|
|
Çarşamba, 18. Haziran 2008 Pazartesi, 16. Haziran 2008 Cuma, 13. Haziran 2008 Çarşamba, 11. Haziran 2008 Pazartesi, 09. Haziran 2008 Cuma, 06. Haziran 2008 Cuma, 30. Mayıs 2008 Perşembe, 29. Mayıs 2008
>NBA Puan Durumu >NBA İstatistik Liderleri >Gecenin İstatistikleri >07-08 Power Rankings |
Köşe Yazıları
Serbest Yazılar
Utkan Aktaş
Güneşin Doğdu Yer: DOĞU YAKASI
| Güneşin Doğdu Yer: DOĞU YAKASI |
|
Doğunun Yakasına mı Aslıldılar?
Evet, Sayın okurlar ve basketbol severler; size, ‘’NBATR’’ çatısı altında üçüncü makalemi sunarken, görevimi yapmış olmanın hazzı içinde saygılarımı iletirim…
Gelelim bu seferki konuya… Başlıktan da anlaşılabileceği gibi bu sefer konumuz, Doğu Yakası. Evet, başlı başına yakanın; temsilcileri, geçmişi, ihtişamı, rezaleti, geleceği, şimdiki hali, ne idi, ne oldu gibi başlıklarla Doğu Yakasının neden Çakı gibi bir Delikanlı iken böyle, etliye sütlüye bulaşmayan bir sünepe kimliği edindiğinin cevabını arayacağız.
Ve yine, benim genel tarzım olan; geçmiş ile geleceği birleştirerek yaşayan bir yazı yaratma çabası içinde olduğum yeni yazımıza artık başlayalım…
Temsilcileri= NBA liginin geçmişinde birçok küçük lig, bölge ve yaka bulunduğu için, Tüm Doğu takımlarını ve geçmişlerini anlatmak boşa zaman kaybı olacağını düşündüm… Ve Bu sebeple, bu yakanın her dönem gözbebeği olmuş ya da zaman zaman büyük patlamalar gerçekleştirmiş ekiplerinden bahsedeceğim. Önce, zaman zaman bu yakanın parıldayan taşları olmayı başarmış olan ekipler.
Milwaukee Bucks Takım, kurulduktan üç yıl sonra şampiyon olmayı başaran bir takım! Bu istatistiklerde bu listede olma sebebi diyebiliriz; NBA Şampiyonluğu= 1- 1971 Konferans şampiyonluğu= 2- 1971, 1974 Grup Liderlikleri= 13- 1971, 1972, 1973, 1974, 1976, 1980, 1981.1982.1983, 1984, 1985, 1986, 2001 Tarihi Beş= C- K. Jabbar, PF - T.Cummings, Sf-R.Allen, Sg-S.Moncrief, PG-O.Robertson
71 yazında ilk ve tek şampiyonluğunu tadan bu takımın kadrosunda genç pivot, UCLA’in onuru eski adıyla Lewis Alcindor, yeni adıyla Kareem Abdul Jabbar ve 60’lı yılların en özgün, en çok yönlü süper yıldızı Oscar Robertson vardı. Fakat daha sonraları, bu soğuk yapılı, Müslüman devi California takımı Los Angeles Lakers’a kaptırıp, Oscar’ da kendini emekli edince Bucks belli bir süreç içerisinde bocalama yaşadılar.
Daha sonraları 80’lerin başlarına doğru takım koçluğuna Don Nelson, oyuncu kadrosuna da Sidney Moncrief, Terry Cumings, L.Ellis gibi isimler katılınca Milwaukee 80’lerde Boston, Philadelphia, Detroit ekiplerinin ardından doğunun dinamosu olmayı başarmıştı. Fakat şampiyonluk gelmemişti. 90’lı yıllarda da iyi oyunculara aralıklarla sahip oldularsa da, 80’lerdeki dinamizmi ve sağlamlığı yakalayamadılar.
2000’lere gelindiğinde ise Milwaukee Bucks için tekrar umut doğdu. Sam Cassel, Ray Allen, Glenn Robinson üçlüsünün sürüklediği, yanlarında da Joe Smith, Ervin Johnson, Tim Thomas gibi oyuncularla, 2001de Doğu Konferans Finaline kadar yükselseler de, Iverson’ın MVP olduğu sezon fırtına gibi esen, Sixers karşısında dayanamadılar.
Şimdilerde ellerindeki iyi malzemeyi kullanamama konusunda Bulls ve Knicks ekipleri ile yarışıyorlar…
Sonradan Açılan gardları Mo Williams ve Michael Redd istikrarlı ve istekli oyuncular olsa da takımın geri kalanı ya sakat ya da artık bu takıma inançlarını kaybetmiş haldeler.
Fakat bu kulüp Doğu yakasının en güçlü zamanlarını yaşadığı 80 lerin ortası ile 90 ların sonları arasında yerini almayı başarmıştır.
Tarihinden Gelip Geçen Önemli Oyuncular; Oscar Robertson, Kareem Abdul Jabbar, Sidney Moncrief, Terry Cummings, Terrel Brandon, Vin Baker, Sam Cassel, Glenn Robinson, Gary payton, Ray Allen, Tim Thomas, L.Ellis... (Unutulanlar için özür dileriz.)
Atlanta Hawks
St. Louis, Milwaukee falan der kene günümüz Atlanta Hawks ekibi oluştu, kemikleşti bu ligde. Ligin ilk gerçek ‘’Power Forvet’’ i Bob Petit’e sahip olan bu takım, 50’lili yılların sonu ile 60’lıların sonu arasında Boston ve Philadelphia ekiplerinin alamadığı tek şampiyonluğu almış ekiptir. Fakat asla tarihte ne Petit ne de onun Hawks’ı (ST. Louis) hak ettiği saygıyı bulamamıştır.
70’lere doğru gelindiğinde ise, uzun konçlu çorapları, savrulan saçları ve zamanın kameralarının takip edemediği büyülü elleri ile Pete Maravich isimli basketbol üstadına sahip olsalar da gerçek anlamda bir başarı gelmedi.
Ancak 80’lerin ortalarından, 90’ların başlarına kadar Doğunun kök söktüren ekiplerinden biri olmayı başarmışlardır. 80’lerde, estetik ve patlayıcılığı bir arada bulunduran çok yönlü forvetleri Dominique Wilkins önderliğinde güçlü bir ekip oluşturdular. O yıllar içerisinde hep Celtics, Pistons, Bucks ekipleri ile cebelleştiler.
Özellikle 88 yılı Doğu Play-Off larında Wilkins ve Bird in kapışması NBA tarihinin en unutulmaz yıldız savaşlarından biri olmuştur.
90 yılların başında ise Chicago, Cleveland, Pistons ile beraber 90’lı yılların en iyi takımları olması gözüyle bakılan takımlar arasında yerini alıyordu…
Fakat gerek Michael Jordan isimli zatın diğer ekipleri tamamen devre dışı bırakması, gerek Hawks ın bir türlü arka arkaya 2–3 yıl oyuncu değiştirmeden duramaması sebebiyle başarı tam anlamıyla istenilen seviyede değildi. Sonuçta yapılanma aşamasına giren Hawks onca atılacak boş safra varken D.Wilkins i 95 sezonu ortasında Clippers a Danny Manning karşılığı takas ediliyordu…
Hawks ekibi 2 yıl bocalasa da, camianın eski yüzü ve yıllardır Cavaliers ekibini başarı ile çalıştıran koç Lenny Wilkens in atağı ile ve takımın sonradan şu kadro ile güz yüzüne çıkmasıyla tekrardan 2001 yılına kadar farklı kombinasyonlarla sürecek olan güzel bir ekibin temeli atılıyordu.
Dönem oyuncuları; Mookie Blaylock, Dikembe Motumbo, Steve Smith, Alan Henderson, Christian Laettner, hersey Hawkins, E.Recanser gibi isimlerle dönemin en düzenli basketbollarından birini oynayan bir ekip oluşturuyorlardı… Sonraları ise önce Mookie sonra Smith daha sonra da Mutombo’nun ayrılışı ile Hawks uzun soluklu bir lotarya takımı olmaktan ileriye gidemedi.
Günümüz şahinleri ise logosunu, amblemini, renklerini, formalarını, sistemini değiştirmiş, genç dinamik, savaşçı, istekli ve en önemlisi inançlı bir kadro kıvamına geldiler ve geleceğe umutla sırıtıyorlar.
Tarihinden Gelip geçen önemli oyuncular: Bob Petit, Lou Hudson, Dominique Wilkins, Darryl Dawkins, Moses Malone, Spud Webb, Glenn ‘’Doc’’ Rivers, Stacey Augmon, Kevin Willis, Mookie Blaylock, Dikembe Mutombo, Steve Smith, Shareef Abdur Rahim, Jason Terry, … (Unutulanlar için özür dileriz.) Tarihi beşi= C-Dikembe Motumbo, Pf-Bob Petit, Sf- Dominique Wilkins, SG- Lou Hudson, PG-Mookie Blaylock
Washington Wizards
Bu takımda es geçilmemeliydi elbette; NBA Şampiyonluğu= 1- 1978 Konferans Şampiyonluğu= 4- 1971, 1975, 1978, 1979 Grup Liderliği= 7- 1969, 1971, 1972, 1973, 1974, 1975, 1979
Bu takım 1978 de Wes Unseld ve Evlin Hayes ikilisi ile ortalığı karıştırarak şampiyonluk kazandı… 60’ların sonları ile 80’lerin başı arası Doğunun en iyi ekiplerinden biri idiler. Fakat 80’ler de Celtics, Hawks, Bucks, Pistons, Sixers hatta sonraları Knicks, Bulls, Cavaliers gibi zorlu doğu ekiplerinin gölgesinde kaldılar.
80 lerin sonu, 90 ların başında NBA in en uzunu Manute Bol ile en kısası Tyronne Bogues ı barındırması hatta ilk beşte oynatması herkes tarafından sempati ile beğeni toplasa da başarı gelmedi.
Sonraki yapılanma içerisinde Bullets ekibi Hornacek, Tracy Murray, Rex Chapman gibi dış şutörler ve Tom Gugliotta gibi isimlerle iç skorerlerle bir şeyler yapmaya çabalasada olmadı…
Sonraları ise ‘’Bomb Squad’’ adlı üçlünün sürüklerdiği bir Washington Wizards ekibi oldu… Artık Bullets değil Wizards dılar.
‘’Bomb Squad’’ ekibi, Rod Strickland, Juwan Howard ve Chris Webber üçlüsünden oluşuyordu ve yanlarında da Tracy Murray, George Muresan, Calbert Chaney gibi isimleri barındırıyordu.
Fakat bu ekip de o dönemlerde Michael Jordan’ın tekrar dönüşü ve onun geçmiş rakiplerinin de buna karşı yaptığı hazırlıklarla güçlenmesi ile beraber iki tane İlk tur yapıp orada da elenmekten başka bir halt edemedi…
Dönemin; Orlando, Chicago, Indiana, New York, Cleveland, Atlanta, Miami gibi ekiplerinin ardından bakakaldılar.
2000’lere gelindiğinde Webber Sacramento’ya gönderilmiş ve kendisi orada şampiyonluk yarışına girmişken, bizimkiler Brandon Haywood, Kwame Brown gibi parlak gözüken ama hiçbir halta yaramayan adamlarla lotaryaya devam dediler…
Ta ki Michael Jordan’ın kanının kaynayıp yönetici koltuğundan kalkıp tekrar forma terletmeye başlamasına kadar. Çünkü MJ’in gelişi o takıma bir hava ve amaç vermişti. Michael Jordan burada oynadığı iki sezonda All Star oldu ve yaşlı dizlerinin izin verdiğince bizlere harikalarını izlettirdi. Fakat 2 sezonda da yetersiz kadrodan ve yaşlılığından dolayı Play-Off u 1-2 maç ile kaçırdılar. Ama en azından Majestelerinin gelişi ve gidişi arasında Washington ekonomik olarak kârdaydı.
Sonraları Arenas, Hughes, Jamison üçlüsü ile Doğunun en güzel hücum basketbollarından birini oynadılar ve 2 sezon play-off yaparak ödüllerini aldılar. Sonraları Hughes un sakatlanması ve ardına başka takıam gitmesi ile Takım biraz bocaladı. Ama Hughes dan daha iyisi geldi.Caron Butler takımın savunma, ribaunt gibi eksiklerinin tamamlamaya çabalarken birden bire baktılar ki takımın her derdine çare oldu. Ve iki kere All-Star oldu. Birinde bulunamadı.
Şimdilerde ise Arenas büyük sakatlık sonrası dönüyor. Onsuz gayet uyumlu ve güzel bir basketbol oynayan amison ve Butler kariyer sezonu yaptılar. Eddie Jordan da elindekileri iyi kullanabilme yeteneğini sergiledi. Arenasın dönüşü ile buruk bir sevinç içindeler. Arenası göndersek de mi yapılansak göndermesek de mi yapılansak diye düşünüyorlar. Haydi hayırlısı…
Tarihinden gelip geçen önemli oyuncular= Walt Bellamy, Earl Monroe, Evlin Hayes, Mitch Kupchack, Wes Unseld, Bernard King, Manute Bol, Tyronne Bogues, Tom Gugliotta, Rex Chapman, Rod Strickland, Tracy murray, Calbert Chaney, Chris Webber, Juwan Howard, Mitch Richmond, Michael Jordan, Jerry Stackhouse, Larry Hughes, vs … (Unutulanlar için özür dileriz.) Tarihi Beşi= C-Wes Unseld, PF-W.Bellamy, SF-Elvin Hayes, SG-E.Monroe, PG-R.Strickland
Miami Heat
Bu takım bize daha yakın bir geçmişten gülümsüyor. Fakat kısa zamanda büyük adımlarla yükseldiler ve düştüler, yine de burada yerlerini aldılar. NBA Şampiyonluğu= 1- 2006 Konferans Şampiyonluğu= 1- 2006 Grup Liderliği= 7- 1997, 1998, 1999, 2000, 2005, 2006, 2007
Yakın tarihimizin güçlü ekiplerinden Miami tam da doğunun zayıflık çektiği yerler de farklı isimlerle karşımıza çıkıp bize su serpmiş, renkli kadrolar ve oyuncular barındırmış, Florida’nın ateşine sahip bir takımdır. İlk yıldızları Ron Seikaly adlı 4–5 numara karışımı uzunları olmakla beraber ilk spektaküler yıldızları ve skoreri Glen Rice olmuştur.
90’lı yılların başında daha yeni oluşma çabasında oldukları için bir iddiaları olmadı. Tam da 92 Play-Offlarına girmişken bu sefer dönemin en dominant takımı olan Michael Jordan’lı Bulls a karşı 3–0 ezildiler ve Michael Jordan o seride 40+ sayı 11+ribaunt 7+ asist 3+top çalma 1+ blok gibi olağan üstü istatistikler ve oyunlar sergilemişti. Elbette ki bu Heat için hiç iyi bir anı olarak hatırlanmayacaktı.
90’ ortalarının geçip de son dönemecine, son 5 yıllık döneme girildiği sıralar, şans Miami Heat’e gülüverdi. New York’a verebileceğini verdiğini düşünen Pat Riley adlı NBA’in ve dönemin sayılı teknik adamlarından biri Miami Heat ile anlaştı. Onun gelişi ile ortalık canlandı ardı ardına hamleler yapıldı. Öncelikle Riley, NYK’ deki gibi ortayı kapatan oyunun iki yanında da atılgan olan, savunma yapabilen bir uzunla oynamya alışkındı Lakers’ da Kareem, NYK’ de Ewing gibi. Bu istikrarın sağlanması için 92 Draftından gelme Charlotte Hornets ‘in başarılı pivotu Alonzo Mourning takıma kazandırılıyordu. Sonra da kuracağı dinamik takımın temposunu elinde tutabilecek, Şutları ile pota altı rahatını sağlayacak, pasları ve driplingleri ile de rakibin işini zorlaştıracak bir gard lazımdı ona. Lakers’ da Magic, NYK’ de Jackson örneklerinde olduğu gibi. Bu pozisyonun istikrarı içinde dönemin en iyi beş gardından biri olan Golden State’in saçma kararlarla gözden çıkarttığı kıvrak, esnek gard Tim Hardaway takıma kazandırıldı. Sonra yan elemanlar; savunmada ve topsuz oyunda yetenekli bir 4 numara NYK’ de Oakley’ e oynattığı rol yani, bu rol içinde hali hazırda PJ Brown takımda idi. Çok yönlü takımın açıklarını kapatabilecek, defans yapabilecek atletik bir forvet görevini ise Mavericks den kopardığı Jamal Mashburn ile kapatıyordu. Yan rollerde zaman içerisinde değişmeli olarak; Dan Majerle, Voshon Lenard, Terry Edwards, Otis Thorpe, Isaac Austin gibi isimler yer alıyordu.
Ve 90’ların son diliminin en güçlü beş ekibinden biri böyle kuruluyordu. Özellikle Riley’nin eski takımı ve başarılara koşturduğu takımı New York Knicks ile olan karşılaşmalar tam bir savaş alanını andırıyordu.
Ancak bu takımında önünde ki en büyük engel, O dönemki tüm büyülerin önünde ki büyük engel olan Jordan’lı Bulls hanedanlığı idi.
Fakat Miami istikrarını sürdürdü. Hardaway+Mourning kombinasyonunun yanına Riley ne koysa işini görüyordu. Ancak bu iskeletin büyük parçası olan ZO böbrek yetmezliği çektiği için sahaları terk eyleyince, artı olarak da Hardaway in sakatlığı ve yaşlılığı düşünülünce 2000’lerin başında tamda güçlü New York ve Chicago ekiplerinden kurtulmuşken, bu sefer zorunlu olarak istikrarlarını kaybediyorlardı.
Sonraları Hardaway Dallas’a, Mashburn New Orleans’ a, daha sonraları Alonzo’da önce Nets sonra Toronto gibi takımların yolunu tutuyordu.
Ancak tam ZO nun da gittiği sene olacak 03-04 sezonunda harika bir olay oluyor ve tarihin en bereketli draftlarından birinde 5. sıradan draft hakkına sahip oluyorlar. Buradan da önceden belirledikleri alıştıkları Hardaway ile benzerlikler gösteren deli fişek gard Dwayne Wade i alıyorlar. Bu arada Takımın bir sezon önce seçtiği Caron Butler, takıma kazandırılan çok yönlü forvet Lamar Odom, Mashburn giderken Hornets’ den takıma kazandırılan Eddie Jones gibi isimlerde hali hazırda kadroda bulunuyordu. Aynı sezon ortalardan Play-Off trenine binen takım ilk turda dönemin Doğu için güçlü ekiplerinden New Orleans Hornets ile eşleşiyorlardı. Karşı takım Dönemin ve günümüzün en iyi gardlarından biri olan Baron Davis önderliğinde; Jamal Mashburn, David Wesley, PJ. Brown, Jamal Magloire gibi isimlerle ivme yakalamıştı. Ancak ilk turda ki Wade Vs Davis kapışması nefesleri kesse de sonuçta galip Wade’ in ekibi yani konu başlığımız olan Miami Heat takımı oluyordu. Yarı Finallerde ise dönemin doğu adına en güçlü 3 takımından biri olan Indiana Pacers ekibi ile eşleşiyorlardı. Onlara karşıda 2 galibiyet alarak gururları ile eleniyorlar ve taraflı tarafsız herkesin alkışını topluyorlardı. Bu arada Wade’in o seride Jermaine’nin üstünden potaya patlayışı hala akıllarda…
Daha sonraları Miami’ nin bu sefer yönetim koltuğunda oturan Riley takımda ki potansiyeli görüyor ve daha büyük kumarlara açılıyor. Tam o sıralarda da Los Angeles cephesinde iki büyük egodan biri ayrılmak üzere idi ya Shaq ya da Kobe. Peki kim gitti; Shaq! Bunu fırsat bile Riley hemen kafasında Bir plan yaptı ve dönemin en iyi pivotu Shaq’ı; Butler, Odom, para, Draft hakkı ve yan elemanlar karşılığında almış oldular. 2004–2005 sezonu Alonzo ve Tim organizasyonu dağıldığından beri ağırlığını kaybeden takımın tekrar o eski saygısını almayı sağlamıştı. Wade ve O’Neal beraber All-Star oldular aynı Hardaway-ZO gibi… O sezon 59-23 lük dereceleri ile Doğuyu kasıp kavuruyor ayrıca da. 61-21 lik 97 yılından bu zamana kadar en iyi işi beceriyorlardı… Ayrıca takıma tekrar dönme niyeti olan ZO nun haberi ile 2005 sezonu harika geçiyor ta ki Doğu Finallerine kadar… Tüm rakiplerini tek tek Shaq ın bel ve baldır deformasyonuna rağmen geçen ekip, Finalde geçen senenin şampiyonu olan Detroit Pistons’ a karşı Wade in de sakat olması ile eleniyorlardı. Ancak herkes biliyordu ki kadro sağlam olsa Detroit in işi bu kadar kolay olmayacaktı.
Bundan bir ders çıkaran Riley ve koç Stan Gundy; takımın kritik sakatlıklarında onlara destek olabilecek elemanlar kazandırdı takıma. Bunlar şöyle idi; Antoine Walker, Gary Payton, Udonis Haslem, James Posey, Alonzo Mourning, Jason Williams gibi çok etkili isimlerden oluşuyordu. Ancak bu kadar derin ve ego ortamının yayıldığı takım tam istediği istikrarı ve disiplini yakalayamıyordu. O kadar masraf ve zahmetten sonra bu projenin de mahvolacağını düşünen eski koç Pat Riley tekrar takım başına geçiyor ve aslında pek de etik olmayan bir şekilde Stan Van Gundy e yolu gösteriyordu.
Pat’de tam bu kargaşada lazım olan adamdı açıkçası, gerekeni yaptı. Tüm oyunculara görevini verdi, takıma bir amaç yükledi. Kaba tabirleri gazı verdi diyelim. Sallantıda ve gene Shaq’ın sakatlıkları ile geçen sezon Wade’in yan rollerin inanılmaz play-off oyunları ile Finalde favori Dallas’ın karşısına çıktılar. Ancak gerek Avery Johnson ve oyuncularının telaş halleri, gerek Riley’nin tecrübesi ve Wade’in durdurulamaz oyunu ile tarihinde ilk kez final gören bu iki takımdan ilk şampiyonluğunu gören Miami Heat alıyordu ve son yıllarda ki Batı ağırlığına Pistons dan sonra dur demiş oluyorlardı.
Dwyane Wade en değerli oyuncu ödülünü, Mourning ve Payton’da ilk yüzüklerini alıyordu.
Sonraki sezonda takım dağıldı. Shaq gittikçe üretemez bir hale geldi. Play-Off ilk turunda genç Chicago karşısında hezimete uğradılar.
2007-2008 sezonu yani günümüz Miami Heat’i ise şu anda ligin dibinde 20 galibiyeti bile aşamadılar. Shaq’ı gönderip karşılığında Shawn Marion gibi bir değeri aldılar.Ama onunda off-season da gideceği düşünülüyor. Ricky Davis takıma kazandırılsa da takım için artık çok geç. An itibari ile lotarya da sağlam bir edinmek ve gelecek sezona sağlam başlamak için Marion ve Wade sezonu kapatmış oldular. Açıkçası Doğu’nun parıldayanı iken bir den bire sönüp geçen ekibi oldular.
Tarihinden Gelip geçen Önemli oyuncular= Ron Seikaly, Glen Rice, Sherman Douglas, Steve Smith, Tim Hardaway, Alonzo Mourning, Jamal Mashburn, Dan Majerle, Brian Grant, Eddie Jones, Lamar Odom, Caron Butler, Shaquillie O’Neal, Antoine Walker, Gary payton, vs, …(Unutulanlar için özür dileriz.)
Tarihi beşi= C- S. O’Neal, PF- A.Mourning, SF- J.Mashburn, SG-D.Wade, PG- T.Hardaway.
Evet, şimdilik zamanında Doğuya güç vermiş ekipleri geçiyoruz. Aranızda Cavaliers ve Magic ekipleri ne oldu ikisi de birer final oynadılar diyorsunuz. Ancak Cavaliers 93–97 arası ve 99–05 arası zamanlarda hiçbir varlık gösteremedi. Magic’ de zamanının en iyilerindendi. 92–97 arası çok iyi gittiler ancak. 98–07 arası dişe dokunur hiçbir varlık gösteremediler. Yani buradaki isimler arasına girecek kadar daha olmadıklarını düşündüm. Ayrıca 2000lerin ortalarında Batıya kafa tutan yegâne Doğu takımı olan New Jersey Netside unutmadım ancak sadece 4–5 yıllık parıldamalar buradakilerin yanında olmaya yetmez. Umarım anlatabilmişimdir.
YAKANIN İNCİLERİ Yakanın Mihenk Taşlarında Sıra;
Evet, ben kendi kafamda şehir, popülarite, camia olgusu, başarı, yetiştirdikleri, yaşattıkları, kazandıkları, kazandırdıkları olarak Doğu’nun en önemli 6 ekibini belirledim. Sırayla başlayalım.
Indiana Pacers
Orada 1 şampiyonluğu olan ve tonlarca başarı sahibi Washington, Milwaukee, Miami ekiplerini es geçip Indiana’yı buraya koyduğum için şaşırmış veyahut beni ne anlar ki zaten bu oğlan diye azarlamış olabilirsiniz. Ancak; Indiana takımı 90‘ ların başından tutunda 2005 yılına kadar herkesin imreneceği bir istikrara sahip olmuştur.
Reggie Miller adlı inanılmaz hırslı ve inanılmaz isabetli, mesafe tanımayan, deli dolu şutörün Indiana’ya gelmesi ile bu takım değişti. ABA’ deki keyifli günlerini, Miller gelene kadar NBA’ de bulamayan bu ekip yakın geçmişimizin en saygın ekiplerinden biri oldu.
New York ve Chicago gibi doğunun diğer büyük ekipleri ile girdiği mücadeleler nefesleri kesti.
90’lar sona erip Chicago, NYK, Detroit gibi ekipler büyüsünü kaybederken o 2000 yılında finale çıktı ancak aşırı güçlü Lakers karşısında mazur görün ki yaşlı kadrosu ile elendi. 2000 lerde yollarına devam ettiler. Israrlı bir play-Off ve üst sıra takımıydılar. Öyle ki ligin ve doğunun en çok galibiyet alan ekipleri oldular yeri geldi. Reggie Miller harika bitirişini yine çekişmeli bir Play-Off serisinde yaptı.
Ancak gerek The Palace’daki kavga gerek, aşırıya kaçan sakatlıklar
gerek, ipe sapa gelmez yıldız oyuncular İndiana’yı yedi bitirdi. Fakat en
kötü malzeme ile bile iş yapan Rick Carlise’da elden çıkınca, bu sefer zor
oldu İndiana için, ancak tükenmiş değiller. Konferans Şampiyonluğu=1- 2000 Grup Liderliği= 4- 1995, 1999, 2000, 2004 Tarihinden Gelip Geçen Önemli Oyuncular= Roger Brown, Mel Daniels, Reggie Miller, Chuck Person, Derrick McKey, Detlef Schrempf, Chris Mullin, Mark Jackson, Dale Davis, Rick Smits, Jalen Rose, Al Harrington, Ron Artest, Kenny Anderson, Darrel Armstrong vs, … (Unutulanlar için özür dileriz.) Tarihi Beşi= C- R.Smits, PF- J. Oneal, SF- C.Mullin, SG- R.Miller, PG- M.Jackson
Philadelphia Sixers
İşte gerçek, azılı ve iddialı bir Doğu temsilcisi; Philadelphia Sixers! NBA Şampiyonluğu= 3- 1955, 1967, 1983 Konferans Şampiyonluğu= 5- 76_77, 79_80, 81_82, 82_83, 89_90, 00_01 Grup Liderliği= 11- 49_50, 51_52, 54_55, 65_66, 66_67, 67_68, 76_77, 77_78, 82_83, 89_90, 00_01.
Bu takım için fazla söze gerek yok her dönemin en fenomen oyuncularını bünyesinde barındırmış, şaşalı ve gösterişli bir Doğu temsilcisi olmuştur yıllarca…
50’li ve 60’lı yıllarda Boston, Lakers formdan düşer gibi oldu mu tek alternatif Sixers (Warriors) ekibi oluyordu zaten. Kadrosunda dönemin en azılı oyuncusu hücum, savunma, ribaunt, blok, asist anlayacağınız her alanda bir makine haline gelmiş ‘’Büyük Ayı’’ Wilt Chamberlain vardı… Elbette, Hal Greer, Billy Cuninngham gibi isimlerde unutulmamalı. Özellikle Cunnigham Wilt’li takımda yer aldığı ve onun gidişi sonrası takımı ayakta tuttuğu gibi, Dr.J’li ekibin başında da koç olarak bulundu ve 83 Şampiyonluğunun da mimarı idi. Açıkçası takımın parke sonrası, beyin gücü de olmuştu Billy The Kangaroo Kid.
Elbette takımın bir Phoneix kuşu gibi 60’lar sonrası küllerinden doğup tekrar kendine gelmesinde ki büyük sebep; ABA liginin NBA ligi bünyesine katılması ve Julius Erving adlı uçan, zarafet sembolü, afro saçlı, afro American sembol, karizmatik yıldızları idi.
Dr.J’in ekibi ligin en dominant üç uzunundan biri olan Moses Malone, en genç fakat en güçlü ve patlayıcı 4 numara Darryl ‘’Thunder Chocolate’’ Dawkins, hızlı, dripling ve ‘’crossover’’ ların öncüsü, heyecanlı gard Maurice Cheeks, jeneriklik baseline smaçları ile Joe ‘’jellybean’’ Bryant gibi isimlerle doğunun en parlak yıldızı idi.
Sonraları bazı oyuncuların gitmesi, Dr.J in ve takımın yaşlanması ile takım düşüşe geçti. Takımın tek genç yıldızı olan Charles Barkley’ nin çabaları ile iddialarını korur gibi görünseler de, sonunda Barkley’de oynadığı 9 yıl içerisinde hiçbir teknik hareket ya da çaba göremeyince restini çekip Arizona Çöllerinin ekibi olan Phoneix Suns’ın yolunu tuttu. Yıllarca yüzük kovalayan Barkley’e kötü haber; Suns’la final gördü ama Kupayı gene Michael Jordan’ın almasına engel olunamamıştı. Ayrıca Barkley Phila’ ya gelmeden bir yıl önce takım 3. ve son şampiyonluğunu tatmıştı. Yani adam harbi şanssız çıktı.
90’lı yılları kaba tabirle ‘’ot’’ gibi geçiren bir Philadelphia vardı. Ancak 96 draftında aldıkları Allen Iverson adlı asi, olduğu gibi, rahat, ele avuca sığmaz, ukala, hırslı, korkusuz gard ile şansları tersine dönecek gibi idi. AI tüm NBA tarzlarından farklıydı elbette Kevin Johnson, Isıah Thomas, Michael Jordan gibi isimlerden izler taşıyordu ancak bambaşka bir tarz ve stildi o. Korkusuz oyunu, 1.83 boyu, 75 kg ağırlığı, şekilli örgülü saçları, dövmeleri, bantları, aksesuarları, takıları ile bambaşka bir fenomendi. Onun etrafına yıllar içerisinde uyumlu parçalar oturtuldu ve kendisinin de olağan üstü çabası ve oyunları ile Şölen havasında geçilen 2001 Doğu Play-Offlarından sonra finalde ligin en ağır hatta NBA geçmişinin en güçlü ekiplerinden biri olan Lakers’a çatıyorlardı. Ayrıca saha avantajları da yoktu. Ancak Play-Offlarda şarjörünün boşalmadığını ve hala atacak mermisinin olduğunu ilk maçta Lakers’ı devirerek gösterdi. Ancak güçlü Lakers artık işin ciddiyetinde idi ve arka arkaya aldığı 4 galibiyet ile ardı ardına 2. şampiyonluğunu tadıyordu. O sezon All- Star ve Lig MVP’liklerini toplayan Iverson finallerin en değerlisi olma unvanını Shaq’a kaptırıyordu.
2001 yılından sonra bir türlü eski Sixers ekibi oluşmadı. AI sürekli yalnızlığından ve yetersizliklerinden dem vuruyordu. En sonunda olan oldu ve AI 2007 yılında Denver Nuggets yolunu tuttu.
Sonra ne mi oldu? Günümüz Philadelphia’ sı tecrübeli A.Miller, genç yetenekler R.Carney, Thaddeus Young, pota altının güvencesi Samuel Dalembert, takımın yıldızı Andre Iguadala gibi isimler ve gelecekte katılması muhtemel isimler ile eski günlerine dönmek için çabalıyorlar, çabalayacaklar…
New York Knicks
NBA Şampiyonluğu= 2- 1971, 1973 Konferans şampiyonluğu= 8- 1951, 1952, 1953, 1970, 1972, 1973, 1994, 1999 Grup Liderliği= 8- 1953, 1954, 1970, 1971, 1989, 1992, 1993, 1994. Tarihinden Gelip Geçe |