2014 NBA All Star Smaç Yarışması'nda yarışacak isimler açıklandı. Son şampiyon Terence Ross'un başı çektiği çok iddialı bir kadronun yanı sıra geleneksel smaç yarışmasından çok farklı, yeni bir formatı da göreceğiz.

14 Şubat gecesi oynanacak 2014 NBA All Star Maçı'nın koçlar tarafından seçilen yedekleri açıklandı.

2014 NBA All-Star maçının ilk beşleri açıklandı.

Her yıl düzenli olarak Forbes tarafından açıklanan NBA'nin en değerli takımları sıralamasında bu yıl da zirve değişmedi.

Dallas Mavericks'in Alman yıldızı Dirk Nowitzki, kariyerinin devamı konusunda açıklamalarda bulundu.

Denver Nuggets'ın İtalyan oyuncusu Danilo Gallinari'nin dizindeki sakatlığı nedeniyle sezonu kapadığı açıklandı.

Boston Celtics, Miami Heat ve Golden State Warriors, 4 oyuncuyu kapsayan üçlü bir takasta anlaştı.

Yıldızı Derrick Rose'un tekrar sezonu kapatmasıyla birlikte hedef küçülten ve bir süredir kadroyu boşaltarak geleceğe yatırım yapmayı tartışan Chicago Bulls, takımın en önemli isimlerinden Luol Deng'i Cleveland Cavaliers'a gönderdi.

NBATR - İhsan Bayülken Röportajı

NbaTr.Com - Pazartesi, 30 Aralık 2013

NTVSPOR'un değerli basketbol yorumcusu İhsan Bayülken ; koçluk günleri, takımlarımızın Euroleague'deki şansları, Beko Basketbol Ligi'ndeki genel görünüm ve daha pek çok konuyla ilgili fikir ve düşüncelerini NBATR ile paylaştı.

Bu uzun ve keyifli röportaj boyunca sorduğumuz soruları verdiği kıymetli cevaplar ve bize ayırdığı zaman için değerli yorumcu İhsan Bayülken'e bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyoruz.

1) Sizin koçluk döneminizden başlamak istiyorum.2003-04 Beşiktaş takımından, benim de basketbol izlemeye başladığım sezondu o. Mustafa Abi bir röportajında o takımdaki arkadaşlığın, atmosferin çok iyi olduğunu, hatta Efes Pilsen'e gitmesinin hata olduğunu söylemişti. O takımı anlatır mısınız biraz?

İhsan Bayülken: Beşiktaş'ın 2003'e gelen kadarki süreçte basketbolun içinde önemli bir marka ama hep belli bir seviyenin üstüne çıkamadığı dönemlerdi. Tabi o dönemin biraz daha belirgin hale gelebilmesi için bazı şeylerin yeniden yapılanması gerekiyordu. O dönemki yönetim -Serdar Bilgili yönetimi, başta Cem Bilge olmak üzere- böyle bir oluşum için bazı şeylerin değişmesi noktasında hedefler belirledi. Bu doğrultuda da bence amacına ulaşıldı. İki sene üst üste ligde 3. olan bir Beşiktaş takımı. Bu doğrultuda da bu güne kadar gelen Beşiktaş'ın artık ilk 4'ün içinde olmasına öncülük eden bir dönemdi. Tabi bunu yaparken de bazı şeylerin öncelikli olarak takım olgusunda yaratılması gerekiyordu. Biz bunu yapabilmek için elimizdeki bütçe doğrultusunda Beşiktaş'ın da değerleriyle beraber bütünleşecek, bu doğrultuda da karakter olarak yukarıda olan oyuncularla beraber bu hamleyi yapmak istedik. Her şey tabi çok düzenli gitti. İdari olarak, teknik yönetim ve oyuncu bazındaki o birliktelik zaman içinde başarıların da gelmesiyle beraber işin belli bir çizgide kalmasını sağladı. Bu arkadaşlık tabi biraz çocukların orada o ortam içinde -bizim hazırladığımız ortam içinde- mutlu olmalarına, beklentilerinin karşılıklarını almalarına ve bu paylaşım doğrultusunda da bazı şeylerin değişebileceğini görmelerinden kaynaklandı. Güzel günler diyelim ; ama burada önemli olan tabi Beşiktaş'ın basketboldaki bu yapısının devamlılığını sağlamanın yanında oyuncuların da ileride anlatacakları hikayeleri -özellikle Beşiktaş'ta bu güzel günleri anlatacak hikayelere- sahip olmaları olacak.

2) Peki hocam, 19 Nisan'da siz koçluktan istifa ettiniz. 19 Nisan 2005'te. O dönemde de Murat Didin söylentilerinin çıktığı konuşuldu Beşiktaş'ta. Bunun bir etkisi var mıydı sizin kararınızda?

İhsan Bayülken: Şimdi, bir kere sporun içinde bu gelgitler her zaman var. Bu sadece basketbolun değil, futbolun içinde de olan işler. Bunun zaten canlı örneklerini hep görüyoruz, yaşıyoruz. Benim de bunun dışında başıma gelen herhangi farklı bir şey yok. Bu da sistemin içinde olabilecek işlerden bir tanesi. Bunu böyle kabul etmek gerekiyor, yani burada bu olayı kişisel olarak algılamamak lazım. Bu Ahmet olur Mehmet olur, çok önemli değil ; ama önemli olan burada kulüp yapılarında ,özellikle bu üç büyük kulüplerde, bunların mümkün olduğunca kontrol edilebilir olması yani sonuçta bazı şeyleri istikrarlı hale getirmek için oralarda o iniş çıkışları kontrol etmesi gerekir yönetimlerin. Bu da dediğim gibi işin bir parçası, yani ben şu anda dönüp baktığım zaman, tabi ki orada yaşananlar hoş bir şey değil ama sonuç olarak bu oyunun bir kuralı. Bu oyunun kuralını oynadığın müddetçe oyun içinde kalıyorsunuz. Bu sadece saha içindeki durumlar değildir. Her zaman olduğu gibi, yani koçluk sadece basketbol sahası içinde sınırlı bir durumda olsa ben şu anda çok daha farklı antrenörlerin çalışıyor olacağını düşünüyorum. Koçluk aynı zamanda dışarıdaki olayları da kontrol edip o öngörüleri sadece basketbol sahasına değil idari ve yönetimsel bazda da gerçekleştirmek olması gerekiyor ama dediğim gibi bu oyunun bir parçası.

3) Bu yaşananlar tekrar koçluk yapmamanızda etkili oldu mu?

İhsan Bayülken: Hayır olmadı. Şöyle söylemek lazım, şimdi Türkiye'de bence çok değerli antrenörler var. Şu anda bence herkes yıldız oyuncu eksikliği hissediyor. Bunun da tek nedeni var: oyuncuların yetişmesi için bir yerde uzun süreli kalmıyorlar, o zaman da iş menajerlerin devreye girmesine geliyor. Yani, şu anda sanki birbirine yakın olması gereken noktalarda çok birbirinden uzak ve herkesin kendi açısından baktığı bir basketbol olayı var. Bu olay birbirine yakınlaşmadığı müddetçe ne biz oyuncu yetiştirebiliriz, ne de biz antrenörlerden uzun süreli verimler alabiliriz. Benim antrenörlük yapmamamın en büyük nedeni iki tane: birincisi yönetimsel anlamda yönetici eksikliğimiz çok fazla. Gittiğiniz yerde o vizyona sahip bir yönetici bulma veya o işin devamlılığını getirmek çok kolay değil. İkincisi ben 2 veya 3 senelik bir anlaşma yapmak istiyorum gittiğim yerde. O olmadığı müddetçe de gidip 6 ayda bir şey değiştirmek -olabilir- ama bu tesadüfî bir başarı olabilir çünkü sen bir 6 ayı düşünüp veya bir sezonu hedefleyip antrenörlük yapma tarzın olacaktır veya 3 senelik bir sözleşme yapıp 3 sene sonunda gelmek istediğin noktada bir antrenörlük yapmak olacaktır. Bu aynı şekilde oyuncuların da oradaki verimini ve konforunu etkileyecek işler. Yani sen bir oyuncuyla 1 sene anlaşabilirsin, öbür sene ne olacağını bilmezsin. O zaman, o 3 sene orada kalacağını bilse onun artısını eksisini veya hangi basketbol karakteriyle oynamasını net bir şekilde belirleme şansına sahip olur. Şimdi Beşiktaş takımı diyorsun, her sene 8-9 oyuncu değiştiriyor. Yani bu, şöyle düşün sen bir taraftar olarak herhangi bir oyuncuya sahipsin ve taraftar olarak o oyuncu senin için çok değerli, "büyüdüğüm zaman onun gibi olacağım" diyorsun ama seneye bir bakıyorsun, satın aldığın formanın arkasında ismi yazan oyuncu o takımda yok. O zaman hiçbir şekilde sen o takıma ait olduğunu hissedemezsin, oyuncu da hissetmediği zaman yapacak çok bir şey kalmıyor. Bu düzen içinde antrenörlük yapabilmek için bence antrenör olmaktan çok, başka şeyleri de düşünmen gerekiyor. Bu, idealistlikten uzak bir durum. Dünyanın her yerinde bu tip problemler var ama bizdeki kadar günlük düşünülüp işin tamamen başarıya endeksli, sonuca endeksli olduğu bir ortam herhalde sayılıdır.

4) Peki o zaman bu prensipleriniz doğrultusunda istediğiniz, beklentilerinizi karşılayan bir teklif almanız durumunda tekrar düşünebilir misiniz koçluk yapmayı?

İhsan Bayülken: Tabi ki, tabi ki. Şimdi şöyle bir şey: sadece koçluk olarak düşünmemek lazım, bu bir fark yaratma, farkındalıktır yani. Sadece 1 kişinin yapabileceği bir şey değil, artık zaten günümüz basketbolunda 1 kişiyle işleri yürütmek çok zor hale geldi. Bir sürü parametre var, bunları kontrol edebilmek için de bir ekip oluşturmak gerekiyor. Belki de en büyük problemlerden birisi de bu yönetici kadar ekip olgusunu yaratacak kaliteli veya o bölgede tamamlayıcı olabilecek insanlara da ulaşabilmek. Bu da çok kolay bir şey değil. Türkiye'de şu anda bu doğrultuda kulüpleri say desen, o kurumsal kimliğe ulaşmış kulüplerin sayısı o kadar az ki, ama bu mutlaka bence 2-3 sene içinde değişecek. Özellikle ben Obradovic'in gelmesiyle beraber Türkiye'deki bazı şeylerin değişeceğine inanıyorum. Çünkü bundan önce bir Türk antrenör böyle bir şey yaptığı zaman bir değişiklik veya coaching'inde fark yaratacak bir hamle yaptığı zaman çok fazla etkisi olmuyordu. Şimdi Obradovic'in burada olması,  -onun da zamana ihtiyacı var, bizi tanımaya çalışıyor- ben bazı şeylerin onunla beraber değişeceğini düşünüyorum ama şu anda geldiğimiz noktada o dediğimiz: kulüp yöneticiliği, teknik kadro ve oyuncu bazındaki o saç ayaklar hâla birbirinden çok uzak.

5) Buradan sizin yorumculuğa geçiş sürecinize gelelim. Nasıl oldu NTV Spor'da yorumculuğa başlamanız?

İhsan Bayülken: O dönemde ben Eurosport'ta maç yorumluyordum. O tamamen keyif, amatörce bir yaklaşımdı. Daha sonra milli takım, Avrupa Şampiyonası -2007'ydi yanlış hatırlamıyorsam- 2007 Avrupa Şampiyonası sırasında yazın buradaki şampiyona sırasında stüdyo konuğu olarak başladım. Ondan sonra sezon içi lig maçlarında "yorumculuk düşünür müsünüz" gibi bir yaklaşımla beraber bir anda kendimi bu sektörün içinde buldum. Ama tabi ki sonuç olarak antrenörlük yapmanın avantajları oluyor bu konuda ama şöyle düşünmek lazım: antrenörlük yapmadığın zaman da gündemi takip etme, basketboldaki olayları görme, oyuncuları tanıma koçların felsefeleri ve yaklaşımları, kulüplerin verdiği reaksiyonları görmek açısından da çok faydası oluyor. NTV Spor'un da bence bu konuda uzak ara en iyi marka olduğunu düşünüyorum.

6) Birlikte maç anlatımı olarak, o heyecanı aktarabilme olarak ,sizin tercihinize bırakıyorum cevaplayıp cevaplamamayı, en çok kiminle birlikte maç anlatmayı seviyorsunuz?

İhsan Bayülken: Şimdi şöyle bir şey, burada unutulmaması gereken bir şey var, maçları anlatan arkadaşlarımız lokomotiftir. Biz onları tamamlayan kişiler oluyoruz. Yani maçın gidişatını onlar belirler, biz onları takip ederiz ve onlarla bir uyum içinde hissedilenleri, sahada olanları aksettirmeye çalışırız. bu tabi ki farklı farklı, her noktada farklı yaklaşımlardan kaynaklanıyor. Tabi bu konuda ön plana çıkan 2 kişi var: Murat Kosova ve Murat Murathanoğlu. İkisi de bence bu konuda çok iyiler. Ama burada şu anda bence o ikiliye ben İsmail Şenol'u da artık rahatlıkla ekleyebilirim. İsmail de çok kısa zamanda çok yol kat etti. Çok seviyor işini ve hissediyor. Tabi önünde Murat Murathanoğlu, Murat Kosova gibi bu işin duayenleriyle birlikte olmasının da mutlaka etkisi olmuştur diye düşünüyorum. Tabi bunların, bu üst düzey maç anlatıcılarının da olması bir şanstır diye düşünüyorum. Tabi zaman zaman Kosova olsun, İsmail Şenol olsun futbol maçı falan anlatıyorlar ama pek onlara sıcak bakmasam da onları da gayet iyi anlatıyorlar.

7) Özellikle Galatasaray maçlarında Murat Kosova'nın uğursuz olduğu söylenir?(gülerek)

İhsan Bayülken: Zaten bir de şimdi öyle bir şeyler var. Tabi bunlar, herkesin bir totemi vardır. Her oyuncunun da vardır. Bu nasıl taraftarda oluyorsa, kimi oyuncu aynı çorabı giyer, ilk önce kahvesini içer maçtan önce veya sağ ayağıyla çıkar. Ritüeller herkes tarafından vardır. İşte insanlar da böyle düşünüp düşünüp, özellikle sosyal medya üzerinden birbirlerinden çok çabuk etkilenip, işte bu gibi -bence çok değerli olmayan- yaklaşımlar içine girebiliyorlar. Tabi ki herkesin kendi fikridir. Ama burada amaç, orada sahada ne görüyorsak onu anlatmaktır. Yani, rakip takımın bizim takımımıza 25-30 farkla önde olduğu bir maçta da anlatıcılardan o coşkuyu vermelerini beklemek de çok mantıklı olmayacaktır. Zaten orada iş bizim istemediğimiz noktada demektir. Sen de orada ne hissediyorsan o duygu yoğunluğunu bir şekilde söylemlerine yansıtabiliyorsun.

8) Beko Basketbol Ligi'ne geçelim. Şu anda oynanan basketbolun ve kalitesi ve rekabet ortamı sizi tatmin etti mi?

İhsan Bayülken: BBL'nin Avrupa'da 2. lig olduğu söyleniyor. Belki kağıt üstünde baktığın zaman, işin maddi boyutuna baktığın zaman haklı olabilirler ama ben oynanan basketbolun şu anda kalite olarak çok üst tarafta olduğunu düşünmüyorum. Ben zaten o takımları, iyi olan takımları, Euroleague'de seyrediyorum. Onun dışında keyif veren takımlar var. Bunların başında tabi ki, yani beklentileri düşünmek gerekiyor. Karşıyaka'nın bazı maçlarını ben keyif alarak izliyorum, aynı şekilde Banvit olsun. İşte Uşak'la TED belli bir çizgide oynamaya başladı, onlar lige bir renk katıyorlar. Ama oynanan basketbol kalitesinin ön planda olması için ben hep Türk oyuncuları da görmek istiyorum. Sırf yabancı oyuncuları değil. Bu Türk oyuncularının sadece kendi rolleri doğrultusunda oynamasını görmek istemiyorum. Benim oynadığım dönemde bir sürü yıldız oyuncu vardı, şimdi etrafına takım kurabileceğin bir yıldız oyuncunun olmaması bence çok önemli etkenlerden bir tanesi. Yani, ülke basketbolu her zaman için kulüplerin önündedir, kulüp başarısı tabi ki beklenebilir ama biz burada şu anda donanım olarak çok yeterli oyuncu yetiştirememenin sıkıntısının lige yansıdığını düşünüyorum. Maça gitmek için bazı nedenler olur, birincisi bir kulübün taraftarısındır takımın yanında olursun ama o takımın yanında olan taraftar da genelde başarıya endeksli olarak sahaya gelir. İkincisi seyredilecek oyuncun vardır -yabancı- onun için gelirsin. Üçüncüsü ve bence en değerlisi yetişen oyuncuların A takımda sorumluluk alarak oynamasıdır. Bu hem altyapıdaki çocukların basketbola daha fazla ilgisini sağlar hem de ailelerin bu bilgi doğrultusunda oradaki paylaşımın içinde yer almasını sağlar. O yüzden bunları sağlamadığın takdirde uzun soluklu veya seyredilebilir bir basketbolun olmasını beklemek çok kolay olmayacaktır.         

9) Peki altyapıdan devam edelim. Altyapıdan çıkan basketbolcularımızın yeterli taktik bilgisini almadığı gibi bir durum söz konusu. Bunun yanında yeterli fizik kalitesinin yakınında olmadıkları görülüyor. Mesela bilek kalınlıkları benimki kadar neredeyse Anadolu Efes'in genç oyuncularının. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

İhsan Bayülken: Yani şimdi, senin bu noktadaki keskinliğinin bazı noktalarda çok fazla olduğunu düşünüyorum öncelikle. Birincisi bir oyuncu yetiştirebilmek için fiziksel noktalar önemlidir. Ama fiziksel parametrelerin yanında bunun mental durumu, aile durumu, eğitim durumu, bulunduğu kulüp, gelişim süreci... Bunların hepsi bir potada eritilir. Ama bunun içinde en önemli nokta: bu çocuğun olabileceği en iyi şekilde oyun karakteriyle basketbolun birleştirilmesidir. Bizim atladığımız nokta bu. Biz, çocukların hepsinin -A takımda oynayan çocukların hepsinin- aynı tip oynamasını istiyoruz. Nedir bu: savunma yapsın, hücumda boş bulduklarının hepsini atsın, gerekmedikçe etliye sütlüye karışmasın. Şimdi böyle olduğu zaman, üst düzey bir oyuncunun hata yaparak veya gelişme sürecini doğru kullanarak gelebileceği noktalarda kırılması da daha kolay olur. Şimdi bu doğrultuda ligimizde en çok özgürlüğe sahip olan oyuncu Kenan Sipahi, ona bu hak veriliyor. Ama Obradovic de ona bu hakkı verirken bazı maçta 4 dakika, bazı maç 20, bazı maçta da 25 dakika oynadığını görüyoruz. Ondan bir şekilde yıpranmadan verim almaya yönelik hamleleri yapıyor, ama onun da vazgeçilmez olduğunu hissettirerek. "Bak kardeşim" diyor, "bunu bunu yapmazsan oynamazsın" diyor. Diğer yandan bakıyorsun, Semih Erden. Hâla net bir atışı yok, bu çok büyük bir handikap. Furkan. Şu anda belki de Türk oyuncular içerisinde form grafiği veya çizgisi en yukarıda olan oyunculardan bir tanesi. Ama Furkan acaba kariyerini bitirdiği zaman kendi kendine şöyle bir soru sormasını bekleyebilir miyiz: "Ya benim acaba şutum var mıydı da kullanmadım veya "Topu aldığım zaman arkam dönük bir tane birebir oynamadım bu zamana kadar, acaba oynasam ne durumda olurdum?" gibi... Bazı şeyleri de deneme lüksü vermek gerekiyor mu? Bu konularda öbür türlü düşündüğün zaman... Furkan zaten şu haliyle çok önemli bir oyuncu. Hem maddi olarak parasını kazanır, hem kariyer olarak çok önemli noktada olur ve mutlu bir şekilde kariyerini bitirebilir. Ama bu Furkan'ın gerçek kapasitesi mi? Bu işte her oyuncu için sorulması gereken bir nokta. Bizim altyapılarda maalesef yukarı giden oyuncularımızın sınırlarını çizme konusunda vizyona sahip olmamamız, onların da kariyerlerini birebir olarak etkiliyor. Ondan sonra iki şey yapanı menajer de haklı olarak "ben bunu bir an önce maddi olarak mutlu edeyim." diyor, hem kendisin hem onu. Öyle bir yol haritası çiziliyor ve belki de bu çocuk %80'le oynaması beklenen kariyerini %40'la oynayarak tamamlamak zorunda kalıyor. Bu yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan hesabı gibi bir şey oluyor. Burada önemli olan nokta kulüplerin bu yönetimsel bazda yakaladığı yıldız olabilecek oyuncuları farklı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği. Bizde farklı şöyle değerlendiriliyor: alıyorlar oyuncuyu, her top kullandırıyorlar. Bu, yıldız yapmaz.

10) Peki oyuncularımızın kendini geliştirememesinde yabancı sınırlamasının etkisini ne noktada görüyorsunuz?

İhsan Bayülken: Şimdi şöyle bir şey, bir kere rekabetin olduğu yerde başarı olur, bunu kabul etmek gerekiyor. Yabancı sınırlamasının bence bize negatif yansıdığı tek olay var Avrupa'yla Türkiye liginin farklı platformlarda oynanması. İşte orada ne oluyor, Avrupa'da 5 yabancı oyuncuyla oynayabilirken Türkiye'de 2 tane Türk oyuncuyu oraya koymak zorunda kalıyorsun veya Avrupa'da 6 veya 7 yabancıyla sahaya çıkarken Türkiye'de böyle bir lüksün olmuyor. Onun dışında Türk oyuncular oynayabilecek kapasitedeyse ben oynayacağına inanıyorum. Yani yabancı sınırlaması, oydu buydu bunlar bence tamamen mazeret, ben hiçbir şekilde katılmıyorum. Sonuna kadar da bunun yanlış olduğunu savunan insanlardan bir tanesiyim, şayet oyuncu sadece fizik olarak değil mental olarak da hazırsa her yerde oynar. Ben bunun doğru olduğuna inanıyorum, katılmıyorum yani.

11) Fenerbahçe Ülker'e geçelim buradan. Kenan Sipahi'ni şu anda oynadığı basketbolun Barış Ermiş'i tamamen kenarda bırakacak bir basketbol olduğunu düşünüyor musunuz?

İhsan Bayülken: Şimdi, burada bir tercih yapıldı. Obradovic böyle bir tercihte bulundu ama bunu Barış'a da söyledi. Sezon başında Barış'a şöyle bir söylemi olduğunu öğrendik "Ben Kenan'la oynayacağım, sen bu seneki planlarım içinde yoksun. Gitmek istiyorsan gidebilirsin, kalmak istiyorsan kalabilirsin ama ben tercihimi bundan yana kullanacağım." diye. Şimdi bu bir koçun yaklaşımıdır, buna saygı duymak gerekiyor. Bu, Barış'ın kötü olduğu anlamına gelmiyor veya Barış'ın değersiz olduğu anlamına da gelmiyor. Bu, tamamen bir tercihtir. O koç Kenan Sipahi'nin uzun vadede Fenerbahçe Ülker için, ülke basketbolu için önemli bir basketbolcu olacağını ve bu uzun sürelerde Fenerbahçe Ülker'in belki de daha istikrarlı pozisyon alan oyun kurucudan gerekli katkıyı alabileceğinin bir tasarrufu diyelim. Şimdi böyle olduğu zaman Barış'ın da bir şekilde ya uygun bir takım bulamadığını düşünüyorsun, ya da bir şekilde fırsat gelir mi diye düşündüğünü düşünüyorsun ama Obradovic bu noktalarda çok net bir antrenör ve bu, şu ana kadar söylediklerinin de dışına bir şekilde çıkmadı. Dediğim gibi bunun canlı örnekleri her yerde var. Bir oyuncu bir takıma gider... En basit örneği Planinic'i verelim. Planinic geçen sene Khimki'de her şeyi yaptı, takımı 3 gömlek yukarı çıkardı ama bu sene formasının arkasında Planinic yazmasa çok dikkati çekecek bir durumu yok. Bu tamamen oyuncunun bulunduğu takımdaki performansını ne şekilde kullandığıyla alakalı. Ben iyi ya da kötü oyuncu vardır diye bir şey düşünmüyorum, ben verim vermeyen veya verim veren oyuncu vardır diye düşünüyorum. Bu tamamen antrenörün oyunculara çizdiği rol tanımıyla ilgili.

12) Bogdanovic'ten bahsedelim biraz. Son 2 sezondur belki de Euroleague'in en iyi skoreri. Peki stres katsayısı yüksek maçların kritik anlarında yeteri kadar sorumluluk aldığını, takıma gerekli liderliği yapabildiğini düşünüyor musunuz?

İhsan Bayülken: Bogdanovic'in öyle liderlik konusunda... Bir kere ben Obradovic'in olduğu yerde bir oyuncu liderliğinin olduğuna çok inanmıyorum. Sadece Obradovic'in verdiği sınırlar içerisinde bir liderliği yapması gerekiyor. Ama tabi burada Obradovic'in sisteminde daha çok oyuncuların bire bir fonksiyonları ön planda. Ama bu bire birlerin oynanacağı zamanlama olsun, hangi oyunculardan ne zaman bunların olacağı konusunda Obradovic biraz daha net olmaya çalışıyor. Bogdanovic de iyi bir çizgi çiziyor. Şöyle ki: bundan önce de skor atıyordu ama şimdi daha az top kullanarak daha iyi skor bulma konusunda Obradovic onu kullanmaya ve daha iyi yönlendirmeye çalışıyor. Bence de amacına ulaşıyor. Zaten Bogdanovic şu anda gelişim açısından yavaş yavaş NBA'de oynayacak noktalara gelmeye başladı. Zaten kariyerinde de hep böyle yukarı doğru bir gidiş var. Ama bence bugün geldiği nokta, Obradovic'in ona çizdiği nokta gerçekten onun da gelişimi için çok iyi oldu.

13) Bogdanovic üzerinden devam etmek istiyorum. 2. CSKA maçında, 2 Barcelona maçında da sanki o gereken sorumluluğu, kendi skor potansiyelini sahaya gerektiği gibi yansıtma görevini yapamadı, Preldzic'e çok yaslandı sanki.

İhsan Bayülken: Şimdi her maçın özelinde mutlaka farklı oyunculardan verim gelebilir. Obradovic de bireysel bazda oyuncu performanslarını belli bir çizgide kalmasını başaran koçlardan bir tanesi. Şimdi böyle düşündüğün zaman Bogdanovic'in de bazı maçlarda ön plana çıkamaması normal olabilir. Zaten asıl en büyük tehlike de büyük bir hedefe doğru gidiyorsan bir oyuncuya bağlı olmaktır. Belki de Obradovic'in kontrol etmek istediği noktalardan bir tanesi de bu. Şayet sen o noktada sadece Bogdanovic'in atacağı sayılarla şampiyonluğu kovalayabilecek bir noktada olursan o zaman işler çok kolay olmayacaktır. Obradovic bunun en kolay örneğini 3 ya da 4 sene önceydi yanlış hatırlamıyorsam, Barcelona'yla eşleştikleri zaman Panathinaikos'tayken 1-4 yaparak Navarro'yu kitlemiş ve Barcelona'yı sürpriz bir şekilde elemişlerdi. Bir oyuncuya bağlı olarak oynamak her zaman için tehlikedir. Bence de Obradovic o tuzağa düşmek istemiyor.

14) Kleiza'dan bahsetmek istiyorum. Murat Murathanoğlu birkaç maç önce Kleiza için "büyük hedefini kaçırdı" şeklinde bir yorum yapmıştı. Katılır mısınız?

İhsan Bayülken: Valla onun için büyük hedefin ne olduğunu düşünmek gerekir. Kleiza pozisyonu gereği ribaund ve savunma konusunda çok ön planda oyuncu değil. O yüzden onun çok büyük bir oyuncu olduğunu söylemek kolay değil. Kleiza bence saha içinde bulunduğu süreyi maksimum düzeyde hücum tarafında kullanabilen ender oyunculardan bir tanesi. 5 dakika 20 sayıda atabilir, öyle bir özelliği var. Zaten Obradovic de onu o tarz kullanmaya çalışıyor. Kısa sürelerde rakip takımın önlem alamayacağını düşündüğü anlarda sahada ondan bir verim alma çabası içinde. Büyük oyuncu diyebilmek için bence Kleiza'nın 40 dakika boyunca maçın içinde olabilecek, her an bir şey yapabilecek bir oyuncu olması lazım. Ama Kleiza onları hep 3'er 5'er böyle küçük periyotlarda yapıyor. O yüzden oralarda etkili olan oyuncuya büyük demek? Belki de kaçırmış olabilir.

15) Fenerbahçe Ülker'le ilgili son olarak Ömer Onan'a değinmek istiyorum. Ömer Onan hakettiği rolü alabildi mi?

İhsan Bayülken: Burada Obradovic, Ömer Onan'ın ne yaptığını biliyor. Çünkü Ömer Onan ne yaptığı belli olan, net oyunculardan bir tanesi. Fenerbahçe'yle bütünleşmiş ve profesyonelliğin sınırlarını -bence Kerem Gönlüm'le beraber- belli bir seviyede tutmuş oyunculardan bir tanesi. Şimdi burada Ömer Onan için önemli olan nokta o sistem içinde var olmaya devam etmesi. Ömer orada olduğu müddetçe mutlaka devrede olması gerektiği yerlerde devreye girecektir, hiçbir şekilde bir düşme olmayacaktır. Obradovic de onun verdiği bence bir rahatlıkla Ömer noktasında ondan alacağı verimi bilmesinden dolayı diğer oyuncuların ne yapacağını, onların zaman içinde ne gibi bir noktaya getirebileceğini görme açısından bence bu süreyi kullanıyor. Yoksa ben Ömer'den çok kolay vazgeçeceğini düşünmüyorum.

16) Anadolu Efes'e geçmek istiyorum. Röportajın başında Türk basketboluyla ilgili bazı sıkıntılardan bahsetmiştiniz. Oktay Mahmuti'nin Efes'ten ayrılmasının arkasında da Ivkovic'in olduğu konuşuluyor. Vaggilis Aggelou'nun gelişinin de bu hedef doğrultusunda atılan ilk adım olduğu konuşuluyor. Siz buna katılır mısınız?

İhsan Bayülken: Mantık zincirinde gittiğiniz zaman katılmamak elde değil. Ama burada dediğimiz gibi, biraz önce kendim için nasıl bir yorum yapıyorsam aynısı burada da geçerli. Bu oyunun bir kuralı. Antrenörler gelirler giderler, çok önemli değil bu. Antrenör bazında önemli de kulüp bazında önemli değil bu. Kulüp bazında burada iş günlük olarak algılanmaması, yani A.Efes'i var eden en önemli değer uzun soluklu noktalarda kendi oynadıkları basketbolu kabul ettirip bu doğrultuda yakaladıkları başarılardır ve bunu yaparken de idari ve teknik anlamda yakaladıkları bu birliktelik A.Efes'in basketbolda en önemli markalardan biri olmasını sağladı. İşte Aydın Abi dedik, ondan sonra Ergin dedik Oktay dedik, bir şekilde öyle bir zincir geldi. Ama ondan sonra o zincir koptuktan sonra -antrenörler gitti geldi yine, Ergin-Oktay geldi ama- o zincir koptuktan sonra o düzenleri sağlamak bir daha çok kolay olmadı ve A.Efes'te belki de bu güne kadar kendisini buralara getiren değerlerden vazgeçip daha fazla günlük başarıların peşinden koşar hale geldi, bence asıl tehlike bu. Yani A.Efes'in artık yeni bir yapılanmaya geçip şu anda kadrosunda Türk oyuncular bazındaki o yıldız olabilecek genç oyuncuları bir şekilde rotasyonun içine sokup ileride 3-4 sene zarfında tekrar o alışık olduğumuz A.Efes modellemesini kazanması gerekiyor. Şimdi Ivkovic geldi diyelim. Ivkovic yaşı gereği 2 sene sonra veya 3 sene sonra A.Efes'ten gitti. Yine böyle bir kaos ortamı olacak mı? Ben onunla ilgileniyorum. Yoksa şu anda Ivkovic gelmiş, A.Efes'i final four'a sokmuş, şampiyon olmuş, bunlar çok önemli değil. Önemli olan Ivkovic gittikten sonra A.Efes ne durumda olacak. Bunun cevabını bulmak gerekiyor. Biz şu anda 2013 yılındayız ve en son final four'a 12 sene önce gitmişiz. Bu kadar yatırım yapan, bu kadar gündeme gelen -biz seninle basketbol olmasa bu konuşmayı yapmayacaktık- işin bu kadar aktüel olarak tartışıldığı, gündeme geldiği bir ortamda bizim 12 senedir bizim final four'da olmamamız da bence çok önemli soru işaretlerinden bir tanesi. 

17) Kerem Tunçeri bir röportajında gönderilme haberinin kendisine haber verilmediğini söyledi. Takıma bunca emek vermiş kaptana bu yapılan yakışık aldı mı?

İhsan Bayülken: Sen bana bir liste yap desen ben sana "yakışık alanlar-yakışık almayanlar" diye çok uzun bir liste yapabilirim. Biz şu anda belki basketbol olarak bir şeyleri aşmış durumdayız. Ama bunu istikrarlı halde hayata geçirdiğimiz noktalar çok fazla değil, zaten bunun sıkıntısını çekiyoruz. Burada tabi ki Kerem Tunçeri Türk basketbolunun yetiştirdiği en önemli oyunculardan bir tanesi. Kerem Tunçeri sayesinde elde ettiğimiz başarılar, onun düzen içinde yaptıkları çok önemli şeyler. Ama burada bunlara çok fazla takılmamak gerekiyor. Dediğim gibi, oyunun içinde malesef bu tip sevimsiz, kabul edemeyeceğiniz hem bireysel bazda hem genel anlamda olaylar olabiliyor. Ama bunların böyle olduğunu kabul şu anda "bundan sonra ne yapabilirim"i düşünmek lazım. Yani şu anda Kerem Tunçeri'nin bence "Ben Anadolu Efes'ten bu şekilde mi gidecektim"i düşünmek yerine diğer türlü düşünmesi gerekiyor. "Acaba basketbolu bıraktıktan sonra ben Anadolu Efes'e ,beni var eden kulübe, tekrar bir hizmet edebilecek miyim?" veya "Ben şu anda Telekom'a hizmet ediyorum, Ankara basketbolu için Telekom'da buraya geldim, buradan ne gibi şeyleri üstüne koyabilirim" gibi pozitif düşüncelere girmesi gerekiyor. Kerem'in Ankara'ya gitmesi çok büyük bir olay. Şimdi Kerem Tunçeri böyle diyor da siz bana şeyi söyleyin o zaman, hangi kulüpte gerçek anlamda forması yukarı asılmış bir oyuncu söyleyin bana. Bu herkes için geçerli. Türkiye'de bir sürü yıldız oyuncu var ama hiçbiri kendi camialarında hakettiği değeri hem basketbolda hem futbolda görmüş değil. Yani bu özele indirilecek bir şey değil ki bu, genel bir problem. Yani o yüzden bence Kerem Tunçeri'nin bunu bireysel olarak algılamadan "Böyle bir şey malesef Türkiye'de vardır." diye düşünmesi gerekiyor.

18) Şimdi Galatasaray'a geçelim. Sakatlıklar sonrasında BBL'deki şampiyonluk yarışında ciddi bir rakip midir Fenerbahçe'ye?

İhsan Bayülken: Şimdi, Galatasaray'ın belki de en önemli artısı Türk kadrosu. Fenerbahçe Ülker'in bu kadar konforu yok belki de Türk kadrosu olarak, A. Efes'in de. Onları şu anda zorlayacak takımlar bence Banvit.İyi bir Türk kadrosuna sahip, Simmons'ın da Türk olmasından dolayı. Karşıyaka, dar bir rotasyonu var ama oralarda belki bir şeyler yapabilir. Galatasaray, özellikle krizleri çok iyi yöneten bir Ergin Ataman var orada. Yine de yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen takımın hedefleri doğrultusunda ayakta kalmasını sağladı. Ama burada dediğim gibi Türk oyuncu kadrosunun zengin olması ,şimdi Engin Atsür de sakatlıktan döndü, onların Türkiye liginde çok daha hareket alanını genişletmesini sağlıyor. Şimdi Fenerbahçe'de Oğuz dönmediği takdirde, şimdi her maçta bir tane uzunu kesiyor Obradovic ve genellikle de bu Vidmar oluyor. Şimdi Zoric'le oraları gidemezsin, rakiplere karşı oynayamazsın, e Vidmar'ı aldığınız zaman kimi keseceksin? Bogdanovic'i mi keseceksin Bo McCalebb'i mi keseceksin, Bjelica'yı mı keseceksin, Kleiza'yı mı keseceksin? Çok ciddi problem. Bu doğrultuda tabi Türk oyuncuların değeri artıyor. Yani Oğuz'la İlkan'ın geri dönmesi veya döndükleri takdirde oynadıkları basketbolun iyi düzeyde olmaması durumunda ben Galatasaray'ın da kadro yapısıyla beraber şampiyonlukta en az Fenerbahçe Ülker kadar aday olduğunu düşünüyorum.

19) Ender Arslan'a bir parantez açmak lazım sanki. Yaşlanmıyor mu?

İhsan Bayülken: Şimdi, Ender çok genç yaşında ülke basketbolunda çok önemli yerlere geldi. Hep belli bir çizgide oynadı, zaman zaman üstüne çıktığı anlar oldu ; ama sonuçta Türkiye'nin ender yetiştirdiği ismi gibi ender oyunculardan bir tanesi. Şu anda bence olgunluk dönemini yaşıyor. Zaten sporcuların en verimli olduğu yaş 30 yaş civarıdır. Ender de şu anda 30 yaşında. Zaten bu doğrultuda da Arroyo'nun orada olması Ergin Ataman'ın onu çok iyi tanıması, o birliktelik bir anda Ender'in de verdiği performansla beraber hem bireysel anlamda hem takım anlamında şu anda Galatasaray'ın işlerini kolaylaştırmış durumda.

20) Peki hocam, bir oyuncunun en iyi oynadığı yaşların 30'lu yaşlar olduğunu söylediniz. Sanki Türkiye'de böyle olmuyor maalesef. Yani bizde oyuncu yıllanıp değerlenmiyor da yaşlanıyor sanki. Hidayet'te bunu gördük, Kerem Tunçeri'de bunu gördük malesef. Böyle mi sizce?

İhsan Bayülken: Ben öyle düşünmüyorum. Burada şimdi tabi oyunculardan beklenen şeyler çok önemli. Hidayet farklı bir nokta. Hidayet, Orlando'daki o final serisinden sonra çok büyük bir kontrata imza attı. Bence yanlış bir takım tercihinde bulundu. Toronto'ya gitmesi bence bir hataydı. Portland istiyordu o sırada onu. Portland'a gitseydi ben işlerin daha iyi olacağını düşünüyorum. Ama tabi profesyonel bir ortamda bazen tercihlerini farklı bir kriterde ön planda tutup yapabilirsin. Ben Hidayet'in ondan sonra, Toronto'dan sonra yıpranma sürecine girdiğini düşünüyorum. O doğru bir organizasyonun içinde olsaydı şu anda farklı bir noktada olabilirdi. Kerem Tunçeri farklı bir oyuncu, o antrenörle uyumu olduğu zaman veya takımda kendi rolünü benimsediği zaman verim veren oyunculardan bir tanesi. Şimdi, diğer yandan Kerem Gönlüm diyorsun hâla oynuyor. Seneye "artık basketbolu bırak" diyecek biri olacağını zannetmiyorum, "Kerem keşke 1 sene daha oynasın" dersin antrenör olsun. Ömer Onan, çok önemli bir oyuncu. Ben bıraksın demem Ömer'e, "2 sene daha oyna derim" gördüğüm zaman. Bu tip örnekler belki çok fazla olmayabilir, ama oralarda da jenerasyon atlamak gerekiyor. Diğer taraftan bakıyorsun Kaya, Tutku gibi oyuncular Trabzon'a gidip oynuyorlar. Bunlar bence çok olumlu şeyler. Şimdi Kaya'nın, Tutku'nun Trabzon'da oynaması oradaki görgünün, basketbola olan ilginin, basketbolcu verimliliğinin nasıl olması noktasında profesyonelliğin oralarda da tanınmasını sağlayacaktır. Bu tip durumlarda tabi ki oyuncuların beklentileri biraz daha farklı olabiliyor. Burada demek istediğim nokta oyuncu doğru bir organizasyon içindeyse ve belli doğruları yapıp belli bir noktaya gelmişse ben yaşlanma olacağını düşünmüyorum ki zaten şu anda koçların çoğu da yaşa çok fazla takılmıyorlar saha içindeki performansı değerlendiriyorlar.

21) Semih Erden'le ilgili bir soru sormak istiyorum. Maç içinde bile çok dalgalı performansı, bir dakikası bir dakikasını tutmuyor. Kafasındaki NBA hayalinin bunda etkili olduğunu mu düşünüyorsunuz yoksa Semih'in genel karakter yapısı mı bu yönde?

İhsan Bayülken: Valla ben Semih'le ilgili tek saptama yapabilirim. Semih'le ilgili şu anda 100 tane soru yazabiliriz alt alta. Bu nasıl oluyor, şu nasıl oluyor, niye böyle oldu falan. Cevap ne yok, cevabı yok. Semih'le ilgili noktalarda cevap bulmak çok kolay değil. Belki onun için biraz daha sınırları doğru çizmek gerekiyor, beklentiler o kadar fazla ki o bunların hiçbirini karşılayamadıkça yaptığı işlerden de vazgeçmek zorunda kalıyor. Bu da hem kendine hem de takımına zarar veriyor. Çünkü Semih yıldız bir oyuncu değil ama çok büyük bir oyuncu. Ama burada Semih'in de bazı şeylerin altını çizmesi gerekiyor. Şimdi NBA'de maçı seyrettiğin zaman oyuncuların ne yapacağı üç aşağı beş yukarı belli. Tim Duncan topu aldığı zaman herkes biliyor ki potalı atmaya çalışacak, olmadığı zaman açıları doğru ayarlayarak rakibini pota altına kadar getirip bitirecek. Şimdi Semih'in bir tane iyi yaptığı hareketi söyle desen ben sana söyleyemem. Rakip takımın koçu olarak Semih'in hangi yönüne önlem alacaksın? Öyle bir durum yok. Demek oluyor ki burada hem Semih'in hatası hem Semih'ten faydalanma şeklinde bazı hatalar var. Ama burada her zaman için oyuncuyu oraya koymak gerekiyor. Oyuncunun mutlaka kişisel hedeflerinin olması gerekiyor. Zaten, sen NBA hayali dedin ya, o NBA hayali değil bence. Bu, tamamen bu ruh halinin NBA'de onu  var etmemesinden oluşan bir durum. Semih isteseydi NBA'de kalırdı.

22) Lig lideri Banvit'in maçları yayınlanmıyor, bunu nasıl değerlendirmek gerek?

İhsan Bayülken: Bu soruyu Lig TV'ye sorman gerekiyor bu sorunun muhatabı ben değilim. Ama mutlaka onlar da bazı kriterleri ön planda tutuyorlardır. Dediğim gibi bu sorunun muhatabı ben değilim.

23) Ticari kriterler diyebiliriz değil mi?

İhsan Bayülken: Muhatabı ben değilim.

24) Tamam. Beşiktaş'a değinelim. Yeniden yapılanma sürecine giren bir takımın koçunun Erman Kunter olması daha doğru bir karar olmaz mıydı?

İhsan Bayülken: Bunu da Beşiktaş yönetimine sorman gerekiyor. Bunlar tamamen iç kararlardır. Yönetimsel kararlardır.

25) Peki alınan kararların doğru olduğunu düşünüyor musunuz?

İhsan Bayülken: Valla o tamamen takımdan ne beklendiğiyle alakalıdır. Şayet takımdan beklenen nedir, şayet yönetim Erman Abi olsun Ahmet Kandemir olsun "siz şu hedefe ulaşın bizim için yeterlidir" veya "bu sene bizim için geçiş yılıdır" gibi bir yaklaşım varsa ona göre değerlendirmek gerekir. Yok "biz şampiyonluğu kovalıyoruz" deyip onun uzağında kalıyorsan ona göre değerlendirme yapmak lazım. Ama şu anda Beşiktaş için söylenecek tek bir şey var. Havasını bulamamış, geçmişe doğru giden bir takım hüviyetinde. Bunun bir şekilde düzeltilmesi gerekiyor ve oradaki Erman Abi olsun, Ahmet Kandemir olsun, Beşiktaş camiasını çok iyi bilen yakından tanıyan arkadaşlarımız, Erman Abi büyüğümüz. Sonuç olarak mutlaka bir çözüm bulacaklardır. Ama burada unutulmaması gereken bir şey var. Beşiktaş artık basketbolda bir marka ve herkes işin sonunu hatırlar. Yani şu anda Beşiktaş potansiyel olarak belki beklendiği çizgide değil, oynadığı basketbol tatmin edici bir durumda değil ama öyle bir noktaya gelir ki playoff zamanı Beşiktaş 2 tane maç kazanıp kendini bir anda yukarı doğru iterse, bu kadar konuştuğumuz, bu kadar olumsuzluklardan bahsettiğimiz bir sene sonunda Beşiktaş basketbolu yine istediği bir noktada istediği bir dereceyi elde ederek sezonu bitirebilir ama bu çözüm müdür o da ayrı bir tartışma konusu.

26) Euroleague'den bahsedelim. Top 16'da gruplar belli oldu. E Grubu'nda Fenerbahçe Ülker, Olympiakos ve Barcelona büyük ihtimalle playoff için en büyük favoriler...

İhsan Bayülken: Oynanmasın o zaman maçlar sen böyle diyorsan.(gülüyor)

27) Aday olarak...

İhsan Bayülken: Bu daha iyi oldu.

28) A.Efes'in bu gruptaki şansının yükselmesi yeni koç da gelmişken hangi kriterlere bağlı?

İhsan Bayülken: Şöyle düşünmek lazım. Nasıl biz burada seninle sene sonunda Ivkovic gelecek diye bir düşünce yapısındaysak oyuncular da mutlaka böyle düşünmeye başlamıştır. Bunu oyuncuların nasıl kabul ettiği önemli, kulübün nasıl kabul ettiği önemli. Bu periyotta A.Efes "biz Ivkovic'den sonrasına bakarız" şeklinde bir düşünce yapısında olursa şu anda oynanacak maçlarda pek parlak geçmeyebilir. Ya da bizim A.Efes'ten beklediğimiz gibi "Biz bir basketbol markasıyız, Türkiye'nin en önemli basketbol kulüplerinden biriyiz. Bizim için önemli olan nokta mazeretler değil, o olmuş bu olmuş değil, biz hedef takımıyız ve yapabileceğimizin en iyisini yapacağız." derlerse de o zaman bizi çok fazlasıyla sevindireceklerdir. Çünkü A. Efes'e yakışan budur. Yani o olmuş, bu olmuş, sene sonunda Ivkovic geliyor... Bunları bir kenara bırakıp şu anda A. Efes'in mutlaka ilk 16 maçlarına konsantre olması ve beklediğimiz oyunları sergilemesini temenni ediyoruz.

29) Galatasaray'ın grubundaki Maccabi çok önemli bir basketbol geleneği ama son yıllarda onlarda da bazı sıkıntılar var.

İhsan Bayülken: Bütçeyle alakalı. Onlar da oyuncu bulamıyorlar ama David Blatt'in basketbol görüşü, Maccabi'nin o gelenekleri onları bir şekilde ayakta tutuyor. Kolay bir grup değil orası. Özellikle Real Madrid-CSKA çok iddialı iki tane final four takımı. Burada tabi Galatasaray ne yapacak dersek evindeki maçları kazanıp yolda da kazanması gereken maçları -ilk turda kazanmıştı- onları kazanmasını bekleyeceğiz. En iyi derece 3 ya da 4 olur. Aynı anda hedefteki 2 takımı geçebileceklerine ben ihtimal vermiyorum çok kolay bir şey değil çünkü o. Ama sonuç olarak ben Galatasaray çeyrek final yaparsa çok büyük bir başarıdır diye kabul ediyorum ki belki de onların o istedikleri A lisansını alma konusunda da çok önemli bir adım sağlayacaktır.

30) Real Madrid'den konuşalım. Takım yapısında Sergio Rodriguez belki de oyun içindeki en temel parça haline geldi. Onun bu takımındaki yükselişinin yanındaki parçalarla da ilgili olduğunu düşünüyor musunuz?

İhsan Bayülken: Şimdi kendisi milli takım düzeyinde de en iyi oynayan oyunculardan bir tanesiydi. Dediğim gibi o artık olgunluk dönemine, bundan önce hep bir arayış içindeydi, oyun karakteri oluşmamıştı. Şimdi takıma nasıl faydalı olabileceğine, bulunduğu ortamda da diğer takım arkadaşlarının nasıl performansını arttıracağı konusunda daha net ve oyununu takımla birleştirmeyi çok iyi başarıyor. Bu doğrultuda da zaten Real Madrid şu anda takım olarak ilk grup maçlarını süpürdü desek yanlış olmayacaktır. Zaten İspanya liginde de şu anda yollarına yenilgisiz devam ediyorlar. Bu doğrultuda düşündüğün zaman sırf ona değil takımın oynadığı basketbol ve verdikleri keyfi de atlamamak gerekiyor. Şu anda Real Madrid'i seyretmek zevk. Ama şunu da ekleyeyim, takımların belli kapasiteleri vardır. Onlar şu anda %80'lere %90'lara ulaşmış durumdalar. Bundan sonra bunun üstüne de bir şey koymalarını beklemek çok büyük haksızlık olur onlara. Ama diğer takımların performansları daha ortaya çıkmadı. Olympiakos olsun, Panathinaikos olsun, bunlar her zaman üstüne bir şey koyabilecek takımlar, Fenerbahçe olsun. Şimdi bunlardan üstüne bir şey koymasını bekliyoruz. İşte o zaman da Real Madrid'in o ilk tur maçlarındaki baskıcı görüntüsü belki de makasın da kapanmasıyla beraber onların işini zorlaştıracaktır.

31) Sezon başındaki Spanoulis olayından bahsedelim. CSKA'dan yıllık 3 milyon euro'luk bir teklif aldığı söylenirken Olympiakos'la yıllık 2 milyon euro karşılığında anlaştı. O zaman böyle oyuncuları başarı vaadiyle daha keskin bir şekilde etkileyebilir miyiz paraya oranla?

İhsan Bayülken: Tabi ki olabilir ama Spanoulis'in oyun yapısına bakmalıyız. Spanoulis takımın lideri. Dese ki "bu böyle olacak" o olur. Şimdi öyle bir ortamı bırakıp başka bir ortamda bunu tekrar ispat etmeye gitmek çok mantıklı değil. Hani diyoruz ya hangi oyuncunun formasını yukarı asarsın, o şimdi orada kök salmaya devam ediyor. Bunu yaparken de başarılar peş peşe geliyor, 2 sene üst üste Euroleague şampiyonluğu kolay bir şey değil. Tabi onlar için de en zor şey bu kadar heyecanı yaşadıktan sonra bu tip maçları oynamak onları çok tatmin ediyordur diye düşünmüyorum. Çünkü ilk tur maçları onlar için oynanması gereken maçlar. Onlar asıl yukarı doğru gittikçe asıl yüzlerini gösterecekler.

32) Papanikolaou. Sizce NBA tercihini kullanmasa Avrupa'da çıkabileceği tepe nokta neresi olur?

İhsan Bayülken: Papanikolaou'nun en önemli özelliği tamamlayıcı bir oyuncu olması. Yanındaki yıldız oyuncular verim verdiği zaman o da onları tamamlayıp yapması gerekenleri sahada uygulayan pozisyonunda çok fazla alternatifi olmayan bir oyuncu. Zaten Spanoulis de o giderken, onlar baya tatsız diyaloglarda bulundular. Özellikle Spanoulis. Onun gitmesini hiç istemiyordu. Çünkü o da biliyordu onun ne kadar değerli bir oyuncu olduğunu ama Papanikolau böyle bir karar aldı. Sonuç olarak o da tabi kendi sınırlarını görmek istiyor. Nereye gideceğini hep beraber göreceğiz ama burada önemli olan nokta Olympiakos'un sisteminde var olan bir oyuncunun farklı bir sistemde ne yapacağını hem o merak ediyor hem biz merak ediyoruz. İşte bunu da ancak sezon sonunda değerlendireceğiz ancak bu 1 senede olmaz 2 senede olması gerekiyor. Joe Ingles o tarz bir oyuncuydu şimdi Maccabi'ye gitti ve Maccabi'de bence oyununu daha fazla geliştirmiş durumda.

33) Avrupa'da yerli oyuncular üstünlüğü ABD'li oyunculara kaptırdı mı sizce?

İhsan Bayülken: Hayır.

34) Peki uzunlarda yabancı ağırlıklı bir durum oluşmaya başladı mı? NBA, Avrupa'daki oyuncuları çok geniş kapsamlı bir biçimde içine mi alıyor?

İhsan Bayülken: Çok katılmıyorum buna ama Euroleague'in geçmiş yıllara göre kalitesinin de biraz aşağı indiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Tabi ki NBA burada değerli olan oyuncuları Avrupa'dan koparıp kendi organizasyonuna dahil ediyor. Ama burada unutulmaması gereken bir nokta var. Real Madrid takımı ve Olympiakos yenilgisiz ilk turu bitiren iki takım. Bu iki takımın da en önemli özelliği kendi ülke vatandaşları oyuncularıyla bu başarıyı elde ediyorlar. Olympiakos'un Yunan oyuncu sayısı fazla Real Madrid'in de İspanyol. Böyle bir ortam yaratıldığına göre demek oluyor ki takımları var edebilmek için mutlaka senin de bu değere sahip çıkacak, bulunduğu kulübün değerini arttıracak kendi ülke vatandaşı basketbolculara, yıldız oyunculara ihtiyacın var. Bunlar yıldız  olmasa bile o sistemin bir parçası olması gerekiyor. O doğrultuda düşündüğün zaman iş biraz daha oyuncu yetiştirmeye geliyor. Yine en başa dönüyoruz ama şu anda sadece Türkiye'nin değil, bu Avrupa'nın da en büyük sıkıntılarından bir tanesi. Oyuncu yetiştirme konusunda şu anda çok ciddi anlamda problemler var. Bakalım bu nasıl bir sistemle aşılacak. Ben bazı programlamaların dediğim gibi yapılması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle Türkiye'de bazı düzenlemelerle beraber ben yıldız oyuncunun da yetiştirilebileceğimize inanıyorum.

35) Milli takıma atlayalım. Tanjevic dönemi kapandı. Nasıl bir değerlendirme yaparsınız. Hayal kırıklığı yaşadınız mı bu dönemde?

İhsan Bayülken: Tanjevic ülke basketboluna sonuç olmasa bile ,başarı-başarısızlıkları bir kenara bırak, bazı şeyler konusunda bazı şeyler konusunda farklı bir bakış açısı getirmiş Avrupa'nın sayılı koçlarından bir tanesi. Tabi bunu yaparken sonuca gittiğimiz noktalarda ,özellikle şampiyonalarda, beklentilerin altında kaldığımız anlar olmadı değil. Buralarda dediğim gibi sadece antrenörden her şeyi beklemek doğru değil. Tanjevic'in de değiştirebileceği bazı şeyler var, verim alabileceği bazı oyuncular var. Kendi sisteminde ön plana çıkmasını beklediğimiz bazı oyuncular var. Şu anda tabi burada değerlendirilmesi gereken nokta, Tanjevic bizim için çok önemli olan iki jenerasyona tanıklık etti. Biri 79 jenerasyonu. Hidayet'lerin Mehmet'lerin olduğu jenerasyon. Bir de 86-87 jenerasyonu. Ömer Aşık, Semih Erden ve Ersan'lı jenerasyon. Burada önemli olan bu oyuncularla bizim alabileceğimiz yol gerçekten bu kadar mıydı yoksa daha mı fazlası olması gerekiyordu. Bu sorunun cevabı senin için farklı olabilir benim için farklı olabilir Tanjevic için farklı olabilir. Burada önemli olan nokta Tanjevic'in ülke basketboluna farklı bir bakış açısı getirdiği ama sonuç olarak bunun kağıt üstünde çok fazla kendini olumlu anlamda hayata geçirdiği.

36) Milli takımda Ersan üzerinde durmak istiyorum. Son turnuvada Ersan 2. beşe kadar düştü. Bu sıkıntı Ersan'ın kendi karakter yapısı nedeniyle ağırlığını hissettirememesinden mi yoksa takım düzeninden mi kaynaklandığını düşünüyorsunuz?

İhsan Bayülken: Şimdi milli takım düzeyinde bunların bu kadar keskin ifade edilmemesi gerekiyor. Milli takım zaten 12 tane seçilmiş oyuncunun oluşturduğu takım. Bu doğrultuda koçların da o düzen içinde bazı oyuncuları farklı noktada değerlendirme durumları olabilir. Ama burada sadece Ersan'ın özelinde değil milli takım olarak bizim istenen çizgide olmamamızla, farklı olarak herkesin bakış açısı doğrultusunda bazı oyuncuların performanslarının irdelenmesine neden oldu. Ama burada ben Ersan olsun Ömer Aşık olsun, onların NBA'deki geçen seneki çizgilerinin altında kaldığını düşünüyorum. Bu dönemsel de olabilir ama sonuç olarak ikisi de bizim uzun vadede milli takımımızda hedef olan 2 tane oyuncumuzdur. Bir kötü turnuva geçirmeleri onların bizde ne değerini azaltmıştır ne de onlar hakkında olumsuz düşüncelerin fazla olmasına neden olmuştur. Sonuç olarak kötü bir turnuva geçirmişlerdir ama sonuç olarak onlara da sorsan bu turnuvayı kötü geçirmek istemeyeceklerdir ama olabilir. Burada bence resmin kenarlarından çok resmin tamamına bakmakta yarar var. Zaten biz güzel bir resim çizmedik orada.

37) Murat Özyer'in başına gelen olaya değinmek istiyorum. Başına ciddi bir olay geldi, protokolde yumruk yedi ve devamında federasyondan düzeyinde hiçbir açıklama yapılmadı. Karşıyaka'nın aldığı 2 maçlık cezanın gerekçeleri arasında bu olay yer almadı. Neden böyle oldu, biz bu olayın üstüne neden gitmedik?

İhsan Bayülken: Şimdi bu, hiçbir şekilde kabul edilmeyecek bir olay. Sonuçta Galatasaray basketbol şubesinin başındaki bir arkadaşımız. Bunu hiçbir şekilde kabul etmek veya onaylamak ihtimali bile yok, yanlış bir şey. Ama sadece bununla sınırlı kalmıyor. Bu bizim maalesef biraz da toplumumuzda yaşanan olaylar. Futbol maçında seyirci sahaya girebiliyor veya farklı bir tribün eylemi olabiliyor. Yani biz toplum olarak şu anda spor kültürüne sahip olmamanın verdiği sıkıntıları yaşıyoruz. Bu aynı şekilde farklı platformlarda reaksiyonların sadece seyircilerle sınırlı kalmadığı, oyuncu bazında tartışmalar olduğu, antrenörler bazında tartışmaların olduğu...Yani hep böyle gergin, sporun dışındaki olayların konuşulduğu bir hale geliyor. Konuştuğumuz şeyler de hep böyle olumsuz ve negatif şeyler. Bunların bir şekilde düzelmesi gerekiyor. Burada Murat Özyer'in yaşadığı olay bu zincire eklenmiş yeni bir halkadır ama işin vahametini konuşmak da bence gerekli ama burada bazı yaptırımları yapmadığın takdirde geldiğimiz nokta da ileri bir geri şeklinde olmaya devam edecektir. Burada tabi yetkili arkadaşların, mutlaka ne yapması gerektiği noktasında, yetkili birimlerin, kulüplerle federasyonumuzun mutlaka bir birliktelik içinde bu problemi halletmesini bekliyoruz çünkü öbür türlü olduğu takdirde konuştuğumuz hikayeler hiçbir zaman bizim beklediğimiz hikayeler olmuyor. Ama kavgaydı, oydu, buydu bu NBA'de de oluyor, bunu da göz ardı etmemek lazım, ama onlar öyle bir ceza veriyor ki...Önemli olan koyduğun kurallar değil, kuralları uygulayabiliyor musun. Bunları yapmamız gerekiyor bizim.

38) Buradan sizin basketbolla ilgili bireysel zevklerinize geçelim. İzlemekten en büyük keyif aldığınız basketbolcu kim?

İhsan Bayülken: Ben Baron Davis'i çok severim. Onun hâla Youtube'dan videolarını seyrederim. Belki de olması gerektiği yerin altında kalan bir oyuncu. Ben biraz eski tip basketbolu sevdiğim için, mesela şu anda Indiana'nın oynadığı basketbolu çok seviyorum, çok keyif veriyor bana. Sonuç çok önemli değil, benim için önemli olan orada o oyunu seyretmek, takip etmek. San Antonio'nun oyununu seyrettiğim zaman Gregg Popovich'in yarattığı o düzeni görmek bana keyif veriyor çünkü ben bu filmi defalarca görüyorum ve hâla da görebiliyorum. Karşı takım da biliyor ama onlara da seyrettiriyorlar, çok özel bir şey. Onun dışında tabi ki farklı koçların maçlarını seyretmek keyif veriyor. Ben tabi bütüne bakmaya çalışıyorum oyuncu bazından çok ama Sergio Rodriguez seyretmesi keyif veren oyunculardan bir tanesi. Bu kadar.

39) Son 13 yıla baktığımızda 21. yüzyıla en büyük damgayı vuran koç hangisi sizce?

İhsan Bayülken: Tabi burada NBA ve Avrupa'yı ayırmak gerekiyor. NBA'de tabi ki Phil Jackson'ın yeri ayrı, onu 2 basamak yukarı koymak gerekiyor. Ben Gregg Popovich'i çok takdir ederim, onu da beğeniyorum. Şu anda bence hikayelerden bir tanesi Butler'ın koçunun Boston'a antrenör olması. O da çok güzel bir hikaye. O kadar genç bir koçun orada bu başarı çizgisini NBA'ye taşıması. Avrupa'da sevdiğim koçlar kim diye baktığım zaman tabi ki Obradovic'in yeri ayrı. Zaman zaman Messina'nın formda olduğu bazı özel maçlar var, onları da seyretmek keyif veriyor. David Blatt'in farklı oynattığı basketbol tarzı. Sürekli zeka sınırlarını zorlayan, sürekli savunma değişiklikleri, onlar, bunlar...Oyuncularını buna adapte ettirmesi bence güzel. Paşutin şu anda sanki bir yükselen değer gibi gözüküyor, onu da atlamamak lazım. Ama Türk antrenörlerden şu anda belli bir çizgide olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bunların başında tabi ki Ergin Ataman, Ufuk Sarıca şu anda iyi bir çizgide, Orhun Ene'yi ben o ikiliye dahil ediyorum. Oktay zaten kendini ispat etmiş antrenörlerimizden bir tanesi. Ben Türk antrenörlerinin de gerekli yerde gerekli desteği bulduğu takdirde istediği noktada olduğunu düşünüyorum ama maalesef ülkemizde bir yabancı hayranlığı olmuyor değil. Türk antrenörleri o krediyi yabancı antrenörler kadar bulamıyorlar. Böyle de bir sıkıntı var.

40) Ufuk Sarıca'nın Anadolu Efes'te aradığı desteği bulamadığını düşünüyor musunuz?

İhsan Bayülken: Ben onu düşünmüyorum. Ufuk için o biraz erkendi. Çünkü Ufuk çok büyük oyuncuydu.

41) Hatta 1 yıl koçluğunu yaptınız. 1 maç oynadı.

İhsan Bayülken: Evet, aşilinde bir problem oldu. Aşilinde bir sakatlık olunca basketbolu da bırakmak zorunda kaldı. Ufuk çok büyük oyuncuydu, antrenörlüğü de çok iyi yapıyor. Şu anda geldiği nokta bence ülke basketbolu için çok önemli bir değer kazandığımız anlamına geliyor. Ufuk'un burada basamakları çıkarken bazen hazır olmadığın bir ortamda olduğunda verimini etkileyebileceğini düşünüyorum. Ama şimdi Karşıyaka'da bence o basamakları daha dengeli ve istikrarlı şekilde çıkıyor. Buradan gelmek istediğim nokta, olur da Ufuk, Euroleague seviyesinde bir takımın başına geçtiği zaman ben orada geldiği noktanın bundan önceki Efes döneminden daha parlak ve kalıcı olduğunu düşünüyorum.

42) NBA ve Avrupa olarak ayırabiliriz yine. Geleceğin en parlak yıldızının kim olacağını düşünüyorsunuz?

İhsan Bayülken: Şu anda altyapılarda çok büyük iş çıkaran bir Saric vardı. Hırvat milli takımında oynayan. Avrupa Şampiyonası'nda çok beklenildiği gibi oynamadı ama ben zaman içinde onun değerini bulacağını düşünüyorum. Onun yanında Kenan Sipahi'nin mutlaka bir hamle yapacağını ama sınırının ne olacağını ben de merak ediyorum. Okben olsun Cedi olsun... Ben Emircan Koşut'un mutlaka bir yerlere geleceğini düşünüyorum, NBA potansiyeli olan bir oyuncu. Onun dışında, Enes'in ne yapacağını da çok merak ediyorum. Yani Enes nedir, sonuçta draftta Türkiye'den en yukarıda seçilen oyuncu oldu, onun sınırları nedir merak ediyorum. Ama şu anda Türk oyuncularının iyi bir jenerasyon ,95-96 iyi bir jenerasyon, 86-87'den sonra oraya geldik. Ben asıl yıldızların bizden çıkacağına inanıyorum.

43) Son soru. Basketbolu çok uzun yıllardır takip ediyorsunuz. Bü süre içinde sizi en büyük hayal kırıklığına uğratan oyuncu kim oldu?

İhsan Bayülken: Genelde son sorular olumlu bir mesajla biter, sen bana olumsuz bir mesajla bitir diyorsun. Benim biraz önce röportajda söylediğim gibi iyi veya kötü bir oyuncu yoktur, verim veren ya da verim veremeyen oyuncu vardır bu da ortamına bağlıdır. O yüzden benim bir oyuncunun iyi ya da kötü olduğunu söylemem çok mantıklı olmaz ; ama burada dediğim gibi hangi oyuncu nerede verim veriyor dersen benim için asıl değerli olan odur. İşte Bo McCalebb geçen sene nasıl oynuyordu bu sene nasıl oynuyor hangisi gerçek. O yüzden bir oyuncuyu değerlendirebilmek için o oyuncunun neleri iyi yapıp neleri kötü yaptığını ve kapasitesinin ne olduğuna bakmak lazım. Öbür türlü sen bir oyuncudan beklentilerin dışında bir şey düşünürsen hayal kırıklığı da fazla olur. Zaten hayat felsefesi olarak da beklentileri çok fazla yukarı çekmemek gerekiyor. Çektiğin takdirde, o zaman üzüntüler de fazla olabiliyor o yüzden biz hayal kırıklığından çok hedefleri olan oyuncuların kimler olabileceğini konuştuk biraz önce, ona sadık kalalım.

44) Teşekkürler koç.

İhsan Bayülken: Ben teşekkür ederim.

Röportaj - Bekir Yusuf Alpay

Yorumlar (5)Add Comment
...
Yorumu Yazan Alparslan Kaloğlu, 08 Mart 2015, 23:45:19
Çok güzel röportaj olmuş. Ben İhsan Bayülken'in Beşiktaş'tan gönderildiğini bilmiyordum, öyle bir insana bunu yapmak hiç hoş olmamış. İhsan Bayülken çok kibar davranmış bence. İşler iyi giderken yakışmamış. Şimdi de çok iyi değiller zaten. Galatasaray da öyle. Umarım devamı gelir bu röportajın.
...
Yorumu Yazan kaan güney, 08 Aralık 2014, 01:43:31
Semih Erden basketbola verdi kendini. nba günlerine geri dönebilir.
...
Yorumu Yazan abdullah ercan, 20 Ocak 2014, 15:36:25
Güzel bir röportaj olmuş uzun da biraz ama hoşuma gitti. umarım obradovic'in gelişi dediği gibi önemli değişiklik getirir türkiye ye.teşekkürler
...
Yorumu Yazan Akif Kuloğlu, 03 Ocak 2014, 22:28:12
Semih konusunda duygularıma tercüman olmuş resmen. ama nba'ye gitse daha başarılı olur bence
...
Yorumu Yazan Kenan Çam, 02 Ocak 2014, 22:20:09
çok iyi bi röportaj olmuş. ellerinize sağlık keyifle okudum.

Yorum yazın
Yazı Alanını Küçült | Yazı Alanını Büyüt

busy
 


Sosyal Medya ile Takip Edin!

Twitter Facebook Friendfeed RSS

Son Yorumlar

İddaa Basketbol Nası...
Nasıl bir farkı olacak ki bayan basketbolunun?
NBATR - İhsan Bayülk...
Çok güzel röportaj olmuş. Ben İhsan Bayülken...
7 Yıl Aradan Sonra P...
İnşallah bu sene de playoff yapaca Efes.
Howard'ın Dönüş Tari...
Howard gerçekten başa bela bir oyuncu, sürekli ...
Kevin Martin de Saka...
sitenizde iletisim adresi göremedik. Reklam verme...
NBATR - İhsan Bayülk...
Semih Erden basketbola verdi kendini. nba günleri...
İddaa Basketbol Nası...
tr bayan basketbol nasıl oynanır kuralı warmı ...
İddaa Basketbol Nası...
arkadaslar tr bayan basketbol nasıl oynanıyo bı...
Michael Jordan EFSAN...
Meryem mesajını çok geç gördüm kusuruna bak...
NBA'in En İyi Oyuncu...
bune ya michael jordan

© 2004 - 2013 | Türkiye'nin NBA ve Basketbol Portalı | nbatr.com


Sitede yer alan haber ve yazılar Kaynak gösterilmeden herhangi bir medya ortamında yayınlanamaz.!

NBA

NBA Basketbol
NBA TV NBA TV izle