Playoffların benim için ayrı bir anlamı var. 3 sene önce bugünlerde, yine buraya yazmaya başlamıştım. 3 senedir iyi kötü eleştirilerle, edindiğim bazı güzel arkadaşlıklarla yola devam ediyorum.
Spurs bu sene normal sezon sonunda sıralamada Denver’ın gerisinde kaldı. Ancak bu sene de öyle bir batı konferansı vardı ki, son ana kadar sıralama değişebilirdi. Ginobili’nin yokluğunda üçüncü sıra iyi gibi gözükebilir. Ama maalesef oyun o kadar umut vermiyor.
Yazdığım 3 sene boyunca ve öncesinde ben ve çevremdeki Spurs taraftarları playoffları iple çekerdi. Özellikle tek haneli yıllarda bu heyecan ikiye katlanır, işin içine batıl inançlarda dahil olurdu. Bu sene sadece batıl inançlarla şampiyonluk kovalıyoruz gibi bir görüntü var.
Savunmamız hala büyük sıkıntı. 100 sayıya abone olmuş gibi bir halimiz var. Playofflar elbette farklı olacak. Ama daha ilk maçta gördük ki, daha ilk turda sahamızda Dallas’tan 105 sayı yedik. Bu Dallas 2-3 sene öncesinin Dallas’ı olsa, durum kabul edilebilir olabilirdi ancak onların da bu sene döküldüğünü varsayarsak, bu mağlubiyet ilerisi için iç karartıcı. Gerçi 2 senedir Nuggets’la eşleşip ilk maçı kaybediyoruz ama seri 4-1 bitiyordu. Bakalım aynı başarı Mavs karşısında gelecek mi?
Ginobili’nin playofflarda oynayamayacak olması da büyük şansızlık. Olimpiyatlardan beri bir türlü düzelemedi Arjantin’li yıldız. Sene içerisinde bir çok kez sakatlandı. Şaşırtıcı bir şekilde 1 ay oynamayacak derken 2 haftada döndüğü oldu, tam performansını vermesiyse bayağı zor oldu. Sonuçta onun gibi direk potaya giden oyuncuların cesur olması gerekir. Sakatlıktan korkan bir ismin içeri korkusuzca drive etmesini bekleyemeyiz.
Bu senenin en büyük kazancıysa Roger Mason ve George Hill oldu. Özellikle Mason’un dış şutları Spurs oyununa yeni bir boyut getirdi. Eskiden sayı yememe üzerine kurulu olan oyunumuz artık hücum etmeyle dengeli bir şekilde gidiyor. 1 ve 2 numaralarda oynayabilmesi de sakatlık veya yorgunluk gibi anlarda Popovich’in imdadına yetişiyor. Koç, çaylak Hill’e de çok güvendiğini, kritik anlarda onu oyunda tutarak belli ediyor. İleride önemli yerlere gelebilecek kapasitede bir oyuncu.
Bir diğer önemli gelişme ise Mart ayında kadroya dahil olan Drew Gooden. Cavs’teki performansıyla beğeni toplayan Gooden için Spurs bu seneki 3. durak. Kurt Thomas’ın veriminin iyice düşmesiyle de takımımızda ön plana çıkmış ve kendisini göstermiş durumda. Beklentileri karşılayabilmesi onun en büyük artısı. Uzun zamandır o bölgeye alınmış en nitelikli oyuncu. Daha önceki playoff tecrübeleriyle de takıma büyük katkı yapacaktır.
Takımın göz kamaştıran ismiyse Fransız yıldız Tony Parker. Kendisi bir süper yıldız düzeyine geldiğini kanıtlayan maçlar çıkarıyor sürekli. İlk yıllarında Fransız Rajon Rondo gibiydi. Hızlı ama şutu zayıf. Savunmanının onu 3 metre geriden savunduğu günleri hatırlıyorum. Ama artık 3 sayı çizgisi gerisinden de arkadaşlarını rahatlatan isabetler kaydedebiliyor.
Duncan’ınsa dizindeki ağrılar normal sezonun sonundaki maçlarda sıkıntı yaratıyordu. Bu sakatlık onun birkaç maçı kaçırmasına da sebep olmuştu. Ancak kaybedilmesine rağmen Duncan’ın 27 sayılık performansı bir mesaj gibiydi. Bundan da önemlisi, hala kritik toplarda isabet bulabiliyor. Savunmacısının üzerine gidip faulu aldırma özelliği yerinde. 33 yaşında olmasına rağmen savunmaların başına bela olmaya devam ediyor.
Playoff resmine baktığımızda Konferans Finali’ne kadar çıkılabilir görüşündeyim. Ama batıda Lakers ayrı bir noktada duruyor. Onları geçmek çok zor. Normal sezonun sonuna kadar bir üst sıra için mücadele verilmesi de yaşlı Spurs takımını iyice yormuş olabilir. Playofflarda yaşanan en büyük iki sıkıntıdan biridir yorgunluk. Sakatlık gibi şansızlıklar olmadığı sürece batıda ilk ikiye oynar San Antonio.
İyi bir ivme yakalanırsa final, hatta şampiyonluk bile neden olmasın?
Basketbol dolu günler dileğiyle…Mert Levent Barut