Philadelphia taraftarı olduğum 2000'den beri yaz döneminin en konuşulan takımı olmak alıştığım bir durum doğrusu... Dedikodular her yaz olduğu gibi yine Iverson'ın üzerinde dönüyor. Gidecek mi, kalacak mı? Bu sorular gündemimizi meşgul ediyor genellikle. Tabi söylentiler aynı eksende dönsede bu sefer durum biraz daha farklı. Galiba kahramanımız bu sefer elveda diyecek bizlere... İşler son noktaya doğru gidiyor ve büyük bir ihtimalle Iverson'ı bir daha Sixers formasıyla izleyemeyeceğiz.
Peki Iverson'ın göndermek için bir sürü takımın kapısını çalışımızın nedeni ne? Neden bu takımın sembol ismini göndermek için bu kadar uğraşıyoruz? Tabi ki tek bir neden yüzünden... Başarısızlık. Anahtar kelime bu. O efsanevi 2001 sezonundan sonra beklenenin altında sezonlar geçirdik, büyük hayal kırıklıkları yaşadık, bir sürü koçu gönderdik kısacası hep buruk bir tat kaldı ağzımızda bu sezonlara dair. Webber'in gelişinin bizi eski başarılı dönemlerimize götürebileceğini sanmıştık ama o yönde de her şey ters gitti. Webber her sezon düşen savunmamızı daha da berbat bir hale getirdi maalesef... Ve bu da Sixers taraftarlarının sabrını taşırdı ve artık maçlarımız izlenmemeye başladı. Bir nevi protestoydu bu yönetime ve oyunculara karşı... Yeni bir yapılanmaya gidilmesi şarttı ve yönetimde çareyi Iverson'ı göndermekte buldu.
Üst üste gelen bu hayal kırıklıklarından sonra Iverson'ın gitmesi şu anda en makul seçenek olarak görünüyor. Ne yapalım? Onu ne kadar sevsek de yapacak bir şey yok. Bazen ilişkiler istediğimiz, arzuladığımız yolda gitmez. Bunu hayatın her yerinde görebilirsiniz. Bu yüzden bir takım değişiklikler yapmak da çoğu zaman yarar vardır. Bu birliktelik de 2001'den sonra bozulmaya başladı ve artık bitme noktasına geldi. Artık değişim zamanı... İki taraf içinde.
Son 10 yılın tartışmasız en çok konuşulan ,en çok sevilen oyuncusunun takas edileceğinin duyulmasının ardından beklenen olaylar gerçekleşti aslında... Amerikan basını olaya balıklama atladı ve hemen her gün yeni söylentiler ortaya çıktı. Bu da gayet normal. Yadırgamamak gerek. Her sabah internette turlarken yeni bir takımla yeni takas heberinin olmasına şaşımıyorum doğrusu. Boston, Golden State, Denver, Utah, Minnesota, New York Iverson ile adı geçen takımlardan...
Tabi burada iplerin Billy King'in elinde olması beni biraz düşündürüyor. Çünkü King'in bu zamana kadar yaptığı hamlelerle pek iyi bir izlenim vermediği ortada... Bu yüzden ona güvenmek biraz saflık gibi görünsede bu sefer saflık sırası bizde. Bekliyoruz haberlerini... Tam bir '' Ben bilmem, beyim bilir'' durumu yani.
Ölü sezon olarak tabir ettiğimiz bu dönemde daha başka haberlerde var tabi ki. Tak konumuz Iverson değil yani. 28 Haziran akşamı New York Madison Square Garden'da yapılan draftlarda bu olaylardan biriydi. Evet draft gecesi bizim açımızdan gayet hareketli geçti ve ilk olarak 13.sıradan Thabo Sefolosaha'yı seçtik. Tam ne olduğunu anlamaya çalışırken bu hakkımızı Chicago'ya gönderip karşılığında 16.sırayı ve ikinci tur seçim haklarını aldık. Bu ise bize Rodney Carney'i getirdi. Chicago'dan aldığımız ikinci tur hakkımızın üzüerine biraz para koyup 37.den Bobby Jones'u seçtik. Sonra bu bizde bir hastalık haline dönüşüt ve Toronto'nun 57. sıradan seçtiği Edin Bavcic'i aldık. Kısacası her yer damladık draft gecesi. Şimdi dilerseniz bu seçimlere biraz bakalım.
BİRBİRİNDEN İYİ ÜÇ SEÇİM
Öncelikle Rodney Carney'den başlayalım. Carney Memphis gibi tanınmış bir üniversiteden geliyor. Oradaki koçu John Calipari ise ondan iyi bir savunmacı ve atletik bir oyuncu olarak bahsediyor. Gerçekten de onun en öne çıkan özellikleri bunlar... Bu durumda yeni bir Igoudala'nın geldiğini söyleyebiliriz. Carney iyi bir üçlükçü, ayrıca orta mesafe şutlarıda fena değil. Memphis üniversitesinin tüm zamanlarda en çok üç sayı atan oyuncusu... Bu özellikleri sayesinde yeni sezonda ilk beşimizin değişmez isimlerinden biri olabilir. Igodudala ile birlikte iyi bir ikili oluşturabilirlerse sezon boyunca NBA Action'da yerimizi sağlama almış oluruz. Tabi bunun yanında bir de galibiyetlere katkıda bulunursa yılın çaylağı oylamalarında ilk beşe girebilir. Bu şimdilik en iyi ihtimal olarak görünüyor. Bu seçiminden dolayı da ilk defa Billy King'i alkışlamalıyız. Gerçekten doğru bir hareket yaptı.
Diğer seçimlerimize gelirsek. Bobby Jones ise sadece ismi nedeniyle bile bu camiada kendine yer edinebilir. Evet sanırım anlamışsınızdır. 1983'deki NBA şampiyonluğunda büyük payı olan Bobby Jones'un adaşı... Bu yüzden 37. sıra seçimimiz Bobby Jones'un çok çalışması gerekiyor adaşına layık olabilmek için. Jones iyi bir savunmacı ama hücumunu geliştirmesi şart. Yaz liginde de şutlarının pek isabetli olmadığını gördük. Neyse Yaz Ligine birazdan değiniriz, şimdi Edin Bavcic'e geçelim.
Edin Bavcic ise hem forvet hem de pivot posizyonlarında oynayabilen bir oyuncu. 2.12 boyunda ve Bosna milli takımında forma giyiyor. İyi bir şutör ve kadroya girebilirse bazı maçlarda katkı yapabilir. Yaz ligindede gayet iyi bir üçlükçü olduğunu gösterdi bizlere... Neyse bu kadar lafı geçti, yaz liginden bahsetmemek de olmaz.
YAZ LİGİNDE NELER YAPTIK?
Öncelkle belirteyim, Yaz Ligi takımın genel gidişatı hakkında çoğu zaman sağlıklı bilgiler vermez. Bunu en iyi biz Philadelphia taraftarları biliriz. Çünkü senelerdir John Salmons bu dönemlerde coşar, sonra bütün sezon yatardı. Hep gördük bunu... Ama bunaltıcı yaz sıcağında tek eğlencemiz bu, ancak bununla vakit geçirebiliyoruz. Ne yapalım?
Bu sene Yaz Ligeri arasından Rocky Mountain Revue'de mücadele ettik. Oynadığımız 6 maçta 4 galibiyet 2 mağlubiyet aldık. Takımımızın yıldızı ise Louis Williams'dı. Bücür guardımız ortalığı dağıttı doğru düzgün bir rakip bulamayınca. Skorer bir oyuncu olduğunu gösterdi ayrıca zaman zaman asist yaparak takımıda yönetti. Dediğim gibi rakip yoktu ki onu tutacak...
Williams'ın dışında bir kaç iyi adamımız daha vardı. Oynadığı tek maçta içeriyi domine eden Shavlik Randolph bunların başında geliyordu. Shavlik yeni sezonda yine kadromuzda olacak. Ribaunt sorunumuza çare olacak geçen sene ki gibi... Ben bu adamı gerçekten çok takdir ediyorum. Savaşçı bir oyuncu öncelikle sahada yüreğini ortaya koyuyor. Ayrıca bu mücadelesiyle takımı da ateşleyebiliyor. Takımda kalması iyi oldu yani.
Carney ise Yaz Liginin bir diğer dikkat çeken oyuncusuydu. 3 maçta oynadı ama beni en çok sevindiren özelliği üçlükleri oldu. 7 üçlük atışında 5 isabet buldu. Muazzam bir istatistik. Bir diğer çaylağımız Edin Bavcic'de iyi işaretler verdi oynadığı süre boyunca... Kısacası Yaz Liginde iyi bir performans ortaya koyduk. Ama dediğim gibi bunu fazla da dikkate almamak gerekir.
DİĞER GELİŞMELER
Takımda bunlar dışında birkaç gelişme daha var. En başta yukarıdada dediğim gibi Sahavlik Randolph ve Willie Green ile yeniden anlaştık. Bunlar iyi iki hamle. Onun dışında John Salmons karışıklığı var şu anda... Önce Salmons'ı Toronto'ya ikinci tur draft hakkı ve 2.3 milyon dolarlık bir trade exception karşılığında yolladık. Ancak Salmons Toronto ile anlaşamyaınca geri döndü. Ancak büyük bir ihtimalle Sacremento alacak onu... Ne diyelim, hayırlı olsun, yaz ligindeki büyük efsanemiz sonunda gitti.
Benden bu seferlik bu kadar. İlk yazımda umarım sizi sıkmamışımdır. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşçakalın.
İnan Özdemir
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
| Yorum yazın |
Site yönetimi olarak aldığımız karar sebebiyle, artık Yorum gönderebilmek için Üye olmanız gereklidir. Sistemimize Kayıt olarak son gelişmelerimizden ve bültenlerimizden faydalanabileceksiniz...
Sisteme Kayıt olmak için tıklayın Eğer kayıtlıysanız Üye Girişi yapmak için tıklayın. Şifrenizi unuttuysanız tıklayın |