Erdi Aydemir - Cumartesi, 06 Ocak 2007 - 11:57
BENİM HALA UMUDUM VAR
Öncelikle herkesin geçmiş bayramını kutlar, okuyucularıma bol galibiyetli yeni bir yıl dileklerimi sunarım. Tarihin tekkerrür ettiği gerçeğini acı bir şekilde yaşadığımız Aralık ayı geride kalırken; ay içerisinde geçtiğimiz sınavlar hakkında bir iki kelime etme gereği duyduğumu söylemeliyim. 10-5 gibi bir galibiyet mağlubiyet oranıyla bitirilen ilk ay sonunda, “patlamaya hazır bomba” olarak nitelendirilen Rockets, önce Washington‘da T-Mac’in daha sonra Clippers maçında Yao Ming’in sakatlanmasıyla adeta krize girdi; ve aslında Aralık ayındaki 16 maç sonunda yakalaması beklenilen, 23 galibiyetli konumundan da mahrum kaldı. Washington’a gidene kadar yaptığı 4 maçın 3’ünü kazanarak batının zirvesini karıştıran Rockets için, bu maçın 4. çeyreğinde T-Mac’in yaşadığı şansız sakatlık; aslında önümüzdeki 2 ayı etkileyecek bir afete dönüştü denilebilir. Özellikle Washington maçı üstünde durmamızın birçok nedeni var. Bunlardan ilki Rockets’ın bu sene tüm umutlarını Yao Ming üzerine kurduğunun ve sezon başında da, başta T-Mac olmak üzere tüm oyunculara bu konuda talimat verildiğinin en bariz ispatının olmasıydı. Özellikle T-Mac oyundan şansız bir şekilde çıktıktan sonra, neredeyse tüm hucumların Yao Ming’in ellerinde başlaması bunun en büyük kanıtı olsa gerek. İkincisi ise bir takımı sırtına almayı kendine görev bilen sempatik Çinlimizin, bu işin üstesinden fazlasıyla gelebiliyor olması. Washington maçının son periyotunda özellikle son saniyelerinde attığı kritik şutlar, adının başına MVP yakıştırmasını onaylar nitelikteydi. Daha sonra üst üste kaybedilen 3 maç, Rockets için T-Mac’in önemini gösterirken, bu 3 maçta önemli olan, bu maçlarda verilen insanüstü mücadelerlerdi. Bunların başında tabiki MVP Yao gelirken, Luther Head McGrady’nin tahtını zorlayan maçlar çıkardı. İyi bir şutörden daha fazlası tanımı artık Luther Head için kullanılmalı sanırım. Mücadele gücüyle şutör özelliğini bu sene daha iyi harmanlayan Head, 40 dakikaların üstünde oynadığı bu maçlarda, belki attığı sayılarla Yao Ming’e maç kazandırmasında yardım edemedi ama bu maçlarda aynı istikrarda performans göstererek, onun için yaptığım en iyi 6. adam yakıştırmasını haksız çıkarmadı. Kaybedilen bu 3 maçtan çıkartılan dersler Clippers galibiyetini getirsede, Portland maçındaki saçma sapan hatalar; T-Mac’siz ilk 5 maçın yanlızca 1 galibiyetle bitmesine; bir başka deyişle Yao Ming’in 33 sayı ortalamasına yazık olmasına neden oldu. 2 gün sonra San Antonio ile 17 yıllık hesabı kapatırken ise tek etkileyici olan defansif anlamda minumum hata yapan bir Rockets’ın sahada olmasıydı. Başka bir değişle hatalarından ders çıkarma konusunda oldugu gibi; geçen seneye oranla bir çok gelişme kaydeden Rockets için, üstesinden gelemediği tek konu T-Mac’siz oynamak olmalı. Rockets yıllardır yenemediği rakibi karşısındaki galibiyeti perçinlemek için Toyota Center’a geldiğinde ise bu sezonun en büyük vurgununu yedi. O ana kadar 26.8 sayı 9.9 ribound ortalamalarıyla oynayan Yao Ming, maçın hemen başında şansız bir şekilde sakatlanınca, bir maç sonra T-Mac’e kavuşacak olan Rockets, kendini gene elleri ve kollarından bağlanmış buldu. Gerçi bu maçta özellikle Shane Battier, her zamanki gibi Luther Head ve Rafer Alston formanın gerektirdiği savaşı göstersede, defansta Mobley ve Thomas’ın üçlüklerine izin verilince kendi evinde sezonun 3. yenilgisini almış oldu. T-Mac’in ürkek oynadığı Pacers maçını da kaybeden Rockets, 16-12 lik galibiyet maglubiyet oranına gerileyerek, hak ettiği yeri maalesef başkalarına kaptırdı. T-Mac’in sakatlanmasının takıma maaliyetini 2-5 şeklinde açıklamak ne kadar doğru bilinmez ama bu 7 maçın darbesinin bizim umutlarımız üzerinde büyük etkisi olduğunu şahsen söylemeliyim. McGrady’nin geçen sene yaşadığı sakatlığının bir daha yaşanma ihtimaline karşı sezon başı her türlü önlemi aldığı düşündüğüm Rockets, sakatlık durumunda T-Mac’in yerine geçmesi için kadroya kattıkları, Bonzi Wells ve Kirk Synder’ın bu kritik anlarda çeşitli nedenlerden dolayı yeterli katkı sağlayamayacağını ya da aynı nedenle oyunu üstüne kurdukları Yao Ming’in zamansız sakatlanması durumunu sezon başı kestiremezdi herhalde. Küçük Doğu Turnesinde New Jersey’le oynarken Shane Battier’ın müthiş performansı ve takım halinde yapılan bunaltıcı savunma karşılık verince, Yao’suz ilk galibiyet alınmış oldu. İzleyen maçlarda tekrar sakatlanma korkusunu bir kenara bırakan T-Mac’in sürüklediği Rockets, Atlantayı adeta ezdikten sonra, yeni yılın ilk maçı olarak NBA Tv’de yayınlanan maçta Memphis Grizzlies’ı bu sezon 3. kez mağlup etti. Bu maçlarda dikkat çeken oyuncular ise kuşkusuz T-Mac, Luther, ribound canavarı Mutombo ve Howard’dı. Bu ayı beklenilenden sadece 4 maç geride kapatmamızı sağlayan bu 3 maçlık galibiyet serisi ise T-Mac’in parkede neler yapabileceğini hatırlamasıyla geldi ki bu onun bahsettiğimiz önemininin ispatı. Hatta daha ileri gitmek istersek, NBA’da hiçbir takım herhangi bir oyuncusunun yokluğu; bir takımı bu kadar etkilemiyor. Bunun nedeninin; Rockets’ın oyun felsefesi mi yoksa T-Mac’in NBA’in en iyi basketbolcu olması mı olduğu ise ancak sizin cevaplayacağınız bir soru olarak bırakılmalı.
Kıssadan Hisse
Daha fazla maç kazanmamız gereken bir ayı, çeşitli sakatlıklar nedeniyle 9 galibiyetle tamamlamış olsak dahi, takımın her türlü duruma bir cevap arayışı görülmeye değer. Bunaltıcı savunmamızla birçok takımı tarihlerinin en düşük skorlarında tutarak, ilerisi için ne kadar hazır olduğumuzu gösteriyor. Görünen o ki önümüzdeki ay 8 ini Toyota Center’da oynayacağımız 14 maçta en az 9 galibiyet alabilmemiz için T-Mac’e 2001 senesinde oynadığı maçların bir özetini izletmek gerekiyor. Sezon başı performansıyla bizleri gerçekten şaşırtan Kirk Synder’ın 1 hafta sonra takıma döneceği ve bize güç katacak olması alınması gereken galibiyetlerde en büyük kozlarımızdan biri olacak tabiki. Sezon başından beri çok iyi oyuncu olduklarını bildiğimiz; Şahanem Battier ve Skip To Rafer Lou hakkında maalesef çok iyimser olamıyorum. Bu ay zaman zaman perfromanslarını arttırsalarda, defans yapmasıyla ünlü Shane Battier’a karşı Kobe’nin 53 sayı atması ve Rafer’ın top kaybı oranının yukselip, şut yüzdesinin %30 ların altına düşmesi NBA gibi üst düzey bir ligde hiç affedilmeyen hatalar. İlk 5 oyuncularından ikisinin tutarsız performans sergilediği bir takımın ilerilere gidebilmesi biraz hayal olsa gerek. Gerçi 19-12 lik galibiyet oranını küçümsemeyip, bize önemli galibiyetler yaşatan bu oyunculara da çok yüklenmemek lazım. Önümüzdeki ayda sakatlıklar arınmak, bol galibiyetli bir ay geçirmek, oyuncularımızı her daim formda görmek ve daha iyi yerlere gelmek dileğiyle. All-Star oylamalarını aksatmadan... Şampiyon olma umudumuzu hergün perçinlemek umuduyla....... Bizim Hala Umudumuz Var Diyebilmek için...... Kalbinizden Rockets sevgisi eksik olmasın……………
Murat Bilgehan Tuztaş
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
| Yorum yazın |
Site yönetimi olarak aldığımız karar sebebiyle, artık Yorum gönderebilmek için Üye olmanız gereklidir. Sistemimize Kayıt olarak son gelişmelerimizden ve bültenlerimizden faydalanabileceksiniz...
Sisteme Kayıt olmak için tıklayın Eğer kayıtlıysanız Üye Girişi yapmak için tıklayın. Şifrenizi unuttuysanız tıklayın |
|