DÜNYA KUPASINDA ROCKETS
Türk milli takımı ve basketbolü için mükemmele yakın geçen bir dünya kupası organizasyonundan sonra gözler yavaş yavaş kasım ayında başlayacak dünyanın en iyi basketbol ligi NBA’ ye döndü. Birçok takım trade ederek aldıkları yada draft ettikleri oyuncuların performanslarını sezon öncesi hazırlık maçlarında görmek için sabırsızlanırken, Rockets için işler biraz daha farklıydı. Kadrosunun sakatlıktan çıkan yıldızı Yao Ming’i, trade ettikleri Battier’ı, ve aldıkları Spanoulis’i hazırlık maçlarından önce Dünyanın karşısında izleme şansı buldular. Ve bu turnuva eminim ki uzun süredir hayalini kurdukları şampiyon Rockets takımı yaratma fikrini gerçekleştirmeye yakın bir kadro oluşturduklarını düşünmelerini sağlayan bir organizasyon oldu. Rockets açısından herhangi bir tatminsizlikten bahsetmeyeceğimiz bu turnuvada 2 yeni transferimizin ve süper starlarımızdan Yao Ming’in performanslarını sizin için mercek altına aldım.
YAO MİNG
NBA’ de oynanan skor er anlamdaki en iyi uzun olan Yao Ming, bizim Nba oyuncularımızda olmayan bir fedakarlık duygusuyla katıldığı Dünya şampiyonasından yüzünün akıyla çıktı demek gerekir. Sakatlıktan erken iyileşerek katıldığı şampiyonada oynadığı mükemmel maçlarla hem beklenen dominant oyununu sergiledi hem de şampiyonayı 25.3 sayı ortalamasıyla sayı kralı olarak bitirdi. % 65 saha içi isabeti ve % 81 serbest atış isabetinin yanına; 9 ribound ve 2.3 blok ortalamalarını koyan Yao; ondan bu sezon beklenen rakamlardan pek de uzak olmasa gerek. Gelişmekte olan Çin basketbolunun yapı taşı pozisyonundaki Yao, Çinli guardların onu unuttuğu Yunanistan maçı hariç ondan istenen her şeyi tamamıyla yerine getirdi. Amerikan milli takımının oynadığı hızlı tempoya ayak uyduramayan ve neredeyse hiç etkili olamayan bir oyun sergilese de gruptaki diğer 4 maçta 30 sayılarda oynayarak dünyanın en iyi pota altı skor eri olduğunu adeta cümle aleme gösterdi. Yao için tek kelimeyle mükemmel geçen bu turnuvadan sonra, temennimiz Çin milli takımına sağladığı katkının çok daha fazlasını, bu ve bundan sonraki sezonlarda Rockets’da göstermesi…
SHANE BATTİER
Takım sahibi ve Genel Menajerinin sezon başı kumarı Şahane Battier, Amerika takımının skor opsiyonlarının getirebileceği düşünülen defansif zaaflarının kapatılmasını sağlamak amacıyla kadroya alınmasına rağmen; atletik guardların Avrupalı oyun kurucuları zor duruma düşüren ön alan baskısının, birçok hazırlık maçında Amerikanın kolay galibiyetler kazandırması, onu kadronun en gereksiz elemanı yapıverdi. Pek ihtiyaç duyulmayan Battier, oyunda kaldığı her saniyede zaten bilinen, inatçı savunmacı karakterini sergiledi zaman zaman savunmada sıkıntı çeken Amerika takımına kritik anlarında; kritik katkılar yaptı. Özellikle ona ihtiyaç duyulan Almanya maçında, Nowitzki’ye yaptığı etkili savunma onun Memphis’ten kalma bir hesabını da kapatmasını sağladı. İstatistiklerde % 45 olarak gözükmesine rağmen Fiba potalarına o meşhur üçlüklerinden pek iyi isabetle gönderememesi dikkati çekerken; eli titremeden neredeyse her pozisyonda şutu kullanması ise 40 dakikaya yakın oynayacağı maçlarda skora yapacağı katkının bir göstergesi durumunda. Başta da belirttiğim gibi oynadığı her saniyenin hakkını vermeye çalışması, arkadaşlarına sürekli boş şut pozisyonu hazırlaması, boş şutları zaman zaman çok yüzdeli değerlendirmesi ve mükemmel savunma içgüdüsüyle; şimdiden takıma yapacağı ani katkıyı kestirmek zor değil. Öncelikli hedefinin McGradyi rahatlatmak olacağı kesin olan Battier, savunmada aklına gireceği oyuncuyu oyundan düşürür. T-Mac’in ona sağlayacağı boşlukların cezasını da yüzdeli keserse ki tek isteğimiz o bu takım çok iyi başarılara gebe.
VASSİLİS SPANOULİS
Geçen seneki kadronun özellikle Gard pozisyonundaki verimsiz oyuncuların gönderilmesiyle yaşanan boşluğu doldurmak için alınmak istenen Mike James’in, Rockets’ı yarı yolda bırakmasının ardından, arayışlarını Avrupa arenasına kaydıran takımımız en sonunda Yunanistan Milli takımı ve Panathinakios takımının hırçın, MVP gardı ile gelecek 3 sezon için anlaştı. Kendine Kill-Bill lakabı takan agresif oyuncu, Yunan takımının hem ofansif hem defansif anlamda da en önemli güçlerindendi kupa boyunca. Oyun kurucu yeteneklerinin sınırlı olduğunu hatta bana göre hiç olmadığını söylemek gerek. Ancak geçen sene potaya yüklenen oyuncu sıkıntısı çeken Rockets takımına potaya yüklenmekten çekinmeyen, gözü kara Yunan gard ilaç olur diye düşünenlerin sayısı oldukça fazladır herhalde. Potaya yüklenirken pota altındaki Yao veya dipteki Battier için güzel servisler yapabileceği ise aşikar. Ancak savunma konusunda eleştirebilecek bir yönü olmamakla beraber özellikle savunmaya önem veren JVG’li Rockets’a transfer olması ise, amacının yüksek kontratlardan ziyade; kendini NBA’ de önemli bir isimlerin yanında görme hayalinin bir parçası. Gerçi buna Amerika maçındaki performansıyla daha Rockets forması girmeden sağlamış da olsa kendini tam olarak ispat etmiş sayamayız. Yüzde 25 gibi korkunç bir üçlük yüzdesiyle oynamasına rağmen, özellikle Amerika ve Türkiye maçlarındaki maçı koparan üçlüklere imza koyan 24 yaşındaki V-Span, özgüven konusunda bir problemi olmadığını açıkça gösteriyor ancak oyun kurucu pozisyonundaki biri için çok az sayıda asist yapması ve turnuva boyunca yaptığı asistten fazla top kaybetmesi, onun oynayacağı dakikaları aşağıya çekecektir. Ama bu açığını mükemmel savunması ve işler kötü giderken yaptığı kritik hamleleriyle ve son anlarda serbest atış kaçırmayan bileğiyle de kendi lehine çevirmesi işten bile değil. Bobby Sura’nın sağlık durumu ve Alston’ın performansıyla bağlantılı olarak alacağı dakikaları iyi kullanacağa benzeyen Yunan gard 3'lük atışlarda başarı sağlaması ve biraz daha takımı oynatmaya yönelik oyun oynaması halinde ise 30 dakikalara kadar oyunda kalacak görüntüye de sahip demek gerek.
Kıssadan Hisse
Bu sezon takımdan ayrılan her oyuncunun yerinin doldurulduğunu söylemek maalesef zor. T-Mac takasından sonra azalan pota altı sertliği, Swift’in gönderilmesiyle iyice zayıflamış durumda. Ofansif anlamda gerek Yao’yu rahatlatması gerekse de skor potansiyeli yüzünden önemli rol alan Juwan Howard’ın savunmadaki aksaklıklarını görmemek imkansız. Özellikle 4 numara pozisyonda oynayan süper yıldızlarla eşleşmesi halinde Howard, fiziksel ve defansif özelliğinin yetersiz olması nedeniyle takıma önemli bir handikap doğurmakta. Bu açığı skorer gardları oyun düşüren yeni savunmacılarımızla kapayıp kapayamayacağımızı ancak playofflarda görebiliriz. Bunun yanında özellikle çaylak Steve Novak, Cosey Jacobsen gibi skorer oyuncuların alınması bize bu sene fazla 3lüklü ve fazla skorlu maçlar izletebilir. Son cümle olarak bu sezona umutsuz bakmamız için bir neden olmadığıdır. Sağlam Yao – T-Mac ikilisini izlemek için yalnızca 1 ay kaldı. Güzel günler yakında. Emin olun…
Bundan sonraki yazılarda görüşmek üzere..Gönlünüzden Rockets sevgisi eksik olmasın...
Murat Bilgehan Tuztaş
jamesmurathotmail.com