San Antonio Spurs'ün power forveti Robert Horry, NBA Tarihine adını altın harflerle yazdırmayı başardı. Yüzük koleksyoncusu Horry, Lakers'ın efsane ismi Kareem Abdul-Jabbar'ı solladı.
NBA'de 2007/08 Normal Sezonu ödülleri bir bir açıklanırken ''Yılın Genel Menajeri'' ödülüde sahibini buldu. Sezon başındaki tahminlerde olduğu gibi Boston Celtics Genel Menajeri;
NBA'de görev yapan 30 Coachun oylarıyla belirlenen Yılın Savunma Takımı açıklandı. İlk takımda MVP Kobe, Garnett, Duncan gibi isimler yer alırken, 2. Takımda ise Prince, Paul ve Howard gibi isimler yer aldı.
2007-08 All-NBA Teams açıklandı. First Team'de MVP Kobe Bryant'ın yanı sıra Chris Paul'de yer alırken, NBA'in 2. Takımında Utah Jazz'den Deron Williams, Tim Duncan, 3. Takımda ise Rockets'tan T-Mac yer aldı. 2007-08 All-NBA Teams şöyle;
NBA'de 2007-08 Normal Sezonu dün gece oynanan 14 maçla tamamlanırken play-off ilk turu eşleşmeleride belli oldu. Doğu ve Batı Konferansı'ndaki serilerin tüm detayları ve sonuçları haber linkleri bu başlık altındaki özel bölümde olacaktır.
NBA'de play-off heyecanı sürerken, BEKO Basketbol Ligi'nde normal sezon sona erdi ve play-off eşleşmeleri de belli oldu. Play-off tablosu ve düşen takımlar ise şöyle;
Sayın okurlar ve basketbol severler; size, ‘’NBATR’’ çatısı altında üçüncü
makalemi sunarken, görevimi yapmış olmanın hazzı içinde saygılarımı
iletirim…
Gelelim bu seferki konuya…
Başlıktan da anlaşılabileceği gibi bu sefer konumuz, Doğu Yakası.
Evet, başlı başına yakanın; temsilcileri, geçmişi, ihtişamı, rezaleti,
geleceği, şimdiki hali, ne idi, ne oldu gibi başlıklarla Doğu Yakasının
neden Çakı gibi bir Delikanlı iken böyle, etliye sütlüye bulaşmayan bir
sünepe kimliği edindiğinin cevabını arayacağız.
Ve
yine, benim genel tarzım olan; geçmiş ile geleceği birleştirerek yaşayan bir
yazı yaratma çabası içinde olduğum yeni yazımıza artık başlayalım…
Temsilcileri=
NBA
liginin geçmişinde birçok küçük lig, bölge ve yaka bulunduğu için, Tüm Doğu
takımlarını ve geçmişlerini anlatmak boşa zaman kaybı olacağını düşündüm… Ve
Bu
sebeple, bu yakanın her dönem gözbebeği olmuş ya da zaman zaman büyük
patlamalar gerçekleştirmiş ekiplerinden bahsedeceğim.
Önce, zaman zaman bu yakanın parıldayan taşları olmayı başarmış olan
ekipler.
Milwaukee
Bucks
Takım, kurulduktan üç yıl sonra şampiyon olmayı başaran bir takım!
Bu
istatistiklerde bu listede olma sebebi diyebiliriz;
Tarihi Beş= C- K. Jabbar, PF - T.Cummings, Sf-R.Allen, Sg-S.Moncrief,
PG-O.Robertson
71
yazında ilk ve tek şampiyonluğunu tadan bu takımın kadrosunda genç pivot,
UCLA’in onuru eski adıyla Lewis Alcindor, yeni adıyla Kareem Abdul Jabbar ve
60’lı yılların en özgün, en çok yönlü süper yıldızı Oscar Robertson vardı.
Fakat daha sonraları, bu soğuk yapılı, Müslüman devi California
takımı Los Angeles Lakers’a kaptırıp, Oscar’ da kendini emekli edince Bucks
belli bir süreç içerisinde bocalama yaşadılar.
Daha sonraları 80’lerin başlarına doğru takım koçluğuna Don Nelson, oyuncu
kadrosuna da Sidney Moncrief, Terry Cumings, L.Ellis gibi isimler katılınca
Milwaukee 80’lerde Boston, Philadelphia, Detroit ekiplerinin ardından
doğunun dinamosu olmayı başarmıştı. Fakat şampiyonluk gelmemişti.
90’lı yıllarda da iyi oyunculara aralıklarla sahip oldularsa da, 80’lerdeki
dinamizmi ve sağlamlığı yakalayamadılar.
2000’lere gelindiğinde ise Milwaukee Bucks için tekrar umut doğdu.
Sam Cassel, Ray Allen, Glenn Robinson üçlüsünün sürüklediği,
yanlarında da Joe Smith, Ervin Johnson, Tim Thomas gibi oyuncularla, 2001de
Doğu Konferans Finaline kadar yükselseler de, Iverson’ın MVP olduğu sezon
fırtına gibi esen, Sixers karşısında dayanamadılar.
Şimdilerde ellerindeki iyi malzemeyi kullanamama konusunda Bulls ve Knicks
ekipleri ile yarışıyorlar…
Sonradan Açılan gardları Mo Williams ve Michael Redd istikrarlı ve istekli
oyuncular olsa da takımın geri kalanı ya sakat ya da artık bu takıma
inançlarını kaybetmiş haldeler.
Fakat bu kulüp Doğu yakasının en güçlü zamanlarını yaşadığı 80 lerin ortası
ile 90 ların sonları arasında yerini almayı başarmıştır.
Tarihinden Gelip Geçen Önemli Oyuncular;
Oscar Robertson, Kareem Abdul Jabbar, Sidney Moncrief, Terry Cummings,
Terrel Brandon, Vin Baker, Sam Cassel, Glenn Robinson, Gary payton, Ray
Allen, Tim Thomas, L.Ellis... (Unutulanlar için özür dileriz.)
Atlanta Hawks
St.
Louis, Milwaukee falan der kene günümüz Atlanta Hawks ekibi oluştu,
kemikleşti bu ligde.
Ligin ilk gerçek ‘’Power Forvet’’ i Bob Petit’e sahip olan bu takım, 50’lili
yılların sonu ile 60’lıların sonu arasında Boston ve Philadelphia
ekiplerinin alamadığı tek şampiyonluğu almış ekiptir.
Fakat asla tarihte ne Petit ne de onun Hawks’ı (ST. Louis) hak
ettiği saygıyı bulamamıştır.
70’lere doğru gelindiğinde ise, uzun konçlu çorapları, savrulan saçları ve
zamanın kameralarının takip edemediği büyülü elleri ile Pete Maravich isimli
basketbol üstadına sahip olsalar da gerçek anlamda bir başarı gelmedi.
Ancak 80’lerin ortalarından, 90’ların başlarına kadar Doğunun kök söktüren
ekiplerinden biri olmayı başarmışlardır.
80’lerde, estetik ve patlayıcılığı bir arada bulunduran çok yönlü forvetleri
Dominique Wilkins önderliğinde güçlü bir ekip oluşturdular.
O
yıllar içerisinde hep Celtics, Pistons, Bucks ekipleri ile cebelleştiler.
Özellikle 88 yılı Doğu Play-Off larında Wilkins ve Bird in kapışması NBA
tarihinin en unutulmaz yıldız savaşlarından biri olmuştur.
90
yılların başında ise Chicago, Cleveland, Pistons ile beraber 90’lı yılların
en iyi takımları olması gözüyle bakılan takımlar arasında yerini alıyordu…
Fakat gerek Michael Jordan isimli zatın diğer ekipleri tamamen devre
dışı bırakması, gerek Hawks ın bir türlü arka arkaya 2–3 yıl oyuncu
değiştirmeden duramaması sebebiyle başarı tam anlamıyla istenilen seviyede
değildi.
Sonuçta yapılanma aşamasına giren Hawks onca atılacak boş safra varken
D.Wilkins i 95 sezonu ortasında Clippers a Danny Manning karşılığı takas
ediliyordu…
Hawks ekibi 2 yıl bocalasa da, camianın eski yüzü ve yıllardır Cavaliers
ekibini başarı ile çalıştıran koç Lenny Wilkens in atağı ile ve takımın
sonradan şu kadro ile güz yüzüne çıkmasıyla tekrardan 2001 yılına kadar
farklı kombinasyonlarla sürecek olan güzel bir ekibin temeli atılıyordu.
Dönem oyuncuları; Mookie Blaylock, Dikembe Motumbo, Steve Smith, Alan
Henderson, Christian Laettner, hersey Hawkins, E.Recanser gibi isimlerle
dönemin en düzenli basketbollarından birini oynayan bir ekip
oluşturuyorlardı…
Sonraları ise önce Mookie sonra Smith daha sonra da Mutombo’nun ayrılışı ile
Hawks uzun soluklu bir lotarya takımı olmaktan ileriye gidemedi.
Günümüz şahinleri ise logosunu, amblemini, renklerini, formalarını,
sistemini değiştirmiş, genç dinamik, savaşçı, istekli ve en önemlisi inançlı
bir kadro kıvamına geldiler ve geleceğe umutla sırıtıyorlar.
Tarihinden Gelip geçen önemli oyuncular: Bob
Petit, Lou Hudson, Dominique Wilkins, Darryl Dawkins, Moses Malone, Spud
Webb, Glenn ‘’Doc’’ Rivers, Stacey Augmon, Kevin Willis, Mookie Blaylock,
Dikembe Mutombo, Steve Smith, Shareef Abdur Rahim, Jason Terry, …
(Unutulanlar için özür dileriz.)
Grup Liderliği= 7- 1969, 1971, 1972, 1973, 1974, 1975, 1979
Elbette ki doğunun önemli isimlerinden biri de başkent takımı Washington
ekibi.
Bu
takım 1978 de Wes Unseld ve Evlin Hayes ikilisi ile ortalığı karıştırarak
şampiyonluk kazandı…
60’ların sonları ile 80’lerin başı arası Doğunun en iyi ekiplerinden biri
idiler.
Fakat 80’ler de Celtics, Hawks, Bucks, Pistons, Sixers hatta sonraları
Knicks, Bulls, Cavaliers gibi zorlu doğu ekiplerinin gölgesinde kaldılar.
80
lerin sonu, 90 ların başında NBA in en uzunu Manute Bol ile en kısası
Tyronne Bogues ı barındırması hatta ilk beşte oynatması herkes tarafından
sempati ile beğeni toplasa da başarı gelmedi.
Sonraki yapılanma içerisinde Bullets ekibi Hornacek, Tracy Murray, Rex
Chapman gibi dış şutörler ve Tom Gugliotta gibi isimlerle iç skorerlerle bir
şeyler yapmaya çabalasada olmadı…
Sonraları ise ‘’Bomb Squad’’ adlı üçlünün sürüklerdiği bir Washington
Wizards ekibi oldu… Artık Bullets değil Wizards dılar.
‘’Bomb Squad’’ ekibi, Rod Strickland, Juwan Howard ve Chris Webber
üçlüsünden oluşuyordu ve yanlarında da Tracy Murray, George Muresan, Calbert
Chaney gibi isimleri barındırıyordu.
Fakat bu ekip de o dönemlerde Michael Jordan’ın tekrar dönüşü ve onun geçmiş
rakiplerinin de buna karşı yaptığı hazırlıklarla güçlenmesi ile beraber iki
tane İlk tur yapıp orada da elenmekten başka bir halt edemedi…
Dönemin; Orlando, Chicago, Indiana, New York, Cleveland, Atlanta, Miami gibi
ekiplerinin ardından bakakaldılar.
2000’lere gelindiğinde Webber Sacramento’ya gönderilmiş ve kendisi orada
şampiyonluk yarışına girmişken, bizimkiler Brandon Haywood, Kwame Brown gibi
parlak gözüken ama hiçbir halta yaramayan adamlarla lotaryaya devam dediler…
Ta
ki Michael Jordan’ın kanının kaynayıp yönetici koltuğundan kalkıp tekrar
forma terletmeye başlamasına kadar. Çünkü MJ’in gelişi o takıma bir hava ve
amaç vermişti. Michael Jordan burada oynadığı iki sezonda All Star oldu ve
yaşlı dizlerinin izin verdiğince bizlere harikalarını izlettirdi. Fakat 2
sezonda da yetersiz kadrodan ve yaşlılığından dolayı Play-Off u 1-2 maç ile
kaçırdılar. Ama en azından Majestelerinin gelişi ve gidişi arasında
Washington ekonomik olarak kârdaydı.
Sonraları Arenas, Hughes, Jamison üçlüsü ile Doğunun en güzel hücum
basketbollarından birini oynadılar ve 2 sezon play-off yaparak ödüllerini
aldılar. Sonraları Hughes un sakatlanması ve ardına başka takıam gitmesi ile
Takım biraz bocaladı. Ama Hughes dan daha iyisi geldi.Caron Butler takımın
savunma, ribaunt gibi eksiklerinin tamamlamaya çabalarken birden bire
baktılar ki takımın her derdine çare oldu. Ve iki kere All-Star oldu.
Birinde bulunamadı.
Şimdilerde ise Arenas büyük sakatlık sonrası dönüyor. Onsuz gayet uyumlu ve
güzel bir basketbol oynayan amison ve Butler kariyer sezonu yaptılar. Eddie
Jordan da elindekileri iyi kullanabilme yeteneğini sergiledi.
Arenasın dönüşü ile buruk bir sevinç içindeler. Arenası göndersek de mi
yapılansak göndermesek de mi yapılansak diye düşünüyorlar. Haydi hayırlısı…
Tarihinden gelip geçen önemli oyuncular=
Walt Bellamy, Earl Monroe, Evlin Hayes, Mitch Kupchack, Wes Unseld, Bernard
King, Manute Bol, Tyronne Bogues, Tom Gugliotta, Rex Chapman, Rod
Strickland, Tracy murray, Calbert Chaney, Chris Webber, Juwan Howard, Mitch
Richmond, Michael Jordan, Jerry Stackhouse, Larry Hughes, vs … (Unutulanlar
için özür dileriz.)
Tarihi Beşi= C-Wes Unseld, PF-W.Bellamy, SF-Elvin Hayes, SG-E.Monroe,
PG-R.Strickland
Miami
Heat
Bu
takım bize daha yakın bir geçmişten gülümsüyor. Fakat kısa zamanda büyük
adımlarla yükseldiler ve düştüler, yine de burada yerlerini aldılar.
NBA
Şampiyonluğu= 1- 2006
Konferans Şampiyonluğu= 1- 2006
Grup Liderliği= 7- 1997, 1998, 1999, 2000, 2005, 2006, 2007
Yakın tarihimizin güçlü ekiplerinden Miami tam da doğunun zayıflık çektiği
yerler de farklı isimlerle karşımıza çıkıp bize su serpmiş, renkli kadrolar
ve oyuncular barındırmış, Florida’nın ateşine sahip bir takımdır.
İlk
yıldızları Ron Seikaly adlı 4–5 numara karışımı uzunları olmakla beraber ilk
spektaküler yıldızları ve skoreri Glen Rice olmuştur.
90’lı yılların başında daha yeni oluşma çabasında oldukları için bir
iddiaları olmadı. Tam da 92 Play-Offlarına girmişken bu sefer dönemin en
dominant takımı olan Michael Jordan’lı Bulls a karşı 3–0 ezildiler ve
Michael Jordan o seride 40+ sayı 11+ribaunt 7+ asist 3+top çalma 1+ blok
gibi olağan üstü istatistikler ve oyunlar sergilemişti. Elbette ki bu Heat
için hiç iyi bir anı olarak hatırlanmayacaktı.
90’
ortalarının geçip de son dönemecine, son 5 yıllık döneme girildiği sıralar,
şans Miami Heat’e gülüverdi. New York’a verebileceğini verdiğini düşünen Pat
Riley adlı NBA’in ve dönemin sayılı teknik adamlarından biri Miami Heat ile
anlaştı.
Onun gelişi ile ortalık canlandı ardı ardına hamleler yapıldı.
Öncelikle Riley, NYK’ deki gibi ortayı kapatan oyunun iki yanında da atılgan
olan, savunma yapabilen bir uzunla oynamya alışkındı Lakers’ da Kareem, NYK’
de Ewing gibi.
Bu
istikrarın sağlanması için 92 Draftından gelme Charlotte Hornets ‘in
başarılı pivotu Alonzo Mourning takıma kazandırılıyordu. Sonra da kuracağı
dinamik takımın temposunu elinde tutabilecek, Şutları ile pota altı rahatını
sağlayacak, pasları ve driplingleri ile de rakibin işini zorlaştıracak bir
gard lazımdı ona. Lakers’ da Magic, NYK’ de Jackson örneklerinde olduğu
gibi. Bu pozisyonun istikrarı içinde dönemin en iyi beş gardından biri olan
Golden State’in saçma kararlarla gözden çıkarttığı kıvrak, esnek gard Tim
Hardaway takıma kazandırıldı.
Sonra yan elemanlar; savunmada ve topsuz oyunda yetenekli bir 4 numara NYK’
de Oakley’ e oynattığı rol yani, bu rol içinde hali hazırda PJ Brown takımda
idi. Çok yönlü takımın açıklarını kapatabilecek, defans yapabilecek atletik
bir forvet görevini ise Mavericks den kopardığı Jamal Mashburn ile
kapatıyordu. Yan rollerde zaman içerisinde değişmeli olarak; Dan Majerle,
Voshon Lenard, Terry Edwards, Otis Thorpe, Isaac Austin gibi isimler yer
alıyordu.
Ve
90’ların son diliminin en güçlü beş ekibinden biri böyle kuruluyordu.
Özellikle Riley’nin eski takımı ve başarılara koşturduğu takımı New York
Knicks ile olan karşılaşmalar tam bir savaş alanını andırıyordu.
Ancak bu takımında önünde ki en büyük engel, O dönemki tüm büyülerin
önünde ki büyük engel olan Jordan’lı Bulls hanedanlığı idi.
Fakat Miami istikrarını sürdürdü. Hardaway+Mourning kombinasyonunun yanına
Riley ne koysa işini görüyordu.
Ancak bu iskeletin büyük parçası olan ZO böbrek yetmezliği çektiği için
sahaları terk eyleyince, artı olarak da Hardaway in sakatlığı ve yaşlılığı
düşünülünce 2000’lerin başında tamda güçlü New York ve Chicago ekiplerinden
kurtulmuşken, bu sefer zorunlu olarak istikrarlarını kaybediyorlardı.
Sonraları Hardaway Dallas’a, Mashburn New Orleans’ a, daha sonraları
Alonzo’da önce Nets sonra Toronto gibi takımların yolunu tutuyordu.
Ancak tam ZO nun da gittiği sene olacak 03-04 sezonunda harika bir olay
oluyor ve tarihin en bereketli draftlarından birinde 5. sıradan draft
hakkına sahip oluyorlar. Buradan da önceden belirledikleri alıştıkları
Hardaway ile benzerlikler gösteren deli fişek gard Dwayne Wade i alıyorlar.
Bu arada Takımın bir sezon önce seçtiği Caron Butler, takıma kazandırılan
çok yönlü forvet Lamar Odom, Mashburn giderken Hornets’ den takıma
kazandırılan Eddie Jones gibi isimlerde hali hazırda kadroda bulunuyordu.
Aynı sezon ortalardan Play-Off trenine binen takım ilk turda dönemin Doğu
için güçlü ekiplerinden New Orleans Hornets ile eşleşiyorlardı. Karşı takım
Dönemin ve günümüzün en iyi gardlarından biri olan Baron Davis önderliğinde;
Jamal Mashburn, David Wesley, PJ. Brown, Jamal Magloire gibi isimlerle ivme
yakalamıştı. Ancak ilk turda ki Wade Vs Davis kapışması nefesleri kesse de
sonuçta galip Wade’ in ekibi yani konu başlığımız olan Miami Heat takımı
oluyordu.
Yarı Finallerde ise dönemin doğu adına en güçlü 3 takımından biri olan
Indiana Pacers ekibi ile eşleşiyorlardı. Onlara karşıda 2 galibiyet alarak
gururları ile eleniyorlar ve taraflı tarafsız herkesin alkışını
topluyorlardı. Bu arada Wade’in o seride Jermaine’nin üstünden potaya
patlayışı hala akıllarda…
Daha sonraları Miami’ nin bu sefer yönetim koltuğunda oturan Riley takımda
ki potansiyeli görüyor ve daha büyük kumarlara açılıyor. Tam o sıralarda da
Los Angeles cephesinde iki büyük egodan biri ayrılmak üzere idi ya Shaq ya
da Kobe. Peki kim gitti; Shaq!
Bunu fırsat bile Riley hemen kafasında Bir plan yaptı ve dönemin en
iyi pivotu Shaq’ı; Butler, Odom, para, Draft hakkı ve yan elemanlar
karşılığında almış oldular.
2004–2005 sezonu Alonzo ve Tim organizasyonu dağıldığından beri ağırlığını
kaybeden takımın tekrar o eski saygısını almayı sağlamıştı.
Wade ve O’Neal beraber All-Star oldular aynı Hardaway-ZO gibi…
O
sezon 59-23 lük dereceleri ile Doğuyu kasıp kavuruyor ayrıca da. 61-21 lik
97 yılından bu zamana kadar en iyi işi beceriyorlardı… Ayrıca takıma tekrar
dönme niyeti olan ZO nun haberi ile 2005 sezonu harika geçiyor ta ki Doğu
Finallerine kadar…
Tüm
rakiplerini tek tek Shaq ın bel ve baldır deformasyonuna rağmen geçen ekip,
Finalde geçen senenin şampiyonu olan Detroit Pistons’ a karşı Wade in de
sakat olması ile eleniyorlardı. Ancak herkes biliyordu ki kadro sağlam olsa
Detroit in işi bu kadar kolay olmayacaktı.
Bundan bir ders çıkaran Riley ve koç Stan Gundy; takımın kritik
sakatlıklarında onlara destek olabilecek elemanlar kazandırdı takıma. Bunlar
şöyle idi; Antoine Walker, Gary Payton, Udonis Haslem, James Posey, Alonzo
Mourning, Jason Williams gibi çok etkili isimlerden oluşuyordu.
Ancak bu kadar derin ve ego ortamının yayıldığı takım tam istediği istikrarı
ve disiplini yakalayamıyordu. O kadar masraf ve zahmetten sonra bu projenin
de mahvolacağını düşünen eski koç Pat Riley tekrar takım başına geçiyor ve
aslında pek de etik olmayan bir şekilde Stan Van Gundy e yolu gösteriyordu.
Pat’de tam bu kargaşada lazım olan adamdı açıkçası, gerekeni yaptı.
Tüm oyunculara görevini verdi, takıma bir amaç yükledi. Kaba tabirleri gazı
verdi diyelim. Sallantıda ve gene Shaq’ın sakatlıkları ile geçen sezon
Wade’in yan rollerin inanılmaz play-off oyunları ile Finalde favori
Dallas’ın karşısına çıktılar. Ancak gerek Avery Johnson ve oyuncularının
telaş halleri, gerek Riley’nin tecrübesi ve Wade’in durdurulamaz oyunu ile
tarihinde ilk kez final gören bu iki takımdan ilk şampiyonluğunu gören Miami
Heat alıyordu ve son yıllarda ki Batı ağırlığına Pistons dan sonra dur demiş
oluyorlardı.
Dwyane Wade en değerli oyuncu ödülünü, Mourning ve Payton’da ilk yüzüklerini
alıyordu.
Sonraki sezonda takım dağıldı. Shaq gittikçe üretemez bir hale geldi.
Play-Off ilk turunda genç Chicago karşısında hezimete uğradılar.
2007-2008 sezonu yani günümüz Miami Heat’i ise şu anda ligin dibinde 20
galibiyeti bile aşamadılar. Shaq’ı gönderip karşılığında Shawn Marion gibi
bir değeri aldılar.Ama onunda off-season da gideceği düşünülüyor. Ricky
Davis takıma kazandırılsa da takım için artık çok geç.
An
itibari ile lotarya da sağlam bir edinmek ve gelecek sezona sağlam başlamak
için Marion ve Wade sezonu kapatmış oldular.
Açıkçası Doğu’nun parıldayanı iken bir den bire sönüp geçen ekibi oldular.
Tarihinden Gelip geçen Önemli oyuncular= Ron
Seikaly, Glen Rice, Sherman Douglas, Steve Smith, Tim Hardaway, Alonzo
Mourning, Jamal Mashburn, Dan Majerle, Brian Grant, Eddie Jones, Lamar Odom,
Caron Butler, Shaquillie O’Neal, Antoine Walker, Gary payton, vs,
…(Unutulanlar için özür dileriz.)
Tarihi beşi= C- S. O’Neal, PF- A.Mourning, SF- J.Mashburn, SG-D.Wade, PG-
T.Hardaway.
Evet, şimdilik zamanında Doğuya güç vermiş ekipleri geçiyoruz. Aranızda
Cavaliers ve Magic ekipleri ne oldu ikisi de birer final oynadılar
diyorsunuz. Ancak Cavaliers 93–97 arası ve 99–05 arası zamanlarda hiçbir
varlık gösteremedi. Magic’ de zamanının en iyilerindendi. 92–97 arası çok
iyi gittiler ancak. 98–07 arası dişe dokunur hiçbir varlık gösteremediler.
Yani buradaki isimler arasına girecek kadar daha olmadıklarını düşündüm.
Ayrıca 2000lerin ortalarında Batıya kafa tutan yegâne Doğu takımı olan New
Jersey Netside unutmadım ancak sadece 4–5 yıllık parıldamalar buradakilerin
yanında olmaya yetmez. Umarım anlatabilmişimdir.
YAKANIN İNCİLERİ
Yakanın Mihenk Taşlarında Sıra;
Evet, ben kendi kafamda şehir, popülarite, camia olgusu, başarı,
yetiştirdikleri, yaşattıkları, kazandıkları, kazandırdıkları olarak Doğu’nun
en önemli 6 ekibini belirledim. Sırayla başlayalım.
Indiana
Pacers
Orada 1 şampiyonluğu olan ve tonlarca başarı sahibi Washington, Milwaukee,
Miami ekiplerini es geçip Indiana’yı buraya koyduğum için şaşırmış veyahut
beni ne anlar ki zaten bu oğlan diye azarlamış olabilirsiniz. Ancak; Indiana
takımı 90‘ ların başından tutunda 2005 yılına kadar herkesin imreneceği bir
istikrara sahip olmuştur.
Reggie Miller adlı inanılmaz hırslı ve inanılmaz isabetli, mesafe tanımayan,
deli dolu şutörün Indiana’ya gelmesi ile bu takım değişti. ABA’ deki keyifli
günlerini, Miller gelene kadar NBA’ de bulamayan bu ekip yakın geçmişimizin
en saygın ekiplerinden biri oldu.
New
York ve Chicago gibi doğunun diğer büyük ekipleri ile girdiği mücadeleler
nefesleri kesti.
90’lar sona erip Chicago, NYK, Detroit gibi ekipler büyüsünü kaybederken o
2000 yılında finale çıktı ancak aşırı güçlü Lakers karşısında mazur görün ki
yaşlı kadrosu ile elendi. 2000 lerde yollarına devam ettiler. Israrlı bir
play-Off ve üst sıra takımıydılar.
Öyle ki ligin ve doğunun en çok galibiyet alan ekipleri oldular yeri geldi.
Reggie Miller harika bitirişini yine çekişmeli bir Play-Off serisinde yaptı.
Ancak gerek The Palace’daki kavga gerek, aşırıya kaçan sakatlıklar
gerek, ipe sapa gelmez yıldız oyuncular İndiana’yı yedi bitirdi. Fakat en
kötü malzeme ile bile iş yapan Rick Carlise’da elden çıkınca, bu sefer zor
oldu İndiana için, ancak tükenmiş değiller.
Çok yönlü güçlü bir forvet olan Danny Granger’ a, ligde uzun süre
dalga konusu olan sonradan kendini bulmuş bir Dunleavy’e, çalışkan gençlere
ve atletlere sahipler. Indiana oturttuğu basketbol felsefesi ile gerek eski
Üniversite gerekse NBA başarılarını tekrarlayacaktır. Buna inanıyorum…
Konferans Şampiyonluğu=1- 2000
Grup Liderliği= 4- 1995, 1999, 2000, 2004
Tarihinden Gelip Geçen Önemli Oyuncular=
Roger Brown, Mel Daniels, Reggie Miller, Chuck Person, Derrick McKey, Detlef
Schrempf, Chris Mullin, Mark Jackson, Dale Davis, Rick Smits, Jalen Rose, Al
Harrington, Ron Artest, Kenny Anderson, Darrel Armstrong vs, … (Unutulanlar
için özür dileriz.)
Tarihi Beşi= C- R.Smits, PF- J. Oneal, SF- C.Mullin, SG- R.Miller,
PG- M.Jackson
Philadelphia
Sixers
İşte gerçek, azılı ve iddialı bir Doğu temsilcisi; Philadelphia Sixers!
Bu
takım için fazla söze gerek yok her dönemin en fenomen oyuncularını
bünyesinde barındırmış, şaşalı ve gösterişli bir Doğu temsilcisi olmuştur
yıllarca…
50’li ve 60’lı yıllarda Boston, Lakers formdan düşer gibi oldu mu tek
alternatif Sixers (Warriors) ekibi oluyordu zaten.
Kadrosunda dönemin en azılı oyuncusu hücum, savunma, ribaunt, blok, asist
anlayacağınız her alanda bir makine haline gelmiş ‘’Büyük Ayı’’ Wilt
Chamberlain vardı…
Elbette, Hal Greer, Billy Cuninngham gibi isimlerde unutulmamalı.
Özellikle Cunnigham Wilt’li takımda yer aldığı ve onun gidişi sonrası takımı
ayakta tuttuğu gibi, Dr.J’li ekibin başında da koç olarak bulundu ve 83
Şampiyonluğunun da mimarı idi. Açıkçası takımın parke sonrası, beyin gücü de
olmuştu Billy The Kangaroo Kid.
Elbette takımın bir Phoneix kuşu gibi 60’lar sonrası küllerinden doğup
tekrar kendine gelmesinde ki büyük sebep; ABA liginin NBA ligi bünyesine
katılması ve Julius Erving adlı uçan, zarafet sembolü, afro saçlı, afro
American sembol, karizmatik yıldızları idi.
Dr.J’in ekibi ligin en dominant üç uzunundan biri olan Moses Malone,
en genç fakat en güçlü ve patlayıcı 4 numara Darryl ‘’Thunder Chocolate’’
Dawkins, hızlı, dripling ve ‘’crossover’’ ların öncüsü, heyecanlı gard
Maurice Cheeks, jeneriklik baseline smaçları ile Joe ‘’jellybean’’ Bryant
gibi isimlerle doğunun en parlak yıldızı idi.
Sonraları bazı oyuncuların gitmesi, Dr.J in ve takımın yaşlanması ile
takım düşüşe geçti. Takımın tek genç yıldızı olan Charles Barkley’ nin
çabaları ile iddialarını korur gibi görünseler de, sonunda Barkley’de
oynadığı 9 yıl içerisinde hiçbir teknik hareket ya da çaba göremeyince
restini çekip Arizona Çöllerinin ekibi olan Phoneix Suns’ın yolunu tuttu.
Yıllarca yüzük kovalayan Barkley’e kötü haber; Suns’la final gördü
ama Kupayı gene Michael Jordan’ın almasına engel olunamamıştı. Ayrıca
Barkley Phila’ ya gelmeden bir yıl önce takım 3. ve son şampiyonluğunu
tatmıştı. Yani adam harbi şanssız çıktı.
90’lı yılları kaba tabirle ‘’ot’’ gibi geçiren bir Philadelphia vardı. Ancak
96 draftında aldıkları Allen Iverson adlı asi, olduğu gibi, rahat, ele avuca
sığmaz, ukala, hırslı, korkusuz gard ile şansları tersine dönecek gibi idi.
AI tüm NBA tarzlarından farklıydı elbette Kevin Johnson, Isıah Thomas,
Michael Jordan gibi isimlerden izler taşıyordu ancak bambaşka bir tarz ve
stildi o. Korkusuz oyunu, 1.83 boyu, 75 kg ağırlığı, şekilli örgülü saçları,
dövmeleri, bantları, aksesuarları, takıları ile bambaşka bir fenomendi. Onun
etrafına yıllar içerisinde uyumlu parçalar oturtuldu ve kendisinin de olağan
üstü çabası ve oyunları ile Şölen havasında geçilen 2001 Doğu
Play-Offlarından sonra finalde ligin en ağır hatta NBA geçmişinin en güçlü
ekiplerinden biri olan Lakers’a çatıyorlardı. Ayrıca saha avantajları da
yoktu. Ancak Play-Offlarda şarjörünün boşalmadığını ve hala atacak
mermisinin olduğunu ilk maçta Lakers’ı devirerek gösterdi. Ancak güçlü
Lakers artık işin ciddiyetinde idi ve arka arkaya aldığı 4 galibiyet ile
ardı ardına 2. şampiyonluğunu tadıyordu. O sezon All- Star ve Lig
MVP’liklerini toplayan Iverson finallerin en değerlisi olma unvanını Shaq’a
kaptırıyordu.
2001 yılından sonra bir türlü eski Sixers ekibi oluşmadı. AI sürekli
yalnızlığından ve yetersizliklerinden dem vuruyordu. En sonunda olan oldu ve
AI 2007 yılında Denver Nuggets yolunu tuttu.
Sonra ne mi oldu? Günümüz Philadelphia’ sı tecrübeli A.Miller, genç
yetenekler R.Carney,
Thaddeus Young, pota altının güvencesi Samuel Dalembert, takımın yıldızı
Andre Iguadala gibi isimler ve gelecekte katılması muhtemel isimler ile eski
günlerine dönmek için çabalıyorlar, çabalayacaklar…