2014 NBA All Star Smaç Yarışması'nda yarışacak isimler açıklandı. Son şampiyon Terence Ross'un başı çektiği çok iddialı bir kadronun yanı sıra geleneksel smaç yarışmasından çok farklı, yeni bir formatı da göreceğiz.

14 Şubat gecesi oynanacak 2014 NBA All Star Maçı'nın koçlar tarafından seçilen yedekleri açıklandı.

2014 NBA All-Star maçının ilk beşleri açıklandı.

Her yıl düzenli olarak Forbes tarafından açıklanan NBA'nin en değerli takımları sıralamasında bu yıl da zirve değişmedi.

Dallas Mavericks'in Alman yıldızı Dirk Nowitzki, kariyerinin devamı konusunda açıklamalarda bulundu.

Denver Nuggets'ın İtalyan oyuncusu Danilo Gallinari'nin dizindeki sakatlığı nedeniyle sezonu kapadığı açıklandı.

Boston Celtics, Miami Heat ve Golden State Warriors, 4 oyuncuyu kapsayan üçlü bir takasta anlaştı.

Yıldızı Derrick Rose'un tekrar sezonu kapatmasıyla birlikte hedef küçülten ve bir süredir kadroyu boşaltarak geleceğe yatırım yapmayı tartışan Chicago Bulls, takımın en önemli isimlerinden Luol Deng'i Cleveland Cavaliers'a gönderdi.

Yeni Yıla Girerken : Tersine Dünya, Wild Wild West, Ödüllerde Son Durum

NbaTr.Com - Cuma, 28 Aralık 2012
Editörlerimizden Volkan Yeğin, ''Yeni Yıla Girerken : Tersine Dünya, Wild Wild West, Ödüllerde Son Durum'' başlıklı yazısıyla Batı Konferansı'nı, şampiyonluk adaylarını ve bireysel ödülleri değerlendirdi.

Yeni Yıla Girerken : Tersine Dünya, Wild Wild West, Ödüllerde Son Durum

Tersine Dünya : Clippers’ın Terbiyesizce Yükselişi

Uzun yıllar boyunca ligin en kötü takımıydı Clippers. Playoff heyecanını bırakın, playoff yarışına yaklaşma heyecanını bile unutmuştu Clippers taraftarı. Batı Konferansı takımları, Doğu Konferansı takımlarıyla arasındaki farkı her geçen yıl açarken Clippers, ‘’Çöp Takım’’ olmaya devam ediyordu. Gelin görün ki şu an NBA’in lideri Los Angeles Clippers. Bu değişimin en büyük sebebi nedir? Chris Paul’ün gelişi… Paul, yeni nesil oyunkurucular içindeki –Derrick Rose’la birlikte- en büyük lider. Paul’ün en büyük farkı ise yıllarca övmeye doyamadığımız Jason Kidd ve Steve Nash gibi yanındaki oyuncuların performansını yükseltebilmesi. Oyuna hükmetmek denildiği zaman bu yıl akla LeBron James, Kobe Bryant, Carmelo Anthony, Kevin Durant ve Chris Paul geliyor. Takımına inanılmaz hakim, istediği zaman tempoyu yükseltiyor, istediği zaman frene basıyor, ikili oynuyor, atıyor, attırıyor… MVP performansı sergiliyor oynadığı dakikalarda. Zaten çok severdim, artık çok fazla da saygı duyuyorum Chris Paul’e.

Clippers’ın bu seneki başarısı sadece Paul kaynaklı değil elbette. En az Paul kadar etkili olan bir diğer unsur yedek oyuncular. Ligin tartışmasız en üretken ve saldırgan benchine sahipler. İlk çeyreğin sonlarına doğru oyuna girip, ikinci çeyreğin ortasına kadar öyle yırtıcı ve baskılı bir oyun oynuyorlar ki rakibi sarsan ilk yumruğu yedekler vuruyor. Eric Bledsoe – Jamal Crawford guard ikilisi, birçok takımın ilk beş guardlarını kıskandıracak verimlilikte oynuyor. Bledsoe, inanılmaz bir atlet. Kolları çok uzun ve topa akıl almaz bir baskı yapıyor. Tempoyu da sürekli yükseltiyor ve yılmadan ısrarla çembere hücum ediyor. Jamal Crawford yine Yılın Altıncı Adamı Ödülü’nün en önemli adaylarından. Şuursuzca skor atıyor. Hele sezon başında terbiyesizlik sınırlarına ulaşmıştı. Crawford, kenardan gelerek ortalama 29 dakika süre alıyor ve %38 üçlük, %43 saha içi isabet oranıyla 16,6 sayı ortalamasıyla oynuyor. Son haftaların yükselen ismi Matt Barnes da birkaç kez 20 sayının üzerine çıktı. Geçtiğimiz 1,5 yıl adeta topu tutamayacak seviyeye gelen Lamar Odom bile toparlandı ve savunmada ciddi katkı veriyor. Normal sezon temposunda bu bench katkısı çok önemli çünkü yıldızlarını yıpratmadan patır patır kazanıyorlar. Chris Paul ve Blake Griffin sadece 32 dakika süre alarak oynuyor. Yıldızlarını 38-40 dakika arası kullanan takımlardan öndeler buna rağmen. Övdüğümüz yedeklere Chauncey Billups ve Grant Hill’in de katılacağını hatırlatalım. Müthiş bir kadro genişliği var. Tek eksikleri alternatif pivot gibi görünüyor. Ryan Hollins de Ronny Turiaf da büyük hedeflere gitmek isteyen takımların yedek uzunu olamaz. İşin kötü tarafı ilk beş pivotları da DeAndre Jordan. Bu sezon daha iyiye gitse de Jordan, özellikle playoff serilerinde bir zaafa dönüşebilir. Ama o kadar kusurları da olsun bir zahmet. Clippers’ı keyifle ve merakla izlemeye devam ediyorum.

Wild Wild West

Geçen yazımda Doğu Konferansı’nı değerlendirirken başlığımın ‘’Poor Poor East’’ olmasının sebebi Doğu’nun çok zayıf olmasının yanı sıra Batı’yı değerlendirirken bu başlığı kullanmak istememdi. Çünkü gerçekten Vahşi Vahşi Batı denecek kadar karışık ve zorlu bir ortam bu yıl Batı Konferansı. Bir kere 4 tane şampiyonluk adayı takım var (Clippers, Lakers, Thunder, Spurs). Bunların yanı sıra, ‘’şu favoriler bir tökezlese de kafalarını ezsek’’ diye bekleyen baş altı takımlar da mevcut (Memphis, Denver, Warriors, Houston gibi). Önce favorilerden biraz bahsedelim. Lider Clippers’ı değerlendirmiştik, OKC Thunder’a bir bakalım.

James Harden’ı gönderdiklerinde önemli sorunlarla karşılaşacaklarını ve şampiyonluk yolunda bir adım geri attıklarını düşünmüştüm. Bu düşüncemin sebebi Kevin Martin’in, Harden’ın getireceği skor katkısını getiremeyeceğini düşünmemden değildi. O zaman da belirtmiştim, Martin en az Harden kadar skor yapar diye. Ama Harden’ın getirdiği bireysel yaratıcılığı, arkadaşlarına pozisyon hazırlamasını ve Westbrook saçmaladığında topu ondan alıp sahay akıl koymasını çok arayacaklarını söylemiştim. Ancak Kevin Durant’in böyle bir oyun gelişimi göstereceğini düşünmemiştim. Durant, bu sezon –o standartta olmasa da- LeBron James gibi oyuna yön veriyor ve diğer oyunculara pozisyon hazırlıyor. Russel Westbrook da geçmişe kıyasla daha akıllı oynadığı için Harden’ın yokluğunu pek hissetmediler. ANCAAAAK, normal sezon bitip playofflar başladığında 7 maçlık serilerde rakipler, OKC’nin zaaflarına özel olarak konsantre olup saldırdığında foyaları biraz ortaya çıkabilir. Özellikle 30 dakikaya yakın süre alan Kevin Martin’in savunma zaafı, -Zaaf dediğime bakmayın, kimsenin önünde durabildiği yok- Westbrook’un tercih hataları cezalandırılmaya başlayacak. İşte o zaman Harden gibi bir oyuncuyu çok arayacaklar. Kendrick Perkins’e değinmeden geçmeyelim. Hiçbir zaman çok büyük bir etken olmadı Perkins oynadığı takımlar başarılı olurken. Ancak bu sezon zarar vermeye başladı. Savunmada ekstra yaptığı bir şey olmadığı gibi ribaund konsantrasyonu da yerlerde. Hücumda da takımı 4 kişi bırakıyor. Eskiden en azından hücum ribaundu kovalar ve alırdı. Şimdi ona da yeltenmiyor. Ya kendini toparlaması lazım ya da Scott Brooks’un Ibaka-Collison ikilisini daha fazla yan yana oynatmaya başlaması lazım. Sırf Dwight Howard savunması için kadroda tuttukları Perkins, takımın zayıf halkası haline geldi.  Kevin Durant’i dinlendirecek bir kısa-forvetleri olmaması başka bir sorun. Durant, maç başına 40 dakika süre alıyor şu an, azalacak gibi de görünmüyor. Durant’in yaşı itibariyle çok büyük sorun gibi görünmese de normal sezonda bu denli yıpranmak iyi değildir. LeBron James de 37 dakika ile oynuyor ama onun 15-20 dakika ‘’çok aleni şekilde’’ aktif dinlenme yaptığını unutmayalım. Durant’in böyle bir şansı pek olmuyor. Sorunlar bir kenara, savunmadaki yırtıcılıkları, ritm bulduklarında durdurulmakta zorlanılan hücumları ve gezegenin en iyi skoreri Durant ile ligin en iyi takımlarından biriler. Clippers’ın yarım maç gerisindeler ve sezon sonuna kadar hem konferans hem de lig birinciliği için iddialı olmaları muhtemel.

Los Angeles Lakers, Steve Nash’in dönüşüyle birlikte biraz toparlandı. Üst üste beş maç kazandıktan sonra Denver deplasmanında ‘’savunmada paramparça oldukları’’ maçta kaybettiler. Hücum potansiyeli ne olursa olsun, Lakers’ın mevcut savunmasıyla şampiyonluğa yürümesi zor  görünüyor. Nash  döndükten sonra kazandıkları beş maçta ne değişti? Daha çok oyuncunun eline top değdi. Bu da savunmada konsantrasyonu az da olsa yükseltti. Batı’da 11. sırada bulunuyorlar ancak playoff dışında kalmalarını filan beklemeyelim. Ellerindeki kadro göz önünde bulundurularak şampiyon adayı olarak görüyorum onları ama Thunder, Clippers ve Spurs’ün bir belki iki adım gerisinde oldukları gerçeğini unutmadan.

San Antonio Spurs için her sezon başında ‘’Spurs dönemi bitti abi. Artık emeklilik çağları geldi, yeniden yapılanma şart’’ lakırdıları hortlar, sezon ortasında o homurdanmalar ‘’Abi adamlara helal olsun, bu kadar sene lig zirvesine oynamak büyük iş’’ övgülerine döner. Bu sene de aynısı oldu. San Antonio Spurs, sistemli oynayarak oyun bilgisini ve tecrübeyi öne çıkartmayı başarıyor. Başlarında da eli öpülesi bir koç var zaten. Son iki yılda gösterdikleri değişim, ne denli esnek bir takım olabildiklerini gösteriyor. Ligin en katı savunmasını yapan, yavaş takımıyken birden ligin e akıcı hücum eden ve skorer takımına dönüştüler. Clippers için bahsettiğimiz derin kadro ve yıpranmama avantajı Spurs için de geçerli. Duncan-Parker-Ginobili 30 dakika ve altında süreler alıyor. Miami Heat karşısında büyük üçlüsü dahil olmak üzere 5 oyuncusunu San Antonio’da bırakmaları tepki çekse de bu yaşlı çekirdeğin korunmaya ve dinlenmeye ihtiyacı olduğu ve Gregg Popvich’in bunu düşünmek zorunda olduğunu unutmamak gerek. Ligin en komplike basketbolunu oynayan takım hala Spurs ve şampiyonluk için şansları var. Şu an 3. sıradalar ve orada kalacaklarını düşünüyorum. Onlar hakkında kafalardaki soru işareti hala aynı : OKC gibi hırçın, çok atlet takımlara cevap verebilecekler mi? Bekleyip göreceğiz.

Gelelim yukarıdaki takımların canını yakabilecek ekiplere. En başta tabi ki Memphis Grizzlies var. Ligin en dominant uzun ikilisine sahipler. Marc Gasol – Zach Randolph ikilisi bir takımın hayal edebileceği en ideal uzun ikililerinden biri bana göre. İkisi de iyi pasör. Hatt Marc Gasol harika bir pasör. Orta mesafe şutları var, sırtı dönük hücumları var, iyi perde yapabiliyorlar, basketbol IQ’ları yüksek… Onları izlemek gerçekten büyük zevk. Mike Conley, her geçen gün beni etkilemeye devam ediyor. Sadeliğin zerafeti diye tanımlanacak kadar gösterişsiz ve verimli oynuyor. Yaptığı hiçbir şey spektaküler değil ama işini şahane yapıyor. En doğru pası veriyor, oyunu iyi yönlendiriyor, şutlarını doğru seçiyor vs vs… Oyununun zayıf yönü olan üç sayılık atışlarda da belli bir tehdit haline gelmeyi başardı. Topa yaptığı baskı zaten her zaman yüksek seviyedeydi. Topa baskı demişken Tony Allen’a da hakkını verelim. Savunması ve topa baskısıyla bu takımın faydalı bir parçası olmayı başardı. Hücumda hala kısıtlı ama ona çok ihtiyaç duymuyorlar. Kenardan gelen Wayne Ellington ve Quincy Pondexter en zayıf yönleri olan dış şut katkısını belli ölçüde getirmeye başladı. Memphis Grizzlies’le ilgili en kilit nokta ise Rudy Gay bence. Rudy, kendisini bu takımın bir numaralı oyuncusu olduğuna ve hücumun merkezinin kendisinin olduğuna inandırmış bir oyuncu. Ancak realite farklı. Bu takımın bir numaralı oyuncusu da en önemli hücumcusu da Zach Randolph ve hücumun merkezi de o olmalı. Çünkü işler Randolph üzerinden döndüğünde dengesiz atış kullanmıyorlar ve geri koşmakta problem yaşamıyorlar. Aynı zamanda Marc Gasol’un verimi de artıyor. Rudy Gay, takımın ikinci skoreri olduğunu, oyunu gereksiz zorlamasına ihtiyaç duymadıklarını aklına bir yerleştirse kendi verimliliği de yükselecek takımın oyunu da rahatlayacak. Ama yüksek bir egosu olduğunu biliyoruz Gay’in. ABD milli takımında rolünün çok kısıtlı olduğunu söyleyerek arıza çıkaran bir adamdan bahsediyoruz sonuçta. Senin önünde LeBron James, Kevin Durant, Kobe Bryant filan var be kardeşim, bir dur sakinleş. Memphis Grizzlies’in başarı ihtimalini yüksek görmemin en önemli sebebi ise savunma temelli bir takım olmaları. İyi konsantre olduklarında gerçekten çok iyi yarı saha savunması yapabiliyorlar. Memphis’in stratejisinin en olması gerektiği aslında sahalarında Miami’yi 20 farkla yendikleri maçta çok net ortaya çıktı. Topa baskı, Rudy Gay’in harika savunması ve çember altını domine ederek hücum etmek… Ben favori takımlardan birinin koçu olsam, bir takım seç playofflarda karşına gelmeyecek deseler Memphis derdim.

Golden State Warriors, Washington Wizards’ın aksine beni yanıltmadı ve yükselişe geçti. Andrew Bogut’tan faydalanamamalarına rağmen iyi savunma yapıyorlar ve ribaundlarda iyi iş çıkartıyorlar. Ribanud, koç Mark Jackson’ın çok önem verdiği bir departman ve takımının başarısının sırrı da kısaların ribaundlara yardım etmesi. Harrison Barnes zaten boyu, atletizmiyle o katkıyı verebilecek bir isimdi ama Stephen Curry ve Klay Thompson da iyi iş çıkartıyor. DAvid Lee bana göre kariyerinin açık ara en iyi sezonunu geçiriyor. Kenardan Jarett Jack ve Carl Landry çok önemli katkı getiriyor. Bu konuda Mark Jackson’a bir övgü daha gerekiyor çünkü rotasyonunu savunma direncini ayakta tutacak şekilde çok iyi ayarlıyor. Stephen Curry ve Klay Thompson savunmada sallandığında Jarett Jack – Steph Curry / Jarett Jack – Klay Thompson gibi bir sert oyuncu – bir hücumcu yan yana kullanarak takımını ayakta tutyor. Aynı şeyi uzunlarda da görebiliyoruz. David Lee – Festus Ezeli / Carl Landry – Draymond Green (Böyle çok kısa kalıyorlar o ayrı) gibi… Can yakabilecek çok keyif veren bir takım oldular. Warriors’ı mutlaka izleyin derim.

Ömer Aşık’ın takımı Houston Rockets da James Harden takviyesiyle playoff takımı potasına girdi ve iyi oynuyorlar. Özellikle kendi sahalarında şutörler kendilerini daha rahat hissediyor ve izlemesi çok keyifli maçlar ortaya çıkıyor. Ömer Aşık da Chicago’luları üzen, Türk olarak bizi gururlandıran performanslar sergiliyor. Son olarak deplasmanda Bulls’u paramparça ettiklerinde 20 sayı, 18 ribaund, 3 blokla adeta gösteriş yaptı. Jeremy Lin, takımdaki rolünü benimsedikçe daha iyi oynamaya başladı. James Harden belli bir standartta oynamaya devam ediyor. Özellikle maç başına 10 serbest atış kullanması, Harden’ın ne kadar akıllı ve agresif oynadığının bir kanıtı. Ömer Aşık’a biraz fazla muhtaçlar yalnız. Bu sezon belikli uyarılmış Ömer, faullerine çok dikkat ediyor ama olur da önemli maçlarda faul problemi yaşarsa Houston çok zorlanır. Çünkü ortayı kapatan ve ribaundları domine edebilen tek adam şu anda. Kevin McHale, izlenesi bir takım yaratmayı başarmış, gönülden tebrik etmek lazım.

Minnesota Timberwolves, sakatlıklarla çok uğraşsa da düzenli basketbol oynayarak başarılı olma yolunda gidiyor. Nikola Pekovic’in çok iyi oynadığını söylemek lazım. Kevin Love sakatlıktan döndükten sonra düşük şut yüzdesiyle oynasa da takımın lideri olarak sahada olması bile onları çok rahatlatıyor. Alexey Shved ve Andrei Kirilenko, özgüveni yüksek, ne yaptığını bilerek oynayarak değerli katkı veriyorlar. Rubio döndü. Onların çok temel iki sorunları var. Birincisi iki numara. Şu anda Shved’i Ridnour’u oraya kaydırarak idare ediyorlar ama playoff yapmak ve tehdit oluşturmak istiyorlarsa mutlaka en az bir tane iki numara almak zorundalar. En az bir tane dedim çünkü Brandon Roy’un sakatlık problemleri malum, dönecek diyorlar ama her an sezonu da kapatabilir.

Utah Jazz ve Enes Kanter bildiğiniz gibi. Evinde kral, deplasmanda kayıp.. Dallas Mavericks çok dağınık ve günlük performanslara çok bağımlı. Phoenix, Sacramento ve New Orleans’tan bahsetme ihtiyacı duymuyorum. Yalnız düşük profilli ama saygı duyulacak bir performans gösteren takım var, o da Portland Trail Blazers.

Portland Trail Blazers, cesur ve yalnız 5 adamın direnişi olarak özetlenebilir. Kenardan hiç katkı alamayan, tamamen ilk beşin üretimiyle yaşayan bir takım. Damian Lillard, sanki çaylak değilmiş de 13 sezonuymuş gibi liderliğe soyundu ve işini iyi yapıyor. Özellikle yakın giden maçların karar toplarında şutu atan isim hep Lillard ve yüzdesi gayet iyi. Nicolas Batum, çok yönlü bir oyun oynuyor. Skora yaptığı katkının yanı sıra ribaundlara ve top dağıtımına da yardımcı oluyor. Wes Matthews, JJ Hickson tamamlayıcı olarak kendilerine düşen görevi harfiyen yerine getiriyorlar. Hatta Hickson’ı hak etmediği şekilde ağır eleştirenler de var ki hiç anlamıyorum. Ne bekleniyor ki bu adamdan? Bu takımın lideri olması gereken kişi LaMarcus Aldrigde, biraz soru işaretleri yaratmadı değil. Rakamsal olarak gerekeni yapıyormuş gibi görünse de itiş kakışın fazla olduğu maçlarda gözden kayboluyor hala. Oysa asıl direnç göstermesi ve takıma ilham vermesi gereken kişi Aldrigde. Ama en başta dediğim gibi Portland’ın en büyük problemi yedekler. Öyle ki kenardan katkı veriyor diyebileceğimiz tek isim Luke Babbit. Siz düşünün gerisini artık.

Denver’a Haksızlık Ediliyor

Denver Nuggets’a hem lig yönetimi hem de basının haksızlık ettiğini düşünüyorum. Öncelikle Nuggets çok iç açıcı bir duruma değil. 16 galibiyet – 14 mağlubiyetle ligin ilk yarısında hayal kırıklığı yarattığını düşünebilirsiniz ama ‘’oynadıkları 30 maçın tam 20’si deplasmandaydı’’. Ligin açık ara en fazla deplasman oynayan takımı. 2 ayda 20 deplasman olur mu yahu. 20 farklı şehir, 20 farklı uçak yolculuğu, 20 farklı otel demek 20 deplasman. Hem de üst üste gittikleri deplasman da çok fazla. Arada bir gün dinlenme şansı olmadan şehir şehir dolaştılar. Yıpranmaları ve her maçta yüksek konsantrasyonla oynayamamaları gayet normal. Sahalarında oynadıkları 10 maçın 9’unu kazandılar mesela. Bu takvimi ayarlayanlar haksızlık etmişler Denver’a. Deplasman psikolojisini ve bitmek bilmeyen seyahat temposunu yok sayıp acımasızca Denver’ı eleştiren basın da haksızlık etti. Ocak ayında da üst üste iç saha maçları oynayacaklar. Göreceksiniz ki Denver galibiyet serileri yakalayacak ve daha iyi olacak.

Ödüller Bugün Verilse

Ödüller bugün verilse, sıralamam şöyle olurdu

MVP

1 – Kevin Durant
2 – LeBron James
3 -  Kobe Bryant
4 – Carmelo Anthony
5 – Chris Paul

Yılın Koçu

1 – Mark Jackson
2 – Kevin McHale
3 – Gregg Popovich
4 – Jacques Vaughn

En Çok Gelişme Kaydeden Oyuncu


1 – Ömer Aşık
2 – OJ Mayo
3 -  George Hill
4 – Nikola Vucevic (kastım biraz 4. isim için)

Yılın Altıncı Adamı
1 – Jamal Crawford
2 – Jamal Crawford
3 – Jamal Crawford
4 – Eric Bledsoe

Yılın Çaylağı
1 – Damian Lillard
2 – Damian Lillard
3 – Damian Lillard (Böyle gider, tek aday)

Yılın En Büyük Hayal Kırıklığı

1 – Deron Williams
2 – Rajon Rondo
3 – Dwight Howard
4 – Roy Hibbert
5 – Paul George

Volkan Yeğin – Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

http://twitter.com/VolkanYegin_

 

İlgili Diğer Haberler
Yorumlar (1)Add Comment
...
Yorumu Yazan Erdinc Biyik, 03 Ocak 2013, 19:02:28
Yazının geneli guzel ama hayal kırıklığı olarak gösterilen paul george bu sene danny grangerin yokluğunda cok onemli maclar çıkardı. Dikkatinizi çekmek istedim saygılar.

Yorum yazın
Yazı Alanını Küçült | Yazı Alanını Büyüt

busy
 


Sosyal Medya ile Takip Edin!

Twitter Facebook Friendfeed RSS

Son Yorumlar

İddaa Basketbol Nası...
Nasıl bir farkı olacak ki bayan basketbolunun?
NBATR - İhsan Bayülk...
Çok güzel röportaj olmuş. Ben İhsan Bayülken...
7 Yıl Aradan Sonra P...
İnşallah bu sene de playoff yapaca Efes.
Howard'ın Dönüş Tari...
Howard gerçekten başa bela bir oyuncu, sürekli ...
Kevin Martin de Saka...
sitenizde iletisim adresi göremedik. Reklam verme...
NBATR - İhsan Bayülk...
Semih Erden basketbola verdi kendini. nba günleri...
İddaa Basketbol Nası...
tr bayan basketbol nasıl oynanır kuralı warmı ...
İddaa Basketbol Nası...
arkadaslar tr bayan basketbol nasıl oynanıyo bı...
Michael Jordan EFSAN...
Meryem mesajını çok geç gördüm kusuruna bak...
NBA'in En İyi Oyuncu...
bune ya michael jordan

© 2004 - 2013 | Türkiye'nin NBA ve Basketbol Portalı | nbatr.com


Sitede yer alan haber ve yazılar Kaynak gösterilmeden herhangi bir medya ortamında yayınlanamaz.!

NBA

NBA Basketbol
NBA TV NBA TV izle