+ NBA Tr Forum » NBA Tarihi Tartışma Alanı » Biyografiler ve Oyuncu Analizleri » Aktif Oyuncular (Moderatörler: Michael 23 JORDAN, Dağlar)Konu:
 Steve Nash

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
Konu: Steve Nash  (Okunma Sayısı 1694 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« Yanıtla #20 : 06 Ekim 2006, 00:07:54 »
Dağlar
spontaneously sportsman
Moderator
MVP
*****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3213

Bir Dünya, Bir Rüya


Üyelik Bilgileri WWW
Ynt: Steve Nash

paslar top surus tekniği hakimiyeti

bence bunlar ikisinde de eşit özellikte ikiside bunlar aynı bence + sadece zayıf yanları farklı ikisininde

neyse konuyu kidd or nash  çatışmasına döneştürdük bu tartışma çok uziyacak ayrıca konuyuda saptırmış olduk böyle en iyisi kapatalım ve konuya devam edilsin dostum   wink  


Logged
« Yanıtla #21 : 07 Ekim 2006, 16:07:15 »
nashsss
newspaperman
All-Star
****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 881

İyi ki Dallaslıyım


Üyelik Bilgileri
steve nash ropörtajı


NBA 2005 MVP ödülü çok enteresan bir kişiliğe gitti. Steve Nash, klasik basketçi formatından uzakta, uzun saçlı, politik görüşlerini rahatça ifade edebilen sıradışı bir oyuncu. Dünyaca ünlü GQ dergisinden Joel Lovell, yaz tatilini karısı ve çocuğuyla beraber New York’ta buldu.

 

Geçenlerde, futbolu çok seven ve iyi oynayan yakın bir arkadaşımın telesekreterime bıraktığı ilginç mesajı fark ettim: “Ha....tr! Oğlum inanamicaksın ama bugün şu Çin mahallesindeki b..tan sahada kim futbol oynuyodu tahmin bile edemezsin! Steve Nash!!! Evet, hani NBA’in MVP’si Steve Nash! Hay a.q. ilk önce saç kesimi ona benzeyen başka bi eleman sandım ama harbiden o! Walla kandırmıorum!”

 

Yine aynı zamanlarda Nash’in aşağı Manhattan’daki kimi sokak potalarında bazı tiplerle tek pota attığını gösteren resimler de küçük haber ajanslarında dolandığından arkadaşımın beni keklememiş olduğunu anladım.

 

Peki neden? Shaq, Duncan, Nowitzki gibi devleri MVP oylamasında geçen, NBA tarihinde üst üste 4 playoff maçında 25 sayı-10 asist barajını geçen tek oyuncu olmayı başarmış, sıfırdan aldığı Phoenix Suns’ı neredeyse tek başına NBA’in en heyecanlı basket oynayan takımı haline getirmiş bir adam niye bir avuç yeteneksiz insanla tek pota ya da futbol maçı atsın? Bu soru bir süre aklımı karıştırdı durdu. (Bu olayı anlattığım herkese şunu diyordum: “Yani bu A-Rod’ın sokaktaki bir beyzbol mücadelesine katılması gibi. Ya da ne biliim, Eddie Van Halen’ın “Çocuklar, müzik yarışması için gitariste ihtiyacınız var mı?” diye sorması gibi.)

 

“Onlarla oynamanın planını felan yaptığım yok, tamamen o anda olan bir şey,” diyor Nash, fotomodelleri kıskandıran karizmatik pozları çekmemizden birkaç saat sonra. Karısı ve iki bebeğiyle beraber yaz tatillerini geçirdikleri New York’ta, Nash, sezona hazırlanmak için sabah bir-iki saat şut idmanı yapıyor, şut idmanından sonra oturdukları apartmanın merdivenlerini hızla çıkma çalışması yapıyor, kafasına eserse de akşamları futbol oynuyor. “Aslına bakarsan sahanın yanında jogging yapıyordum ki, bana bir adama daha ihtiyaç duyduklarını söylediler. Ben de onlarla biraz top koşturdum, o kadar.” diyor Nash.

 

“Peki senin kim olduğun hakkında en ufak bi fikirleri var mıydı?”

 

“Zannetmiyorum.”

 

O gece, Manhattan’da Pier 40’deki bir halı sahanın kenarında oturuyorduk. Nash’in o gece maçı vardı. Nash, yaz boyunca, Phebe’s adlı yerel bir barın sponsorluğunu yaptığı amatör bir kulüpte oynamıştı. Bu gece, Phoenix’e dönmeden önceki son maçını yapacaktı. Çekilen harika fotoğrafları hakkında konuşmak istemiyordu bile, bu onun gibi mütevazı bir adamın konuşmak istemeyeceği kadar utandırıcı bir konuydu sanki. Görünüşe bakılırsa, bir yığın insanın kendisine, Suns yöneticilerinin sokaktaki elemanlarla orda burda futbol ya da streetball oynamasına kızıp kızmadığını sormasına da kıl oluyordu.

 

“Aslına bakarsan kontratımda ne yazdığını çok detaylı olarak bilmiyorum.” diyordu Nash, “Yani, hakkaten çok önemsediğim yok, ama keşke şu fotoğraflar her tarafa yayılmasaydı.”

 

Nash’in MVP’liği hakkında söylenmeyen kalmadı. Larry Bird’den sonra ödülü alan ilk beyaz... İlk ve tek Kanadalı... NBA standartlarına göre misket kadar küçük... “Gerçekten de Shaq, Jordan, Magic ve daha önceki bir yığın büyük oyuncuya layık görülmüş bu ödülü kazanmış olmam neredeyse sürreal bir durum,” diyor Nash. “İsmimin o efsanelerle aynı nefeste anılması bile benim için büyük bir gurur.” Fakat Nash’in oynadığı basketi eleştirmek kimsenin haddi değil, sanırım. O inanılmaz bounce paslar, arkadan yaptığı no-look asistler, kendinden 30 santim uzun oyuncuların arasından attığı fade-away şutlar... Hepsi aslında ligin standartlarına göre çok sıradışı, tuhaf hareketler. Mesela, Nash, Jordan’ın Chicago Bulls üzerindeki ağırlığından tamamen yoksun. “Arkadaşlarımı yaptıkları her hatada yerin dibine geçirecek kadar sert bir karizmaya sahip olmak benim tarzım değil” diyor Nash ve ekliyor: “Ben sahaya eğlenmek için çıkarım, arkadaşlarımın da eğlenmesini isterim.” Nash’in aynı zamanda, Amerika’da solcu bir çıkıntı olarak görülmek gibi bir derdi var. Zamanında New York Times, Nash’in, deplasman yolculuğunda uçakta Marx’tan Komünist Manifesto’yu okuduğunu haber yapmıştı. Nash, 2003 yılında, ABD Irak’ı işgale hazılranırken bir maça “NO WAR. SHOOT FOR PEACE (savaşa hayır – barışa şut atalım)” yazılı bir t-shirt’le çıkmıştı. O maçın ardından yapılan röportajda Nash, “Saddam çılgın bir diktatör, ancak bizi tehdit edebileceğini düşünemiyorum. Kim ne derse desin, orada hiç nükleer silah bulamadık, ama işgal planı hala gündemde. Bence gerçek bir tehdit unsuru bulunana dek, Irak’ın işgali kabul edilemez.” demecini vermişti.

 

Bu olaydan sonra, neredeyse bütün ülke Nash’i eleştiri yağmuruna tutmuştu. Hatta, eski bir deniz piyadesi olan, Spurs’ün efsane pivotu David Robinson, Nash’in ülkeden ihraç edilmesi gerektiğini söyleyecek kadar ileri gitmişti. Nash’e bu tepkileri nasıl karşıladğını sorduğumda bana şu cevabı verdi: “O demeçleri verirken üzerime dikkat çekmek gibi bir derdim yoktu. Bir savaşa doğru son sürat ilerliyorduk ve bu konu hakkındaki görüşlerimi belirtmenin bir sorumluluk, bir görev olduğunu hissettim. Çünkü ülkedeki neredeyse kimse konuyla ciddi bir şekilde ilgilenmiyordu.”

 

Maçın başlama vakti gelmişti, Nash röportajı kısa kestiği için özür diledi, sahaya çıktı ve ısınmaya başladı. Isınmalar devam ederken karşı takımdan bir oyuncu takım arkadaşına, sanki Steve Nash’in rakip takımda oynadığnı sandığını, arkadaşı böyle bir şeyin imkansız olduğunu söyledi. Sonra bir-iki dakika sonra bu iki oyuncunun ısındığı yerden “Ha....tirrr!!! Baba bu gerçekten de Steve Nashhh! Harbi o!” sesleri yükseldi. Sonra ikisi de cep telefonlarına sarılıp onu bunu aramaya başladılar. Yanımda oturan seyircilerden biri, bu ligde bazı eski MetroStars oyuncularının da oynadığını, ancak Nash’in en az onlar kadar iyi olduğunu söyledi. Nash maç boyunca harika paslar attı, bir-iki gol de attı. Ancak onu izlerken, gösterdiği performanstan çok, oyundan aldığı zevk göze batıyordu. Bu adamda, diğer büyük atletlerden farklı bir şeyler vardı. Fizisel güç ve hızdan tamamen farklı olarak, fıldır fıldır dönen gözler, kaçık bir deha...

 

Maçı Nash’in takımı kazanmıştı. Ona ne kadar iyi olduğunu sordum. “Sanırım futbola odaklanmış olsaydım, profesyonel bir kariyer düşünebilirdim. Bazen basket yerine futbolu seçmiş omayı istediğim bile oluyor. Ama zannedersem bu “Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür” zihniyeti gibi bir şey.” cevabını veriyor.

 

Nash ve takım arkadaşları maç sonrası, sponsorları olan Phoebe adlı bara gittiler. Barın hissedarlarından Derek, herkese içkilerini doldurdu. Neredeyse tüm gece futbol ve Kanada muhabbeti döndü. Önemli bir muhabbet konusu da Nash’in ikiz kız bebekleriydi. “Gerçekten inanılmaz bir duygu.” diyordu Nash, sonra bize bebekleri hakkında ilginç bir hikaye anlattı: “Bir gün, bebekleri yatırmış, karımla baş başa vakit geçiriyorduk. Sonra bebe diafonundan gelen çığırtılarla irkildik. Odalarına gittiğimizde ikisinin de birbiriyle sağlamından kavga ettiğini gördük. Bu onların birbirleriyle ilk iletişimi oldu! Gerçekten inanılmazdı, karımla beraber gülmekten öldük.”

 

Gecenin ilerleyen saatlerinde, Nash’in, Sydney 2000 Olimpiyatlarından takım arkadaşı Mike Meeks merhaba demeye uğradı. Sarılmalar, tanıştırılmalar, daha fazla içki... Mike’a, Nash’in Sydney 2000’de özel muameleyi nasıl reddettiğini sordum. Nash, çoğu süperstarın aksine, Olimpiyatlara özel uçakla gitmeyi, tek başına ayrı bir süitte kalmayı reddetmiş, sessiz bir şekilde, koça ve takım arkadaşlarına 100 000$’a yakın para dağıtmıştı. “O sadece bizim iyi vakit geçirmemizi istiyordu. Çoğumuz için o günler, hayatımızın en mutlu zamanıydı. Gerçekten de çok eğlendik.” dedi Mike.

 

Geç kalmıştım. “Ne olacak bu Knicks’in hali?” muhabbeti yapılıyordu. Derken Derek bana son bir bira daha uzattı ve omzuma elini koydu. “Senden daha iyi kim var?” Derek gülümsedi, sonra daha ciddileşti ve Nash’e döndü. Steve Nash, şaşırmış gibi bakındı: “Ben de hepimiz gibi sıradan bi insanım ne yani?” diyecek gibi oldu. Şerefe yaptık. Sonra Derek sordu: “Peki Stevie’den iyi kim var?”

alıntı:joel lovell

Logged
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Mahallecek Dallaslıyız özellikle Şükrü abi acayip fanatiktir(önde sağda)bu resmide geçen yıl finallerden önce çektirdik =)
« Yanıtla #22 : 09 Ekim 2006, 19:36:36 »
#1maverick
Rookie
**


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 136

tüm sezon kalbimiz burada


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

nba'de en çok sevdiğim oyuncular arasındadır. dallas'tan ayrılmasa şimdi parmağımızda yüzükler kolumuzda bilezikler olabilirdi, ama olmadı

ayrıca odamda jordanın üstünde nowitzkinin çarprazında posteri vardır
hatta ve hatta kendisine bir şarkı yazılmıştır:  ''amman kanadalı yavrum kanadalı
                                                                        ben seni seviyom beyaz delikanlı.....''

« Son Düzenleme: 10 Ekim 2006, 16:12:50 Gönderen: #1maverick » Logged
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
« Yanıtla #23 : 09 Ekim 2006, 21:33:58 »
nashsss
newspaperman
All-Star
****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 881

İyi ki Dallaslıyım


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

eyvallah dostum sagolasın ben zaten basketbola bu adamla ilgi duydumve şimdi tam bi manyagıyım bu roportajıda okuduktan sonra sevgim katlandı bu adama zatan kendiside ben her zaman bi maverick ruhunu taşıyorum demiştir
Logged
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Mahallecek Dallaslıyız özellikle Şükrü abi acayip fanatiktir(önde sağda)bu resmide geçen yıl finallerden önce çektirdik =)
« Yanıtla #24 : 09 Ekim 2006, 21:39:48 »
lordapo
| Knickerbocker |
Yönetici
MVP
******


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 8683

SG-1 Tau'ri


Üyelik Bilgileri WWW
Ynt: Steve Nash

nba in gelmiş geçmiş en büyük beyaz guardı jerry west tir günümüzde onun stiline uygun oynayan nash var ama kidd in eşi benzeri yok bence hinrich deron willams yada cris paul hatta tony parker dan biri onların seviyesine çıkar ama kaan kuralın dediği gibi point guard olmak için tecrübe ve oyun zekası şart
Logged

« Yanıtla #25 : 09 Ekim 2006, 21:43:57 »
AlonZoMourning
All-Star
****

Avatar Yok

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 798

Oh Whats up Buddy?


Üyelik Bilgileri WWW
Ynt: Steve Nash

Bence röportajda biraz sıradanlık var.Çok daha güzel röportajlar gördüm nash ile ilgili.Ama en sonundaki NYk sohbeti güzelmiş.Keşke Stevie gelse cheesy
Logged
Yeah..!

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
« Yanıtla #26 : 10 Ekim 2006, 16:24:15 »
bakish
Rookie
**


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 100

NBATR'nin Boğası


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

NBA'de ki oyunu en iyi görüp en iyi okuyabilen oyunculardan biri belkide ta kendisi ama savunmaya pek gayret göstermemesi gerçekten çok kötü onun için en iyi olamıyor.Hucümsal olarak düşünüldüğünde ise en iyi oyun kuruculardan bir tanesi.
Logged
« Yanıtla #27 : 10 Ekim 2006, 16:37:17 »
NaturalBornKilleR
Üstün İnsan
All-Star
****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 654


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

Bu ligin  bence en iyi 3 point guard'ından biri (1.Kidd 2 ve3 Billups ve nash).Çok iyi bir hucüm gücü var.Fakat aynı zamanda büyük bir savunma sorunu yaşıyor.Biraz daha konsantre olması lazım.Bir MVP hak etti.Fakat 2 tanesini asla.
Logged
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
« Yanıtla #28 : 11 Ekim 2006, 14:06:21 »
nashsss
newspaperman
All-Star
****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 881

İyi ki Dallaslıyım


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash


İŞTE SİZE GERÇEK BİR SÜPERSTAR
Tanımı ve kriterleri belli olmayan "süperstar" sıfatı her zaman kavram kargaşasına ve tartışmalara yol açmıştır. İşte size benim süperstar tanımıma birebir uyan bir oyuncu: Steve Nash. Üstelik de iddia ediyorum; sizin Vince Carter, Tracy McGrady, Kobe Bryant dediklerinizden çok daha süperstar...

8 YAŞINDA KARAR VERDİ
Futbolcu bir aileden gelen ve gerçek bir futbol fanatiği olan Steve Nash, 8 yaşındayken basketbol uğruna ikinci plana attığı futbola devam etseydi doğrusu nasıl bir oyuncu olurdu bunu bilemem. Ancak bildiğim birşey var ki Nash bugün NBA'in en önemli yıldızlarından bir tanesi olmayı başarmış durumda. Sahip olduğu; yetenekler, liderlik vasıfları, oyun görüşü, müthiş zekası ve kazanma hırsı o'nu özel kılan başlıca özellikler. Ancak hepsi bu kadar değil. Phoenix'e hayat veren bu Kanadalı için söylenecek daha çok şey var. O eşine az rastlanacak türden bir oyuncu...

BAŞARI O'NUN GÖBEK ADI
1996 Draftında Phoenix Suns tarafından 15. sıradan seçilerek NBA'e adım atan Nash, Suns forması altında geçirdiği iki sezonda sadece 11 kez sahaya ilk beşte çıktı. Büyük potansiyeli olduğu bilinmesine karşın bir anlamda Jason Kidd ve Kevin Johnson gibi büyük guardın arkasında kalmaya mahkum olan Nash, bu durumdan yararlanmayı bildi. Kidd ve Johnson ikilisinden çok şey öğrenen ve oyununu olgunlaştıran Nash, 98-99 sezonu başında Martin Muursepp, Bubba Wells ve Pat Garrity'nin draft hakları karşılığında Mavericks'e gönderildi.

Takıma tam anlamıyla adapte olması ve takım arkadaşlarının güvenini kazanması lock-out sezonuyla birlikte 1,5 sezon süren Nash, 2000-01 sezonundan itibaren Mavericks'in sahadaki komutanı olarak anılmaya başlandı. Sonraki 4 sezon boyunca attığı kadar attıran, hatta zaman zaman yeterince atmadığı için head coach Don Nelson'dan eleştiri alan Nash, oyununu her geçen sezon daha da geliştirdi, daha da olgunlaştırdı. Mavericks'in ligin en güçlü ekiplerinden bir tanesi olarak anılmasını sağlayan isimlerin başında gelen Nash; tek başına değil, takımıyla birlikte yücelmeyi seçti.

Bu sezon başında kimilerine göre para için, kimilerine göre ise huzur için tam 6 sezonluk bir aranın ardından Phoenix'e dönüş yapan Nash, büyümeye devam ediyor. Ve yine takımıyla birlikte yapıyor bunu... Suns'ın çizdiği müthiş grafikte en büyük pay sahibi olmasına rağmen, bunu her fırsatta inkar eden ve başarıda en büyük hissenin takım arkadaşlarına ait olduğunu söyleyen Nash, bu tavırlarıyla belki de farkında olmadan daha fazla değer ve saygı kazanıyor. O takım arkadaşları için oynadıkça, başarıyı paylaştıkça, takımdaki birlik ve beraberlik kat ve kat artmaya devam ediyor. Şu bir gerçek ki; o iyi oynadıkça diğerleri de iyi oynuyor.

İstatistikler, yazılan makaleler, puan cetveli, takım arkadaşlarının ve hatta rakiplerinin söyledikleri gösteriyor ki; Nash, bugün artık taraflı tarafsız herkesin saygısını kazanmış bir oyuncu. Lise ve Üniversite yıllarında dahi oynadığı takımları gücünün ve kapasitesinin ötesine taşımayı başaran Nash; oynadığı her takıma farklı bir hava, daha da önemlisi bir 'ruh' getiriyor. Bunu; St. Michaels Lisesi'nde, Santa Calara Üniversitesi'nde, Kanada Milli Takımı'nda, Dallas Mavericks'te ve son olarak da Phoenix Suns'ta, kısacası gittiği her yerde ispatladı. Bu anlamda Nash, Phoenix Suns'a sadece 16.0 sayı-11.4 asist-3.2 ribaund istatistikleriyle değil, takıma getirdiği birlik, beraberlik, kazanma arzusu ve üstlendiği liderlik görevi ile de paha biçilmez bir katkı yapıyor.

Maç başına 16,0 sayı atan ve 3.2 ribaund alan Nash'in 11.4 asist ortalaması ile ligin asist kralı olması, o'nun herkesçe alkışlanmasının ötesinde bu sezon ilk kez MVP adayları arasında yer almasını da sağlıyor. Sezon sonunda bu ödülün sahibi olur mu bilinmez ama şu ana dek takımına yaptığı katkı ve Phoenix'te yarattığı değişim ile bunu en çok hakedenlerin başında geldiği kesin.

CUBAN 'HARAKİRİ' YAPSIN
Dallas Mavericks'in zengin olduğu kadar da tutarsız sahibi Mark Cuban'ın yap-boz misali oynadığı takımın temel direği de Nash'ti. Mavericks'in son yıllarda şampiyonluk adayları arasında gösterilmesi de büyük ölçüde Nash'in sayesinde oldu. İmza attığı sayısız anlamsız takas bir yana NBA'den aldığı cezalar ile milyon dolarları har vurup harman savuran Cuban her nedense sıra Nash'e yeni bir kontrat vermeye gelince birden 'Varyemez Amca' kimliğine büründü. Kimse kalkıp da şimdi bana; gereksiz takas senaryoları yazarken, macera peşinde koşarken Nash'i elinden kaçıran Cuban'ın pişman olmadığını ve kafasını duvarlara vurmadığını söylemesin.
Uçsuz bucaksız bir hayal aleminde yaşayan Cuban sayesinde yol geçen hanına dönen takımı derleyip toparlayan tek isim olan Nash takımdan ayrıldıktan sonra ortaya çıkan manzara ortada. Bugün Mavericks'in hangi rakip karşısında nasıl bir sonuç alacağını kestirmek zor. Cuban'ın maksimum kontratı layık görmediği Nash'in Suns'ı 48-15'lik derecesi ile lig lideri iken, Nash'siz Mavericks ise 41-21'lik bir karneye sahip. İlk bakışta arada çok büyük bir fark yokmuş gibi görünebilir ancak burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, Nash'siz Suns'ın geçtiğimiz sezon ne yapabildiği. Merak edenler için hemen söyleyelim.15 Mart 2004 itibariyle Suns; 22 galibiyet, 45 mağlubiyet almış bir takımdı... Sezonu ise 29 galibiyet ile tamamlayabildiler.

DALLAS'TA AKINTIYA KARŞI YÜZDÜ
Şöyle bir düşünün son dönemde Dallas'a kimler gelmedi, Dallas'tan kimler geçmedi ki... Nick Van Exel, Antawn Jamison, Raef LaFrentz, Antoine Walker, Danny Fortson, Jiri Welsch, Keith Van Horn, Jerry Stackhouse, Jason Terry, Darrell Armstrong, Erick Dampier, Alan Henderson, Pavel Podkolzine, Marquis Daniels ve daha hatırlayamadıklarımız... Bunlardan kimisi halen takımda, kimisi de çoktan ayrıldı. Tüm bu sirkülasyon ve karmaşa içerisinde takımda dokunulmayan 3 isim vardı: Nowitzki, Finley ve Nash. Kutsal üçlü gibi görülen bu isimler takımın belkemiğiydi. Ancak takdir edersiniz ki böylesine değişken bir takımda point guard olmak, insanda ne motivasyon bırakır, ne de hırs. Bu anlamda Nash'in durumu Nowitzki ve Finley'e oranla her zaman çok daha zor oldu. Buna rağmen Nash hiçbir zaman şikayet etmedi ve takımını en iyi şekilde oynatmak için elinden geleni yaptı. Taa ki kontratı biter bitmez Cuban'dan uzaklaşmak için tabanları yağlayıncaya kadar. Ancak şu da bir gerçek ki mütevaziliği nedeniyle Dallas'ta hiçbir zaman gerçekten hakettiği ilgiyi ve değeri görmedi. İddia ediyorum, o'nun yerinde kim olsa aynını yapar, ilk fırsatta Dallas'tan kaçardı...

ADAM GİBİ ADAM
Nash, sahada olduğu kadar saha dışarısında da saygı duyulacak bir insan. Tam 12 yıl formasını giydiği Kanada Milli Takımı'na çok şeyler kazandıran yıldız oyuncu, Kanada basketboluna da maddi-manevi çok şeyler verdi. Doğup büyüdüğü British Columbia'da bugün 10,000'i aşkın çocuğun forma giydiği Altyapı Basketbol Ligi'nin sponsorluğunu üstlenen Nash, Kanada'da gerçek bir ulusal kahraman. Tüm bunların yanısıra özel yaşantısında da sansasyondan uzak duran Nash, bugüne kadar her zaman basketboluyla gündeme gelen ender isimlerden bir tanesi. Belki o'nunla ilgili basketbol dışında konuşulan tek şey zaman zaman eleştiri konusu olan uzun saçları...

ALL-STAR ÇOK ŞEY ANLATTI
Geçtiğimiz ay Denver'da yapılan geleneksel All-Star haftasonuna damgasını vuran adam hiç şüphesiz Steve Nash'ti. Guardlar arasında yapılan yetenek yarışmasında rekor bir puana ulaşarak şampiyon olan Nash, smaç yarışmasında verdiği enfes futbol pasları ile Amare Stoudemire'ı şampiyon yapıyordu. Yarışmada kılpayı ikinci olan Amare'ye bir kafa pası, bir de artistik ayak pası veren Nash hem futbol konusunda ne kadar yetenekli olduğunu gösterdi hem de arkadaşına çok büyük destek verdi.

Takım arkadaşlarından Quentin Richardson'ın 3 Sayı Şut Yarışması'na, Shawn Marion ve Amare Stoudemire'ın ise kendisiyle birlikte All-Star maçına seçilmesinde çok büyük katkısı olan Nash, hiç kuşkusuz bu unutulmaz haftasonundan büyük keyif aldı. Stoudemire, Marion ve Richardson'ın bu sezonki müthiş performanlarında çok büyük pay sahibi olan Nash, her ne kadar onların başarısını sahiplenmese de arkadaşları o'nun hakkını her fırsatta teslim etti. Bu arada söylemeyi unutmadan Şöhretler Karması turnuvasını da Marion'un takımı kazandı. Belki Stoudemire smaç yarışmasını kazanamadı ama Nash'in "winner" özelliğini arkadaşlarına aşılamaya başladığı her açıdan belli oluyor. Sahada korku nedir, bencillik nedir bilmeyen, kaybetmeyi asla kabullenmeyen ve gittiği her yerde fark yaratan Nash için benim söyleyeceklerim bu kadar. O'nun bir süperstar olup olmadığına karar vermek ise size düşüyor...eski bir yazı ama olsun yinede güzel
Logged
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Mahallecek Dallaslıyız özellikle Şükrü abi acayip fanatiktir(önde sağda)bu resmide geçen yıl finallerden önce çektirdik =)
« Yanıtla #29 : 15 Ekim 2006, 20:24:11 »
Feedback
J5&the others
All-Star
****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 566


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

Son 2 sezon MVP si,saygıdeğer insan zıplama yeteneği olsaydı çok iyi olurdu dediğim insan bi de kelek olmasaydı şu an daha iyi olurdu :mrgreen:
Logged
« Yanıtla #30 : 24 Ocak 2007, 23:19:49 »
AyTeK
Short Forward
Superstar
*****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1144

Madem Ki Rox'sun Göster O Zaman Korksun !


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

benim için kidd den sonra nba in en iyi pg si biraz savunması kötü olsada nba in en iyi oyun kurucularından bu sene gene muazzam bir performans hiç şüphe yokki nba in en iyi yabancısı
Logged


« Yanıtla #31 : 14 Mart 2007, 02:26:41 »
gt_melo
NBA Draft'ında



Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7

MeLo


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

sanırım siz basketboldan hiç anlamıyorsunuz nasıl nash i kötülersini herkezle tartışabilirimki nba n gelmiş geçmiş en ii PG nash böyle bir oyuncu olamaz bence hakkında konuşmak bile yersiz
Logged
« Yanıtla #32 : 25 Mart 2007, 13:39:46 »
Tolga_SAS
Starter
***


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 482

3 times playoff MVP - 2 times regular season MVP


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

kidd le beraber nba in en iyi oyun kurucusu. phoenix in başarısının tek kaynağı. steve nash hangi takıma giderse o takım bu başarıyı yakalar. o gerçekten müthiş bir lider. 2 mvp ödülü açıklıyor herşeyi. ancak bu sene almasa daha iyi olur. geriye çekilerek attığı şutlar etkileyici , göze çok hoş geliyor.
Logged
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
« Yanıtla #33 : 25 Mart 2007, 14:28:47 »
garnetttt_06
All-Star
****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 799

Kamyoncu değilde ne bu adam?


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

tolga her sözüne katılıyorum ama mvp konusunda fikirlerimiz ayrılıyor. ben şahsen nash'in bu sene de mvp ödülünü alıp 3 kez üstüste bu ödülü kazanmasını istiyorum. 2 kez üstüste tamam da 3 kez üstüste kulağa bi hayli hoş geliyo. nash de zaten bunu hakeden bir oyuncu.
Logged
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
« Yanıtla #34 : 29 Ağustos 2007, 18:17:48 »
y.emre
Yeni Üye



Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri WWW
Ynt: Steve Nash

steve nash en çok sevdiğim adam favorim çok iyi aldığı her ödülü hakediyor bence çok müthiş o olmadığı zaman takım ayakta durmuyo bence çünkü oyunuyla attığı paslarla mest ediyor insanı çok iyi birisi ve en sevdiğim basketbolcu tek idolüm kendisi...
Logged
« Yanıtla #35 : 25 Aralık 2007, 20:40:03 »
alfonso13
Rookie
**

Avatar Yok

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 116


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

Steve Nash=Phonex
Çünkü Nash Suns'ın her şeyi tamam Suns'da her şey makina gibi tıkır tıkır işliyor ama bu makineyi harekete geçiren isimse Nash. Nash nesli tükenmekte olan has oyun kuruculardan bir tanesi. Yani atmaktan çok attırmayı kendisini yüceltmekten çok arkadaşlarını yüceltmeyi isteyen ve bu istediklerini de yapan bir isim. Fakat zaman geçtikçe Nash'de yaşlanıyor ve bizde böyle bir şov patronundan mahrum kalacağız.Sad
Nash=Suns
Logged
« Yanıtla #36 : 03 Şubat 2008, 22:08:17 »
meLo_koLik
NBA Oyuncusu
*


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 36

Nba Best Player CARMELO ANTHONY


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

bu adam sayılarıyla deilde yaptgı asistlerle ön plana cıkarıor son 2 sezonun mvp ödülünü almasının baslıca nedenlerinden biri budur bence
Logged
<Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
>
<Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
>
« Yanıtla #37 : 20 Mart 2008, 18:20:57 »
emintd21
Rookie
**


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 177

T I M D U N C A N


Üyelik Bilgileri
Ynt: Steve Nash

adamın oyun stilinden nefret etsem de yetenekli mevkisinin en iisi bence sampiyonluk görebilecek mi bakalım
Logged
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linkleri görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
+ NBA Tr Forum » NBA Tarihi Tartışma Alanı » Biyografiler ve Oyuncu Analizleri » Aktif Oyuncular (Moderatörler: Michael 23 JORDAN, Dağlar)Konu:
 Steve Nash
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arşiv
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Remortgages | Car Insurance | Remortgages | Car Insurance | Loans

Hosting Hizmetleri

Arşiv İzolasyon - ISO Standartları NBA NBA Haberleri | NBA Haber| Basketbol Haberleri | NBA Forumu NBA | Basketbol | Redtube 89 NBA | Basketbol Euroleague Beko Basketbol Ligi