Uzun süredir aktif olamadığımın farkındayım. Bunun nedeni yeni bir blog açmam ve yazılarıma orada devam etmem.

Yeni blog adresim;

http://kaanmert.blogspot.com

Bakmadan geçmeyin xD

Comments Yorum yok »

 Euro 2008′in şampiyonu İspanya oldu.

 Finalde Almanlar’ı Torres’in golüyle 1-0 ile geçti boğalar. Zevkli bir karşılaşmaydı. Almanların defansı baya bi açık verdi. Farka da gidebilirdi maç. İspanya kontrollü oynadı golü buldu maçı aldı.

 Turnuvada hiç yenilmeden şampiyon oldular. Kupayı hak edende onlardı benim için Almanlara göre. Turnuvanın en zevkli takımlarından biriydi İspanya. David Villa’da gol krallığı sevinci yaşadı aynı zamanda.

 Viva Espana !!

Comments Yorum yok »

1 Chicago Bulls Derrick Rose, Guard, Memphis
2 Miami Heat Michael Beasley, Forward, Kansas State
3 Minnesota Timberwolves O.J. Mayo, Guard, USC (To Memphis)
4 Seattle Supersonics Russell Westbrook, Guard, UCLA
5 Memphis Grizzlies Kevin Love, Forward, UCLA (To Minnesota)
6 New York Knicks Danilo Gallinari, Forward, Italy
7 Los Angeles Clippers Eric Gordon, Guard, Indiana
8 Milwaukee Bucks Joe Alexander, Forward, West Virginia
9 Charlotte Bobcats D.J. Augustin, Guard, Texas
10 New Jersey Nets Brook Lopez, Center, Stanford
11 Indiana Pacers Jerryd Bayless, Guard, Arizona
12 Sacramento Kings Jason Thompson, Forward, Rider
13 Portland Trail Blazers Brandon Rush, Forward, Kansas
14 Golden State Warriors Anthony Randolph, Forward, LSU
15 Phoenix Suns Robin Lopez, Forward, Stanford
16 Philadelphia 76ers Marreese Speights, Forward, Florida
17 Toronto Raptors Roy Hibbert, Center, Georgetown
18 Washington Wizards JaVale McGee, Center, Nevada
19 Cleveland Cavaliers J.J. Hickson, Forward, N.C. State
20 Charlotte Bobcats Alexis Ajinca, Center, France
21 New Jersey Nets Ryan Anderson, Forward, California
22 Orlando Magic Courtney Lee, Guard, Western Kentucky
23 Utah Jazz Kosta Koufos, Center, Ohio State
24 Seattle SuperSonics Serge Ibaka, Forward, Spain
25 Houston Rockets Nicolas Batum, Forward, France (To Portland)
26 San Antonio Spurs George Hill, Guard, IUPUI
27 New Orleans Darrell Arthur, Forward, Kansas (To Memphis)
28 Memphis Grizzlies Donte Greene, Forward, Syracuse (To Houston)
29 Detroit Pistons D.J. White, Forward, Indiana (To Seattle)
30 Boston Celtics J.R. Giddens, Guard, New Mexico

Comments Yorum yok »

Türkiye Yarı Finalde !!

Yazılacak hiç birşey yok, duygularımı ifade etmem çok zor, inanılacak gibi de değil.

119.30′da golü yiyiyoruz ama yine de çeviriyoruz.

Avrupa’nın en ünlü futbol sitesi soccer.net’in maç başlığı ”Geri Dönüşün Kralları”

Rıdvan Dilmen’in ilginç tespiti ”Biz yorumlanacak takım değiliz.”

Gerçekten öyle. Şu an şu satırları büyük mutluluk içinde yazıyorum. Vazgeçersen kaybedersin  argümanını çok iyi örnekleyen bir takım var sahada Avrupa’da.. Türkiye..

Sırada Almanya var allah’ın izniyle. 25 Haziran Çarşamba gecesi de aynı mutlulukla burayı doldururuz inşallah..

Comments 1 yorum Var »

Euro 08′de ilk çeyrek final mücadelesi Almanya ile Portekiz arasında oynandı. Oldukça zevkli ve bol gollü geçen karşılaşmayı Almanya 3-2 kazanarak ilk yarı finalist oldu.

Maça iyi başlayan Almanlar ilk 30 dakika içinde iki gol buldu. Bu dakikadan itibaren Portekiz goller bularak maçı çevirmeye çalışsa da panzerler galip gelmeyi bildi.

Almanya’da grup maçlarında bkelenileni yansıtamayan Gomez yedek soyundu. Bunun dışında Uefa’dan 1 maç ceza alan Löw tribünlerdeydi.

Almanların 3. golünde Ballack’ın faul yapıp yapmadığı tartışılacak gibi ancak sonç ne olursa olsun Almanya yarı finale çıktı ve Hırvatistan-Türkiye galibini  beklemeye başladı.

Comments Yorum yok »

 2008 NBA Şampiyonu Los Angeles Lakers’ı 4-2 ile geçen Boston Celtics oldu. Boston Celtics serinin 6. maçında Lakers’ı 131-92 gibi farklı bir skorla mağlup ederek muhteşem tarihine bir şampiyonluk daha ekledi.

 Boston’da finallerin MVP’si ödülünün sahibi ise yıldız oyuncu Paul Pierce oldu.

 Garnett-Sam Cassell-Ray Allen-Pierce gibi isimler NBA kariyerlerinin ilk şampiyonluklarına imza attılar.

 Serinin 6. maçı hakkındaki yorumlarımı daha sonra burada yayınlarım…

Comments 1 yorum Var »

- Pierece 4. maçın bitiminde verdiği röpörtaj’da ”Babalar gününde kazanarak şampiyon olmak istiyoruz.” demişti ancak buöngörüsü gerçekleşmedi. Pierece kazanmak için herşeyini verdi Boston basketboluna. 48 dakika boyunca kenara gelmeden mücadele etti. Yoruldu zorlandı düştü kalkmasını bildi ama o yorgunluk son iki dakikyı kaldıramadı işte. Kobe’nin çaldığı top işi bitiren olaydı maçta. Ancak performansı alkışlanmaya değerdi.

 - Kobe Bryant maça inanılmaz başladı. Lakers’ın domine ettiği ilk çeyrekte gönderdiği inanılmaz el üstü üçlükler ile harika bir maç çıkartacapının inyallerini veriyordu sanki ama öyle olmadı. Bu maçtada Kobe sert Boston savunmasına karşı içeriye girmekten çekindi. İkinci çeyrek ile beraber suskun gözüktü. Son anda yine takımını galibiyete taşıyan kritik hamleler yapsa da maçın iyilerinden değildi.

 - Lakers’ın en etkili ismi Perkins’in yokluğunda Gasol oldu. Perkins’in yokluğunu fırsat bilen Gasol pota altında oldukça verimliydi. Serinin en etkili maçını oynadı. Lakers hücumları çoğunlukla onun üstünden döndü. Bir diğer tarafta Odom yine bkeleneni veremedi. Bir türlü piyasaya çıkamadı oda bu seride.

 - Staples’ta oynanan ilk iki maçta takımını sürükleyen isim olan Ray Allen bu maçta yine iyi işler yaptı ancak fazla sorumluluk almadı. Sürekli Boston işi Pierece’ın üstüne yıktı. Adamda bir zaman sonra derman kalmadı yani.

 - Lakers savunması sürekli yardım getirdi. Gerek Rondo gerekse yunda olduğu nlarda Brown’u riske eden Lakers ikili sıkıştırmalara gitti. Kobe Bryant yardım savunmasında etkili oldu. Rondo ise cezaları hiç kesemedi. Hatta gözü pota görmedi bu maçta. Staples’ta genelde öyleydi bakalım bu gece neler yapabilecek merak ediyorum doğrusu.

 - Lakers avantajlı değil elbet ancak ne olacağı hiç te belli olmaz bir sonraki maçta. Ben bir basketbolsever olarak bu seride bir 7. maç görmek istiyorum. O saatten sonra kim alır kim kupayı yüzüğü kazanır beni bağlamaz zaten. Şu seri 7. maça gitsinde orgazm olalım son maç hep beraber

Comments Yorum yok »

 Game 4

- Lakers maça çok istekli başladı nitekim skordan da bunu anlayabiliyoruz. Boston’a gün yüzü göstermedi ilk çeyrek neredeyse. İlk üç maçın tutuk ismi Odom harika bir başlangıç yaparak takımı ateşledi. Odom ile başlayan Lakers basketbolu şovuna Ariza-Radmanovic gibi isimlerle devam etti. Lakers farkı 24 sayıya kadar çıkarttı. İşin ilginci bu farkı yaratan oyuncular içinde Kobe’nin fg’si dahi olmayışıydı.

 - Boston ikinci çeyrekten itibaren kendini yavaş yavaş hissetirmeye başladı. Ben yok artık geri dönemezler derken aklımda ikinci maç örneği de tazeydi. Pierece ve Allen önderliğinde skoru eritmeye başlyan Boston’a Lakers cevap vermekte zorlandı. Boson’un geri dönüş çabasında olduğu zamanlarda 4 kısa ile mücadele etti ki bu da yararlı oldu. Phil Jackson’da kritik hatalarıyla damga vurdu. Örneğin sürekli eşleşme problemini kullanmak istemesi ve Odom üzerinden oynaması Lakers’ı bri noktadan sonra ileriye değil geriye götürmeye başladı. İlk çeyrek diğer iyi oyuncuların iyi başşlamasından doalyı pek göze batmamıştı ancak Lakers Kobe’yi topla buluşturamadı o boş olduğu anlarda bile garip tercihler zorlama oyunlar geldi. Jackson ilk çeyrek takıma önemli bir ivme kazandıran Ariza’ya da gerekli süreyi vermedi bence.

 - Lakers savunmada Rondo’yu riske edince Boston’Un hamlesi House oldu. LA’daki ilk maçtada House sahne almıştı ancak kötü bir şut yüzdesiyle oynamıştı. 4. maçta hem o hemde benchten gelen Posey iyi bir maç çıkarttı ve maçı çeviren oyuncular arasındaydılar.

 - Kobe her ne kadar son anlarda kazanmak adına sorumluluk alsa da galibiyeti getiremedi. Lakers son anlarda bir kişinin eline bakabilirken -birazda Fisher- Boston’un ise bu konuda güvenebileceği bir çok isim sahada oluyor.Pierece’dan tutunda Ray Allen-House-Posey ve hatta Garnett. Nitekim Allen maçın belkide en kritik pozisyonunda Sasha’nın yanından süzülerek basketi zorlanmadan gerçekleştirdi ve takımını galibiyete taşıdı.

 - Artık Lakers’ın seiyi çevirebileceğini düşünmüyorum açıkçası. Tek istediğim alabildikleri kadar maç alıp bu serinin tadını bizlere doya doya yaşatmaları.

Comments Yorum yok »

 Çeyrek Finaldeyizzzzz !!!!

 Maç sonunda aynen bu şekilde çığlık attım eminim hepiniz attınız. Çok iyi defans yapan Çek Cumhuruyeti karşısında 2-0 geriye düşmüşüz, son 15 dakikaya giriliyor ve iyi oyunumuzdan eser yok. Umutlar yok olma noktasında ama herkezin aklında tazeliğini koruyan bir İsviçre zaferi var. Sıkıntılı bir hava yani..

 Dakika 75 oluyor Hamit ortalıyor Arda vuruyor.Goool !!         Dakika 87 Hamit ortalıyor Çek kalecisi hata yapıyor Nihat affetmiyor. Goool !!     Dakika 89 Hamit pası veriyor Nihat muhteşem bir vuruşla topu ağlara yolluyor. Goool !!

 İnanılmaz bir maçtı cidden. Maç öncesi, maç sırasında ne totemler yaptım ne uğurlar denedim sonunda hepsi tuttu ve maçı kazandık. Rakip Hırvatistan. Eğer olurda cuma akşamı bir zafer daha kazanıp yarı finale çıkarsak rakip Portekiz-Almanya galibi olacak. Helal olsun çocuklar bir kez daha..

 

Comments Yorum yok »

  Geçtiğimiz yıl vizyonda olmasına karşın The Shooter filmini bu akşam izleyebildim. Klasik bir holywood yapımı gibi dursa da dokundurmalarla dolu bir çevirme filmi olmuş.

 Film yalnız bir adamın vatan hizmetiyle göreve gidip ihanete uğraması ile başlıyor ve intikam çabalarına dönüşüyor. Başrolde Bourne serisinde de gördüğümüz Mark Whalberg var.

 Film bir kitap çevirmesi ki kitapta da Amerika yönetimini eleştrici yazılar çoğunluktaymış. Filmde de bazı dokundurmalar yok değil ama bunlar holywood deryasında kaybolmuş sıradan bir aksiyon filmine dönüşmüş.

 Ancak ne olursa olsun yönetmeni es geçmemek lazım bu filimde. Çekilebilecek en güzel açılardan ele almış sahneleri. Özellikle sniper sahneleri harika. Kısacası izlenesi bir film tavsiye ederim ..

Comments Yorum yok »

eXTReMe Tracker