözümler di onlar. Şimdi,’’yep yeni bir sezona, yine büyük umutlarla girdiğini sanan bir Bucks yönetimi’’ görmenin, benim ruh sağlığımı bozacağını söylememe gerek yok sanırsam.
Şimdi ise bir daha ki sezona ‘’ gerçekten umutlu girmek için’’ yapılması gerekenleri söylemenin zamanı. Oyun planında ki değişimleri, varyasyonları ele almamak gerekir şimdi. Oyuncuların yapması gerekenlere, eksilerine-artılarına bakmadan, dolaylı olarak derinden, direkt olarak yüzeysel bir durum değerlendirmesi ve geleceğe dönük yapılabileceklere bakalım.
Öncelikli olarak yapılması gereken.80 yaşına iskele dayamış Herb Kohl’un, artık transfer ve takas politikalarına karışmaması gerekir. Aynı zamanda temennimiz de bu yönde. Zira, Bell’e denk kontrat verme fikrinin, Kohl’un başının altından çıktığı bilinen bir olay. Gelecek için, globalleşen ve popülarizmi, git gide dünyaya yayılan ve her an değişimlere açık olan, etkileşimlerden nem kapan bir lig organizasyon olan NBA de tutunmamız ve orada kendimize, gelecek için ‘’artık umutlu olmayan, direkt olarak kafaya oynayacak olan’’ bir konumda olabilmemiz için, yapılması gereken bir sonra ki hamle, GM değişikliğidir. Bu devirde, Jerry Colangelo’nun bile, başarılı 2 sezonunun ardından Raptors’dan ayrılma spekülasyonları çıkıyor ise, bizim Larry Harris’i hemen postalamamız gerekirdi şuana kadar.
Değişimin başladığı andan sonra ki 2.dönemeç olan GM değişikliğinin aka bin de getirilecek olan(büyük bir olasılıkla) yeni koçun, mümkün mertebe, genç bir zihniyette ve yeteneklerin önünü kapatmayacak türde olması gerekli. Koçun oyun tarzı, takımda ki oyunculara bakış açısı ile alakalı elbette ki. Onlara en uygun ipliğin tutturulması, zaman alacak olan bir çalışma ama eğer bir şeyler elde edilmek isteniyorsa, bu yolda biraz zahmet gerekli. Oyun anlayışı bakımından, Bogut’un patlamasına zemin hazırlayabilecek mantalitede olması bizim için avantaj olur.( tabi tüm bunları, Krystkowiak’ın gidişinin ardından söylüyor muşum gibi düşünün. Bogut için ise, takas edilmesini istediğim bir oyuncu şahsen. Ama yönetimin, O’nu bir takas paketinde kullanmaya niyeti var gibi gözükmüyor. O bakımdan, O ‘nun üstüne de bir şeyler kurmamız şart oluyor bu durumda ki biraz sonra, Drafta konusuna değindiğimde, biraz daha fazla şey söyleyeceğim) Sezon başında büyük ‘’umutlar beslediğimiz’’ ( yeter ya.. Umut da umut..umut da umut..) koçumuz ‘’fos’ çıkınca,mecbur başkalarından medet ummaya başladık. Halimiz kötü şuan. Nerde kalmıştık? Heh.. Gelecek için yapılması gerekenlerin başında, kalıcı oyuncu potansiyelini standart haline getirmek de Bucks için önemli. Ayrıca, istikrar, Bucks için büyük sorun teşkil etmekle beraber, maç içinde hiç göremediğimiz bir halde… Kişisel istikrar da önemli. Oyuncu bazında, istikrarlı bir uzun, istikrarlı bir görev adamı Bucks’ın ihtiyacı olan şeylerden bir tanesi. Gelecek için, takımın, rotasyon seçiminde bir standart yakalaması şart. Starting lineup olarak değil de, maç içinde gerçekten gözle görülür bariz açıklar var. Bunun en iyi örneğini, Portland ve Pistons da görüyoruz.
Draft 08 ve Bucks’ın İzlemesi Gereken Politika
2008 draftı, gerçekten potansiyelli oyuncuların geçiş yapacağı bir draft. Çok kaliteli oyuncular, çok genç, yetenekli isimleri barındırıyor bünyesinde. Bu bağlamda, bir çok GM’in ve haliyle takımın, iştahı kabarıyor. Seçilebilecek ve gelecek için mükemmel bir yatırım olacak olan o kadar çok oyuncu var ki…
Bucks’ın, hedefleri ve ihtiyaçları doğrultusunda, yapabileceği pek çok hamle var. Tabii ihtiyacı olan da pek çok alan var. İhtiyaçlarımız belli. Uzun uzadıya yeniden yazmaya gerek yok. Zaten belirtmiştik. Peki bu ihtiyaçlara nasıl cevap verilebilir 08 draftında veya neler yapılabilir bize uygun? Ona bakalım isterseniz. Dilerseniz öncelikle, sıralama olarak, ortalama bir tahmin ile bize düşebilecek oyuncuları yazalım. Sonra da, ‘’aslında yapılması gereken draft hamlesini’’ analiz edelim.
Lottary şansımıza göre bize düşebilecek oyuncular: DeAndre Jordan, Roy Hibbert, Kosta Koufos, Chase Budinger, Darrell Arthur, Nicholas Batum.
Muhtemel olarak yapabileceğimiz seçimler bu şekilde. Dilerseniz oyuncuların özelliklerine kısa bir şekilde değinelim.
DeAndre Jordan : 21 Haziran 1987 Houston doğumlu pivot,2.13 boyunda.. Artılar - Fiziği çok iyi, kendini her an geliştirebilecek potansiyele ve vücut yapısına sahip bir oyuncu.Ribaund hissi çok iyi ve orta mesafe şutu,gayet yerinde olan,yüzdeli oynayan bir oyuncu.Blok özelliği de var,hatta atletizmi onu bu konuda bir basamak daha üste taşıyor. Eksiler - Serbest atışları çok kötü, hücumu aslen kısıtlı bir oyuncu ve biraz da çelimsiz bir görünümü var. Post-up oynamayı biraz daha öğrenmesi şart. Roy Hibbert :
Artılar : -Draftın en heyecan verici pivotu olmaya aday...Fiziği ve kuvveti ile çok iyi bir pota altı oyuncusu...Yumuşak bir ele sahip.Güçlü bir ribaundçu ve serbest atış çizgisinde çok iyi...Basketbol zekası mükemmel...PG kadar iyi bir pasör...Karar vermedeki hızı gün geçtikçe gelişiyor...Göründüğünden daha atlet bir oyuncu ve saha görüşü de bir uzuna göre çok çok iyi. Eksiler : -Büyük ve atlet pota altı oyuncularına karşı sıkıntı yaşıyor. Amare gibi… Fizik üstünlüğüne rağmen çok da iyi bir blokçu değil...Atletizmi sınırlı...
Kosta Koufos :
Artılar : -Agresif ve yetenekli bir uzun. Topu yere vurma konusunda başarılı. Çok iyi bir serbest atış oranına sahip, 3lükleri ve orta mesafedeki başarısı ile Mehmet Okur’u andırıyor. Zeki bir insan ve örnek bir öğrenci. Yüksek postta son derece etkili… Eksiler : -Saha içinde hızlı olsa da ayakları yeterince hızlı değil. İyi bir blokçu değil. Savunma da daha çok gelişmeli. İçerden oyuna daha çok önem vermeli…
Chase Budinger : 22 Mayıs 1988 California doğumlu oyuncu,2.00 boyunda... Artılar - Bir beyaz olmasına rağmen çok iyi bir atlet. Atletik olduğu kadar da iyi bir şutör. Ona pozisyon hazırlamanız size mutlaka artı birşey olarak geri dönüyor. Bugün, NBA de her takımın kadrosunda isteyebileceği türden bir oyuncu. Eksiler - Savunmada problemleri var. Biraz narin, daha fazla beslenmesi gerekiyor. Öyle ki ne kadar iyi bir şutör olsa da NBA de bu şekilde tutunması için biraz daha gelişmesi gerekiyor.
Darrell Arthur : 23 Mart 1989 doğumlu oyuncu, 2.06 boyunda.. Artılar - Çok güçlü bir oyuncu. Çok güçlü bir Power Forvet. Darbelere dayanıklı sağlam bir yapısı var. Ribaund için savaşan ve tuttuğunu koparan bir cins. Orta mesafe şutları genelde iyi. Savunmada da yırtıcı ve agresif yönleri ile rakibini boğuyor.2li oyunları becerebildiği gibi çok da iyi bir atlet. Eksileri - Post up'ı çalışması gerekli. Sırtı dönük iken afallayan oyuncu kendini bilmez gibi hareket edebiliyor bazen.
Nicholas Batum : 14 Aralık 1989,Pont Leveque/FRANSA doğumlu oyuncu 2.02 boyunda... Artılar - İnanılmaz bir fiziğe sahip. Combo guard-forvet karışımı çok güçlü bir oyuncu. Pek iyi bir savunmacı. İnanılmaz atlet bir o kadar da skorer bir kimliği var.Orta mesafe ve 3 sayı çevresinden iyi bir şutu var. Eksiler - Top hakimiyetini geliştirmesi gereken, potansiyelli bir oyuncu.89 doğumlu henüz. Deneyimsizliğin doruk noktasında…
Oyuncular hakkında kısa kısa bilgiler verdikten sonra, Bucks için alınabilecek/alınacak/alınması gereken ( neyse işte) zatlara bakalım.
Bogut’dan bahsederken, ‘’ Bogut için ise, takas edilmesini istediğim bir oyuncu şahsen. Ama yönetimin, O’nu bir takas paketinde kullanmaya niyeti var gibi gözükmüyor. O bakımdan, O ‘nun üstüne de bir şeyler kurmamız şart oluyor bu durumda ki biraz sonra, Drafta konusuna değindiğimde, biraz daha fazla şey söyleyeceğim) ‘’ demiştim. Takas edilebilecek yegane oyuncu şuan Bucks için. Yönetimin pek niyeti yok belki ama bir ara o söylentilerde çıkmamıştı değil. Yalnız, ara kere kendini aştığı maçlar da ki katkısında, istikrar problemi yaşıyor. Sezon içinde, çoğu inişli olmak üzere dalgalanmalar yaşıyor. Bu da bize olumsuz yönde etki ediyor haliyle. Biz de 3 senedir kendisinden ‘’ha patladı, ha patlayacak’’ türünde bir gelişim bekliyoruz ama beklentilerimiz boşa çıkıyor. Yapılması gereken O’nu, bir takas paketi içinde kullanıp drafttan alabileceğimiz bir uzunun önünü açmak. (O uzunu da alıp, Bogut’up back up yapamayız. Sonuçta ne olursa olsun Bogut, iki elini de çok iyi kullanabilen, pas yapabilen, gerektiğinde iyi savunmacı olan,potansiyelli bir uzun. Belki de biz onun için olası yer değiliz. Doğru eller de gerçekten all-star kapasitesine sahip) Piyasasını biliyor O’da bunu farkında. Yalnız, yapılabilecek bir takas, her 2 taraf içinde en iyisi olabilir. Şuan, gelecek sene için, kafamda en belirgin hamle, Bogut’un takas edilmesi. Yerine alınabilecek oyuncunun vasıfları ne olursa olsun, önemli değil. Yeter ki kol gibi kontratı olmasın. İşte bu bağlamda DeAndre Jordan’ı, Bucks formasıyla görmeyi çok istiyorum. Geldiği günden itibaren, ligin en dominant pivotları arasına adım atma eğilimi içinde olacak. Çok şey bekleniyor ondan. Belki Bogut için( şuana kadar) yola açamadık ama DeAndre Jordan, birçok yönden, Bogut’a üstün bir oyuncu. Biz, O’nu seçersek, kıymetini bileceğimize eminim.
2.olasılık ise, seçilebilecek bir 2-3 numara. Bunun için Budinger ve Batum ön plana çıkan isimler. Simmons’ın güzel(!) kontratı ile,2 sene önceden elimizde kalacağı belli olmuştu zaten. Öyle de oldu, elimizde patladı. Üstüne sakatlık geçirdi ve 1 sene ondan yararlanamadık. Bu sene için ‘’umut’’ da beslediğim yoktu Ondan yana. Öyle de oldu. Düşündüklerim çıktı. Simmons,bu senenin haya kırıklıklarından. Sene başında, şut çalışıp, çok iyi bir şekilde geri döneceğini belirtmesi üzerine heyecanlanan ben, aslında bu söylemlerin fos çıkacağını da bilmiyor değildim… ( Geçenlerde adı takas dedikodularına karıştı. Oraya da birazdan geleceğim) DES ise, yıllık 5 milyon$ a bize çivi çaktı sene başında. Eski evladımızı geri kazandık, sezon öncesi planlarımız doğrultusunda, yapılabilecek en güzel ve alınabilecek en iyi adamdı. Yalnız hesaba katılmayan bir şey vardı. DES yaşlanmıştı. Artık eski hareketliliği yoktu. Hücumda zaten kısıtlı bir oyuncu. Savunmada da, rakip oyunculara kök söktürecek enerji kendin de yoktu. İlk adımı yavaşlamıştı. Hornetsde ki görüntüsünden bile uzaktı. Ondan tam verim alamamamızın herhangi açık bir nedeni de yoktu. Üstelik, ilk 5 teki yeri de hazırdı. Sonra bir de 2 ay sakatlık yaşadı ..blah blah.. say say bitmez yani. Nitekim hayal kırıklıklarının başın da ( Bell de dahil olmak üzere) bu 2 isim geliyor. İstediğimiz verimi alamayıp, rotasyon da değişikliğe gidip, Onda da rayı tutturamayınca, bir çok maçta, rakip forvetlerin azmasına engel olamadık.
Bu bağlam da, yukarıda da özelliklerini saydığımız Budinger ve ya Batum, geleceğe güzel bakmak adına, iyi olurdu. Bilakis Budinger. Bir arkadaşım söylemişti, Voleybolu bırakmasaymış, dünyanın en iyi voleybolcusu olacakmış. İnanılmaz bir oyuncuymuş. Yalnız burada çok ilginçtir, ama aynı zamanda gerçektir de, Bucks’ın, son yıllarda ki draft seçimlerin de, birçok Avrupalı isime rastlanır. Olaya bu şekilde bakarsak, Batum da olasıdır. Zaten olası olmaları gerekmez. Her 2side, yapıları ve oyun tarzları itibari ile, ihtiyacımız olan türden.
Draft incelememiz ve Bucks açısından olaya yaklaşmamızın sonuna geldik. Yayında ve yapımda emeği geçen tüm insanların Allah belasını versin emi!
NOT: Bu Draft ile ilgili söylediklerimin gerçekleşmesi için, Bucks’ın tam gaz, Lotarya hedefine ilerlemesini sürdürmesi gerekmektedir. Benim de temennim bu yönde. Playoff falan yaparak bu saatten sonra elimize bir şey geçmez.
|