Gönderen Konu: Livingston Artık Oynamak İstiyorum  (Okunma sayısı 12411 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Conrad IV

  • Shamrock
  • Starter
  • ***
  • İleti: 453
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #25 : 23 Eylül 2008, 22:43:00 »
Ha bir de benim için "injury-prone" tanımı, kariyerinin belli dönemlerinde kronik sakatlığı (ya da sakatlıklarıyla) ile yüzleşen oyuncuların dahilinde bulunduğu tanım grubudur. Örneğin Kenyon diz sakatlığı sebebiyle her sene ligin belli dönemlerinde oynamaktan mahrum kaldığı için kendisi bir "injury-prone"dur, bu örnek yerine Abdur-Rahim, Raef LaFrentz gibi isimler de verilebilir.

http://hoopshype.com/players/tracy_mcgrady.htm
-Şimdi bu linki veriyorum çünkü profilinde "injrury prone" ifadesi geçiyor, niye çünkü her an nüksetmeye hazır kronik bir sakatlığı (sore back) mevcut, bu da benim tanımıma uyuyor. Sana göre injury prone altta alıntısını yaptığım içerisinde ifade ettiğin şekilde olabilir ama bana göre doğrusu bu.

Hala "zayıf işte, kalıptan kaybediyor dersen" bir de internet üzerinde sürüsüne bereket Yao'nun injury prone olduğuna dair iddialar içeren yazılara bakma imkanına sahipsin, ona da "skinny" etiketi yapıştıramazsın sanırım zira adam 140 kilo.

Injury Prone benim icin farklidir; kroniklikten ote, sakatliga meyilli olan insandir, ki sozluk anlami da budur. Mesela Odom injury prone'dur. Ama Bynum degildir... Lakin Bynum'un gecirdigi sakatligi Odom gecirmemistir kariyerinin hicbir doneminde. Yine de Bynum daha saglam, guvenilir adamdir. Livingston'a hic guvenim yoktu, bu sakatlik basina gelmeden evvel. Bir de bu sakatligi gecirdi, 'bitti' dedim. Ayni kanaatteyim. Zaten ucan kacan, her zipladiginda yurekleri agza getiren bir adamdi, simdi iyice cokecek. Tabii bunun bir de psikolojik yani var ki hic sormayin. Cidden fena etkilendi sakatliktan, isteyen YouTube'daki 'recovery' videolarina bakabilir. Bir daha asla o cesaretle pozisyonlara dalmayacaktir, salak sacma smaclar basamayacaktir. Beklemeyin bunlari, pisman olursunuz.

Ha bir de "Livingston injury prone değildir" demişim, burda yanlış bi ifade kullanmışım, ifadenin aslı "Livingston son sakatlığını geçirene dek injury prone değildi" olmalıydı. Hatam için kusura bakmayın.

Hail to the forthcoming dynasty...

Çevrimdışı Ty

  • Rookie
  • **
  • İleti: 226
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #26 : 23 Eylül 2008, 23:48:03 »
Kendime gore injury prone teriminin ne anlama geldıgını basta acıklamıstım. Sen de sana gore ne oldugunu acıklamıstın... Bır problem oldugunu dusunmuyorum bu konuda.

Injury Proneness terimi meyilliliktir. Elbette McGrady sakatlanmaya meyillidir, bunun nedeni de ciddi bir sekilde sakatlandigi omzudur. Yani sakatlıgı gecırmeseydı, Injury Prone olmazdı. Bir nevi senin Livingston icin dusuncen bu, ben de TMac icin dusunuyorum bunları. Ama Livingston lige geldiginden beri vucudu yuzunden elestirildi. Sakatlıgını anlatan haberlere bak, hepsinde vucut-boy orantisinin sacmalıgından oturu bu kadar kalıpsız ve sakatlanmaya meyilli oyuncu oldugu filan soyleniyor. YouTube'u ac ve Livingston'ın bırkac smac videosunu seyret. Emin ol ne demek istedigimi anlarsın, 'burkuldu burkulacak' durumunu sezebiliyor insan.

Yao'nun da durumunun T-Mac'ten bir farkı yok. Skinny filan oldugu yok, aslında normal ebatlarda. Ama onun da kemiklerindeki oranlar hakkında bir iddia cıkmıstı, kanıtlandı mı bılemıyorum ama kanıtlanmadıgı surece ortaya koyamam tabii. Talihsiz sakatlık gecirdigi icin bu isim kaldı onun ustunde. Oyle de, ıstıkrarlı oldugu soylenemez kesınlıkle.

Lıvıngston'ın durumu ayrı bır olay. Bu herıf en cıddı sakatlıgı gecırdı ama daha basketbola donmedi. Yanı kımsenın bu sakatlık yuzunden ona ' Injury Prone ' dedıgı yok, zıra sakatlıktan sonra oynamadı dahi. Neyse, sana gore farklı bır anlam teskıl edıyor olabılır, bırsey dıyemem. Ama su dogrudur, bu sakatlıktan sonra elbette arttı onun da sakatlıga meyilliligi. Bunu dersen anlayısla karsılarım.

Sonunda o sakatlık-cıddıyet durumunu da anlamana veya anlatabılmeme de sevındım.

Çevrimdışı Conrad IV

  • Shamrock
  • Starter
  • ***
  • İleti: 453
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #27 : 24 Eylül 2008, 00:42:39 »
Anlamaktan ziyade tanımlarımda eksiklikler mevcut, yoksa tam anlamıyla demek istediğimi ilk mesajdan belirtirdim. Mesela "injury prone" la da kastettiğim şey (daha doğru bi ifadeyle "injury prone" teriminin benim için tanımı), birinin geçirdiği ciddi bir sakatlığın oyuncuda sıklıkla nüksetmesi ve sağlıklı olduğu durumlarda yeniden yakalanma riskinin normalin üzerinde olması durumudur.

Size-weight oranındaki uçurumdan ötürü birilerini "injury prone" diye etiketlendireceksek işin içine Brandan Wright gibilerinin de girmesi gerekir zira Bosh'la aynı boyda olmasına karşın D-Will'den sadece 2 kilo fazlası (95 kilo yani) var. Peki benim için kendisi "injury prone"mudur, değildir. Jonathan Bender da sakatlığa yakalanana dek değildi mesela.

(Yanlış biliyor da olabilirim ancak McGrady'nin kronik sakatlığı sırt ağrısı diye biliyorum. Diğer yandan Livingston'la alakalı pek çok video seyrettim ama bi tanesinde smaç sonrası yamuk bi iniş yaptığını gördüm o da diğer elemanın iktirmesi yüzünden kaynaklanan bi durum. Zaten 2004 McDonald's All-American'daki maçı haricinde -o maçta da rezil oynamış- 5 dk.'ın üstünde videoya da rastlamadım hiç.)

Hail to the forthcoming dynasty...

Çevrimdışı Ty

  • Rookie
  • **
  • İleti: 226
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #28 : 24 Eylül 2008, 02:56:24 »
Önceki mesajımda yazdım, tekrar yazmayacağım. Ama senin dediğin de doğru, o tanım da geçerlidir kesinlikle.

Size-weight oranı değil işte, bazı mesajları gereğinden hızlı yazında gözden kaçabiliyor, okuyunca da aynı şey olabiliyor tabii. Vücut-Boy oranı diyorsam; boyuyla kilosunu karşılaştırmıyorum, kas olsun kemiğinin bilmemnesi olsun onları boyuyla karşılaştırıyorum. Kilo olayını da ortaya ben atmadım, vence attı.

Lebron ile Livingston arasındakı farkı kimse sorsan gösterebilir, söyleyebilir... Bir adamın çevik olup olmadığını 1-2 hücum veya savunma oyununda söyleyebilirim, belki de YouTube videolarından anlaşılabilecek nadir özelliklerdendir.

D-Will pozisyonuna göre çeviktir, kilolu değildir. Kilosunun yüksek olması, onun hantal veyahut çevik olmadığını göstermez, yağ-kas oranları da önemlidir. Dediğim gibi birçok kıstas var ama bir bakışla anlaşılan ve tartışılması cidden çok saçma şeyler bunlar, apaçık ortada aslında kimin ne olduğu.

Bosh da sakatlanmaya meyilli adam değil. Sakatlanmaz da öyle çok. Kronikleşen sakatlık bölgesi de yok. Bana kalırsa gayet de çevik, bir eksikliği yok bu konuda.

T-Mac'in kronik bölgesi sırt ağrısıdır, haklısın, kusura bakılmasın saçmalamışım hafiften Türkçe-İngilizce çevirisi yaparken. Yamuk iniş diyerek dengesiz iniş yapmasını, yürekleri ağza getirmesini kastediyorum. Yoksa öyle her smaçta düştüğü, sakatlandığı yok . . .

Çevrimdışı vence

  • Persona non grata
  • Starter
  • ***
  • İleti: 261
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #29 : 25 Eylül 2008, 23:48:30 »
@Ty

Şimdi bir point guard için önemli özellikleri sıralayabilir misin bana? PG, oyun kurucu değil midir? Peki bir oyuncunun oyun kurması için büyük fiziksel özelliklere mi sahip olması lazım? Bu adamın topu taşıyıp pası atması gerekmiyor mu başka bir deyişle? Pas atabilmek için nasıl bir çeviklik lazım? Walton da iyi pasördür, Walton çevik mi? Bir çeviklik saçmalığı tutturmuşsun gidiyorsun, bu adam 2 numara olsa anlarım; potaya gidecek, turnike bırakacak, rakibini ekarte edecek vesaire dersin, bu adam oyun kuracak, ne çevikliğinden bahsediyorsun? Eski atletizmini konuşturacağını düşünmüyorum tabi, yapması gereken topu rakip sahaya getirip arkadaşlarına pas vermek. Yürüyebildiği sürece topu getirebileceği, sakatlık bileğinde olmadığına göre de pası gönderebileceğini düşünürsek sorun ne? Atletik olsa ne olmasa ne? Fisher’dan çok daha atletik olacaktır nitekim. Ama Fisher çevik değil mi, ışık hızıyla gönderiyor pasını. Saçmalığa bak.

Wade’in omuz sakatlığı demişsin, adamın işi şut atmak. Fiziksel oynayan bir oyuncu, çok darbe alıyor Wade. Şut atarken omuz, kol, bacak her tarafı önemli adamın. Tabi omzundan sakatlık geçirirse eski performansını sergilemekte zorlanır. Monta’nın bilek sakatlığı demişsin, benzer şekilde. Basketbol elle oynanıyorsa basketbol oyuncusunun en önemli uzvu elidir, bileğidir, koludur. Başta da anlattım, Livingston’ın pozisyonu zaten çok fiziksel oynanan bir pozisyon değil. Rakiple çok kontağı olmayacak. Evet, sakatlık içeri drivelarını, dolayısıyla da  sayı ortalamasını etkileyecektir de oyun kurmasını pasını nasıl etkileyecek? Sanki parende atıp öyle veriyor pasları. Sakatlığın ciddiyetini biliyoruz demişsin, şöyle anlatayım; bacağını keseceklerdi adamın. Adam o halden ayağa kalktı, yeniden basketbol oynamak için doktorlardan izin almayı başardı. “Acaba basketbola yeniden dönecek mi” sorusu bundan birkaç ay önce sorulan soruydu, bugün adamın hangi takımla anlaşacağı konuşuluyor. Adamın işini ısrarla uçup kaçmak olarak niteliyorsan ben sana bir şey demiyorum.

Üçgeni öğrenirse faydalı olur demişsin. Oyununda eski haline döndüremeyeceği şeyi atletizmi. Onun dışında pası da şutu da eski haline yakınlaşabilir. Saha görüşünün Fisher’dan da Farmar’dan da iyi olduğunu biliyoruz. O zaman getir Lakers’ın üçgenini gözünün önüne. Fisher’ın yerine Livingston’ı koy(ilk 5’e onu hazırlıyoruz demiyorum bak, ikisi de yavaş olduğu için Fisher’ı örnek gösteriyorum Farmar yerine). Fisher kadar hızlı taşır mı topu? Taşır. Fisher kadar ve hatta çok daha iyi pas atar mı? Atar. Fisher kadar iyi üçlük atamaz ama orta mesafeyi ve turnikeyi onun kadar atar. O zaman sorun nerede?

Şimdi Livingston’ın Clippers gibi iddiasız takımda oynadığını söyleyen sen, Farmar’ın iddialı Lakers’ta ne kadar oynadığını söyleyeceksin? Clippers’ın en iyi sezonlarında guardıydı o takımın, başarının temel taşlarından biriydi Livingston. Senin Farmar’ın gibi de playofflarda batırmadı. Sakatlanmasaydı o sezon büyük ihtimalle çok daha fazlasını yapacaktı. İddiasız dediğin Clippers’ın elimize verdiği yıllardı, bundan sadece 2-3 sene öncesi. Birlikte oynamadığı oyuncuların hareketlerini kavraması zaman alacaktırdemişsin. Farmar yıllardır birlikte mi oynuyor oyuncularla?

Clippers’ta mı asist yapmak kolay Lakers’ta mı diye sormuşsun. Bir koy bakalım kadroları yan yana, hangi takım daha iyi şutör. Bir bak bakalım hangisi daha hızlı oynuyor, daha çok hücum ediyor, daha fazla sayı buluyor. Farmar’ın Bynum’a alley-oop paslarını ne çabuk unuttun? Leblebi gibi asist yaparsın pota altında Bynum varsa, aldığını vuruyor herif. Kobe, Vujacic gibi şutörler varsa takımında kolay asist yaparsın. Boşta buldun mu adamı affetmez şutörler. Radman’ı listeye dahil etmedim bak, Gasol’a içeride verilen pasların basketle sonuçlandığından söz etmiyorum. İkili oyunların filan çok ötesinde bunlara dikkat etmek gerek. Bir de üçgenin guardlarından söz etmişsin; madem Phil’in ihtiyacı yok sisteminde çok üstün bir guarda, neden Kidd peşinden koştuk o kadar? Phil’in imkanı vardı da guard istemem mi dedi? Komik olmayın ya, takımda 26,5 milyon alan Shaq 13,5 milyon alan Kobe varken hangi kalburüstü point guarda para yetiştireceksin? Madem para para diyorsun baştan beri, bunları da hesaplasana. İmkanımız vardı da almadık o dönemde iyi bir guard, Fisher’ı oynattık. Evet, üçgende guardlar arka plana itilir ve üçgenin işlemesi için en önemli oyuncu içerideki uzundur ve de ilk tercihtir de bu guardların asist yapamayacağı anlamına gelmez. İkisinin asistini toplamak dünyanın en büyük saçmalığı mı? Yavaş gel, saçın başın dağılmasın.

Fisher yeterli ama yaşlı. Yaşında dolayı tempoyu kaldıramayabilir. Tempoyu kaldıramadığı, yüksek süreler alamadığı ya da sakatlandığı zamanlarda Farmar’a güvenemeyiz. Ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Bir gün çıkar 20 sayı atar, öbür gün çıkar saçmalar. Farmar’ın yanında bir de Livingston olursa saçmaladığı günlerde Livingston oynar. Livingston Farmar’dan iyiyse zaten hep Livingston oynar. Gelecekle ilgili bir plan değil benim yazdığım, günümüzü konuşuyorum. Gelecekte eski oyununa yaklaşabilirse Livingston devralır koltuğu, ayrı mesele. Gelecek planları yapsam tutmazsa, oynayamazsa sene sonunda gönderirsin demem zaten.

“Simdi boyle 2 tane saglam adami tutuyoruz bir elimizde ve ikisinin sakatlanmasi takdirde inanilmaz saglam, kurtarici Livingston'in bize care olacagindan dem vuruyoruz”

Suç ve Ceza’dan tut da Goriot Baba’ya, Anna Karenina’ya kadar neredeyse bütün klasikleri okudum. Hepsinin dilleri de son derece ağırdı, hiçbir anlama problemi çekmedim. Bugüne kadar da hiçbir yerde yanlış algılama problemiyle karşılaşmadım. Yazdıklarını doğru yaz ki biz de doğru algılayalım. Şu cümleyi 1000 kişiye okutsan 1000’i de ikisinin birden sakatlandığını söylediğini söyler. Türkçeyi iyi bilirim, iyi kullanırım. Hata varsa burada, senin hatan. Okuma dersleri vereceğine bana biraz yazmaya çalış.Üçlü ilişkiler derken? Ortada tartışma varsa herkes tartışır. Bizim tartışmamıza başka biri, örnek olarak “lordapo” müdahale etse ve “ama şurası şöyle olmalı” dese, sen karışma mı diyeceğiz? Aramızdaki tartışma mı var? Buradaki tartışma hepimizin arasında, isteyen dahil olur. Başka kişilerin müdahale etmesini istemeseydik tartışmalarımızı özelden yapardık herhalde.

Şu konuştuklarımız arasındaki detay farkı ne biliyor musun? Senin olaya at gözlüğüyle bakman. Ben asla eski performansını yakalayamama ihtimali olduğunu kabul etmekle birlikte eski performansına yaklaşabilirse takıma çok faydalı olacağını söylüyorum. Eski performansına yaklaşamazsa da zaten yolların ayrılacağını da belirtiyorum. Sense adamın eskisi gibi olamayacağını kesin bir dille belirtip adamın basketbol hayatının bittiğini dolaylı yoldan söylüyorsun. Hiç şans vermiyorsun Livingston’a, bir geri dönüş ihtimali olduğunu göz ardı ediyorsun. Oysa hayat böyle değil. Kimse sakatlıktan geri dönemedi diye Livingston da dönemeyecek değil. Lance Armstrong 96’da testis kanseri teşhisiyle bisikleti bıraktığında değil geri dönme, yaşama şansı %40 olarak belirtiliyordu. Adam o noktadan geri dönüp efsane oldu. Kimsenin başaramayacağı şeyler başardı, üst üste 7 kere şampiyon oldu. Şayet sizin gibi düşünenlere kulak verseydi bugün büyük ihtimalle evinde yatıyor olurdu. Gördüğün üzere Livingston’ın da büyük bir dönüş yapması ihtimali küçük olmakla birlikte mümkün ve biz iyi biliyoruz ki hayat varsa umut vardır. Sakat Livingston da ayrıca Sun’dan iyi iş çıkartır. Eski haline dönerse diyerek olur bu işler. Karşılığında verdiğin Farmar filan değil, 3 milyon para. Büyük ihtimal takım sahibinin kötü giden bir kumar gecesi masada bıraktığı kadar. Eski haline nasıl döneceğini de 50 kere anlattık, hala mı anlamıyorsun? Evet, eskisi kadar atletik olmayacak fakat onun dışındaki özelliklerini koruyabilecek. Sun’da olmayan saha görüşü, pas yeteneği var onda, bu bile yeter 1 numaraların geri planda tutulduğu sistemde oynayabilmeye. Yetmez mi? Olmuyor mu? Koyarsın kapıya sene sonunda ve hatta sene sonunu bile beklemeden. Ortada kaybın yok, giden getirebilecekleri düşünüldüğünde önemsenmeyecek miktarda para. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez, kaz gelmezse de yanmazsın tavuk gitti diye. Çiftliğin var senin, birkaç tavuk ne ki?

“Gidip de Fisher ve Farmar gibi iki tane ucgene ve 3 tane yildiza sahip bir takim icin gayet yeterli olan bir guard ikilin varken 'ya o sakatlanirsa yada ya digeri sakatlanirsa' demek asil sacmaliktir”

Zekandan şüphe etmeye başlayacağım. Bana o zaman şunu açıkla; 3 milyona kıyamadın, vermedin Livingston’a. Fisher’ın bacağı kırıldı, ne yapacaksın o zaman? Kırılmayacağının garantisi mi var? Kızının durumu kötüye gitti diyelim, morali alt üst oldu, takımla birlikte olamadı. Bir Golden State dönüşü yapamadı Utah’ta yaptığı gibi. Kimi oynatacaksın o zaman? Pozisyonu belli olmayan Sun mu? Ya o sakatlanırsa ya bu sakatlanırsa demek saçmalık mı? Bunu söylemeyeceğiz de neyi söyleyeceğiz? O zaman adamlar sakatlanınca oturup düşünürüz kimi oynatsak diye. Gayet yeterli dediğin 2 oyuncudan birinin istikrarı yok, diğeri yaşlı. Ayrıca kızı gözünden rahatsız, geçen sene sorun yaşamamış olması bu sene de yaşamayacağı anlamına gelmez. Fisher’ın gelişine tepkimizin en büyük nedeni kızının sağlığının oyununu etkileyebileceği değil miydi? Balık hafızalıyız maşallah. Garnett gibi sallama örnekler vermeyeceksin kardeşim, sallamayacaksın başka bir deyişle. Belirttiğin gibi bir anlam çıkartmadım, saçmaladığını dile getirdim.

Francis’in re-born’uyla Livingston’ın karşılaştırdığımız durumu ne alaka? Bu tutunamadı, takım değiştirdi, orada da olmadı diğerine gitti değil ki. Yine kendi açından yanlış örnek vermişsin, Francis’in re-born’uyla Livingston’ın geri dönmesi ne alaka? Biri sakat diğerinin başka problemleri var. Karşılaştıracaksan Hill ile karşılaştır, Webber ile karşılaştır. Böyle saçmalık olmaz arkadaş. Takımda tutunamayan, eskisi gibi olamayan adamla sakat adamın geri dönüşü bir tutulur mu? Kaldı ki Francis’in sakatlığı değil tutunamamasının sebebi. Daha tartışılan şeyi algılamaktan acizsin, kalkmış beylik laflarla ders veriyorsun kendi hesabında. 50 kere anlatacağız illa kafana sokmak için. Doğru düzgün oku bu sefer; Francis New York’ta kendisini tükettikten sonra Houston’a ya tutarsa diye alındı. Tutarsa faydalı olacaktı tutmazsa oynamayacaktı. Tutmadı, oynamadı, oynamadığı için de kimse başını taşlara vurmadı, büyük hayal kırıklıklarına uğramadı. Bu açıdan Livingston’ın Lakers’a transferi de benzerlik gösterecektir. Büyük umutlarla almayacağız, ya tutarsa diye alacağız. Tutarsa iş yapacak, tutmazsa Francis gibi köşede oturacak. Hiçbirimiz de başımızı vurmayacağız taşlara tutmadı diye. Fırtınalar kopmayacak yani. Bir de kötü olursa şans verilmez. Burası Türkcell Süper Lig mi adamı ismi için ilk 11’de tutacaksın? Kötü olan süre de almaz, kimsenin önünü de tıkamaz. İyiyse zaten süre alsın ve faydalı olsun. Bunu bile algılayamıyor musun, anlamıyor musun? Livingston gelip rotasyona yerleşecek, iyi de olsa kötü de olsa zorla oynayacak sanki. Lakers Fenerbahçe mi, Livingston Kezman mı?(Olayı takım tartışmasına çevirmeyelim, sadece örnek).

"bütün bu olanlardan sonra, lakers'ın gasol bu seneyi de avrupa'da geçireceğine göre mihm ile yeniden anlaşması lazım. büyük ihtimalle bynum, jermaine takasıyla gidecek, mihm ofansif becerileriyle iyi bir yedek olacaktır. orta mesafe şutu fena değil, hücumda kwame'nin aksine kolay sayı bulabilir. pası da düzgün, üçgene kwame'den çok daha uygun bir oyuncu. sakatlıktan kurtuldu ve söylenilenlere göre iyiymiş. eski kontratındaki 4 miyon civarındaki paradan çok daha ucuza anlaşabileceğimiz için de capi de zorlamayacaktır."
Bunu demişim ve sonuna kadar arkasındayım. Düzgün okumadığını da 50. kez belgeleyen mesajdır bu yazdığın. Bak ne yazıyor, “büyük ihtimal Bynum, Jermaine takasıyla gidecek”. Bynum’ın takımda olmadığını hesap ediyorum bunları yazarken. Ek olarak Mihm rezalet filan da değil. Bak bu playofflarda Utah maçlarından birinde ne yazmışım;
“Ne savunma yapabilen ne ribaunt alabilen ne hücumda eline top değen Turiaf yerine bir Mbenga'nın bir aylardır benchte oturmaktan pas tutmuş Mihm'in oynayacağı günleri hasretle ve umutla bekliyorum.”
Mihm, evet seneye kötü başladı ama Sasha da çok kötü başlamadı mı? Sene başında Orkun Abi’nin yazdığı “devre arasında şut yarışması yapsınlar, tost makinesi verilsin” tarzı yazısını hatırlamıyor musun Sasha için? Hepsini geçtim, Mihm berbat değildi ki. 12 dakikada 3,3 ribaunt ile oynuyordu, 3,6 sayı atıyordu. Yetmedi mi, 0,6 da asist yapıyordu, tek eksiği yüzdeli atmamasıydı. Bazı maçlar çekilmez olabilse de yedekte görmek isteyeceğim adamlardan biridir Mihm. Hala kalmalıdır, hala süre alabilirse faydalı olabilir görüşündeyim. Adamın garbage time’da bile oyuna girememesi ise Phil Jackson’ın yanlışından başka şey değildir. Sene başında ilk 5 başlat, sene sonunda oyuna bile alma. Saçmalığın daniskasıdır bu.

Kemp’e gelince, şayet sorunlu bir adam olmasa o da gelebilirdi. Uzun rotasyonunda veteranlarla anlaşabiliriz. Mesela Garbajosa haberleri çıktığında da sevinmiştim, çok iyi takviye olurdu. Sakatlık geçiren her adam bitmez, eskisi gibi olamasa da oynayabilir Livingston. Potansiyelini 39 yaşındaki Kemp ile bir tutuyorsan sana zaten söyleyebileceğim bir şey yok.

Sakatlığın ciddiyetini görmezden gelmiyorum. Sakatlığı çok ciddiydi ve tekrar ediyorum eski günlerine yaklaşması bile çok zor. Sorun nerede biliyor musun? Sen adamın toparlanma ihtimalini görmezden geliyorsun. Dizindeki sakatlık büyük bir sorun ve büyük ihtimalle hayatının geri kalanında, aynı Webber’da gözlemlediğimiz gibi koşusunda bile bir şeylerin değişik olduğunu gözlemleyeceğiz. Yine de bu, adamın gecede çıkıp 3-4 pas atmasına, top sürmesine, şut atmasına engel olmayacak. Eskisi kadar yapamasa da yine koşabilecek, eskisine yakın pas atabilecek, eskisi kadar iyi analiz edecek oyunu. Fiziksel eksiği olacak, rakiple fazla teması olmadığı için bu da büyük bir eksik olmayacak.

Benzer bir sakatlığı Dwight Howard geçirmiş olsa basketbol hayatı biterdi. Nedeni adamın her akşam fiziksel temasa girmesi, her akşam adeta potanın altında dayak yemesi. O adam fiziksel oynadığı için böyle bir sakatlığın altından kalkamaz, uzunların hiçbiri kalkamaz. Livingston’ın pozisyonunu bu noktada göz ardı edemeyiz. Diz sakatlığı geçiren guardların arasında Baron var mesela. Çok fiziksel oynamasına rağmen sakatlığı kendisini fazla etkilemiyor. Livingston’ın sakatlığıyla asla bir tutulamayacak sakatlık Baron’un kolejde geçirdiği fakat Baron’un fiziksel oyunu da Livingston ile bir tutulamaz. Eğer böyle bir sakatlıktan geri dönen oyuncu arıyorsan da sana Kevin Faulk örneğini verebilirim. Kendisinin Amerikan futbolu oynadığını da ayrıca belirtmek isterim. Hayat varsa umut vardır.
Bir de şuraya göz atmakta fayda var;
http://thelakersnation.com/blog/2008/08/28/roster-numbers-growshaun-livingston/
birkaç yorum;
-This is a no brainer. Whats the risk in bringing in one of the most talented young Points in the league. He has a lot of upside. I agree with lakers in 09, Crawford and Karl are D-league material, Yue and Livingston (if healthy) are ready to go NOW. Do it Mitch!!!
-I think we should. The worst case scenario - he’s not the same and we don’t lose much.
-low-risk, high-reward . . . quality character guy . . . worst case scenario is that he turns into a ron harper like player with some savviness . . . the kid’s definitely got skills

Alemin tek akıllısı sen değilsin Ty. İstemezük diyip kestirip atmak saçmalıkla eşdeğerdir. Birçok kişinin belirttiği üzere, risksiz bir iş yapacağız. Tutarsa büyük kar, tutmazsa yol ver gitsin. Akılcı olan budur, akıl baliğ her adamın söyleyeceği de budur. 
Cobarde Gallina Gasol ( Cesur Yürek Gasol )


Çevrimdışı Ty

  • Rookie
  • **
  • İleti: 226
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #30 : 26 Eylül 2008, 03:39:08 »
Şimdi diyorsun ki;
Livingston'ın sakatlığının farkındayım, zaten sadece oyun kuruculuk-pas zart zurt-şut yapar diyorsun.

Bu adam zaten iyi bir şutör değildi, hele hele Farmar ve Fisher'ın yanında hiç iyi bir şutör değil, nasıl bir şekilde işimize yarayacak bu konuda? Ayrıca demin 'takım şutörle dolu zaten' diyen insan, şimdi Livingston'ın kalan 3 silahından birini şutörlükle dolduruyor. Yanlış anlama, bana kalırsa herkesde olmalı şut da, sen değilmiydin demin 'bir kişi de şutör olmayı versin' diyen. Balık hafızadan dem vurup Smush'ı unutanları görmeye başladım.

Bana hala pastan falan bahsetme bir kere. Livingston'ın iyi bir oyun kurucu olduğunu söylüyorum zaten, boşuna 3 paragraf yazıyorsun yine. Oyun kuruculuk tecrübeyle doğru orantılıdır ya, neyse, geri döndüğü anda eski haline döneceğini düşünelim oyun kurma yetilerinin, ne işimize yarayacak bu adam? İlk 5 için savunma bilmeyen, şutu istikrarlı olmayan, diğer 2 eleştirilen adamdan çok çok çok daha fazla bir I. Prone olan bir adamı düşünmeyiz herhalde, geçtik bunu. Peki ya yedekte? Kadroda bolluk yok mu bizim? Walton ve Radman asla oturtulmaz o kontratlarla, bunu ikimiz de biliyoruz. Ee Odom da büyük ihtimalle bench'e çekilecek. Olmadı Ariza çekilecek. Vujacic de orada. Farmar da orada. Fark ettiyseniz yüksek kalite bench oyuncuları bunların çoğu, lüks. Bunun yanı sıra daha hiç pota altı oyuncusu saymadık farkederseniz, Mihm'ler Mbenga'lar Powell'lar var daha süre kapacak. Nasıl paylaştıracaksın, kimden kısacaksın, nasıl kıyacaksın süresini kıstığına verdiğin paraya. Düne kadar Buss'ın cimri olduğunu, lüks vergisini ödemek istemeyeceğini, Odom'un veya yüksek kontratlı birinin gönderileceğini söylüyorduk. Şimdi gelmiş bu yüksek meblağ verilen adamların süresini kısacağımızı ve kıstığımız süreyi sonunun kapalı bir kutu olduğu bir adama vereceğimizi söylüyoruz. Ondan da öte 'ya tutarsa' diyerekten 3 milyon veriyoruz o kapalı kutucuğa. Var bir tutarsızlık ama nerede.

Bak hala aynı şeyleri zırvalıyorsun. Farmar ve Fisher'la sabaha kadar karşılaştır kardeşim, bana uyar, zamanın bol demek ki. Ama saçma benim geçen mesajlarda dediklerimden sonra. Smush'ı gözünün önüne getir, biz Smush'a kızıyor muyduk 'Ulan bak yine oyun kuramadı' diye? Bize gerekiyor muydu onun kuracağı oyun? Kidd konuları hala gözlerimizin önünde başka forumda, açalım bakalım, bir kişi bile Nets'te gösterdiği etkinin yarısını göstereceğini belirtmiş mi? Kidd'in savunmada vereceği katkıyı ne çabuk gözardı ediyoruz... Bu arada cidden kadere inanan senmişsin, bunu anladım. Tesadüf değil mi Phil Jackson takımlarının bir düzgün guard'a sahip olmaması? Şansa bak, Salary ancak 2'ye 5'e yetmiş... Bir düzine Final'e çıkılmış, ama tesadüf, iyiymiş, selam söyle benden de kendisine. İstenince rahatlıkla transferin yapıldığını göremiyor muyuz? Açarsın Salary'ini, belki 2 yıl sürer, alırsın PG'ni. Shaq'ı gidersin, iyi bir PG'ye karşılık takas etmeye çalışırsın ki Nash-Finley teklifini bile kabul etmiyorlardı başka teklifler olsaydı.

Livingston'ın bize ne artısı var, anlamış değilim. Hani Lakers bunca senedir, üçgen yüzünden, guard'ından sadece savunma-şut istiyor. Haa bir de topu yarı sahaya taşımasını. Bir de son senede Gasol ve Bynum'lu halimizle biraz hıza-şova vurduğumuz için işi, fastbreaklere başladık ve tabii ön alanda baskı savunmasına. Şu saydıklarımızdan kaç tanesini yapabiliyor Livingston peki? Livingston benim gözümde Walton'dır şu görevlere karşı. Pas atar, savunma yapamaz, şut sallayamaz, baskı kuramaz. Ee pasını ne yapacağız biz adamın? Topu yarı sahaya geçirdikten sonra bir bok yapmaya kalkışan PG gördün mü bir Phil Jackson takımında? Top verilir, köşeden de top gelirse üçlük sallanır. Geri dönülür, savunma yapılır. Hee bir devir değişecek, üçgen gidecek diyorsan... Bu arada yine yanlış anlama, bu söylediklerim sırf ilk 5 için değildir, bench için de geçerlidir.

Clippers da mı asist yapmak daha kolay, yoksa Lakers'da mı? Fatih, bebek yok karşında. Şunu başka yerde söyleme. İnsanın adını reddetmesi gibi bir durumdur şu, kanıtlayamam yani ben bunu sana, maçları izlediğini biliyorum, işi gayet iyi bildiğini biliyorum, o zaman görmezden gelme bazı şeyleri, ölüm yok işin ucunda. Üçgende PG'nin değeri yok diyeceksin, sonra da neden daha az asist yapıyor Fisher ve türevleri Livingston'dan diye laf atacaksın. Yok canım. Kobe de zaten çok huzurlu olacaktır senin guard-pota altı ilişkili sisteminde. Kobe'nin Odom'un asist rakamlarının, hatta Gasol'un asist ortalamasının takımın guard'larından daha fazla olmasının tek sebebi vardır, boşuna laga lüga yapmaya gerek yok. Kobe-Gasol(Bynum)-Odom... Nerede var şu üçlü? Rondo çok asist yapıyor da haberimiz mi yok? Kaldı ki üçgen hücum bile kullanmıyorlar. Clippers nere, Lakers nere. Karşılaştırılacak şeyler değil.

Madem yazıma laf atıyorsun, şu soruya da cevap verirsin herhalde: benim kadar tartışıp, benim kadar düzgün Türkçe kullanan adam var mı şu sitede? Varsa söyle... Onu bırak, tartışmayıp da düzgün Türkçe kullanan varsa da söyle. Bu kadar duyarlıyız demek ki, bir de yöneticiyiz, uyaralım o zaman herkesi teker teker. Ama şu sorunun cevabını almak isterim gerçekten.

Allah'ım, neredeyse asırlık basketbol tarihinde örnek bulunamıyor, yine de sakatlıktan dönebilir diyebiliyoruz. Verebildiğimiz tek örnek de bir bisikletçi oluyor, helal olsun. Aynı şeyler mi peki? Yani testis kanseriyle, diz burkulması, ne bakımdan benzerlerdir? Lance'i bir de ayağı kopunca görelim. İyi ki bana kulak asmamış zira o zamanlar Action Man'lerle oyun diyarlarına uçuyordum. Senin de pek bir farkın olmasa gerek.

Gel saçmalığa yine. Ya bak, yine soru sorarak çözmeye çalışacağım... Soru yine aynı, sen cevaplayana kadar da sormaya devam edeceğim: Kobe gayet iyi bir adam, seviyoruz ama sakatlanırsa ne olacak?

Ne olacak cidden? Sakatlanırsa Vujacic oynayacak, Kobe de iyileştirilmeye çalışılacak. Baktık ki Kobe dönemiyor uzun süre, Şubat'ta bir veteran alınacak, Vujacic'den iyisini bulursak. Peki, senin teorine göre bu doğru mu? Hayır... Peki hem Gasol, hem Bynum, hem Odom hem de Kobe için bu soruyu üretirsek ve senin fikrinle birleştirirsek 4 tane kalburüstü adam mı almamız gerekecek bench'e? Çok eleştirdiğin Fisher göze batmıyorken Farmar mı batacak? Saçma elbette şu dediğin. Sağlam olan 2 adamın sakatlık riskinden bahsediyoruz ya, olaya bak.

Fisher'a MLE harcandı. 3 yıllık bir kontrat imzalandı. Geçen sene neredeydiniz? Gasol takasında Crittenton'ı kaybettikten sonra, Şubat'tan şu ana dek bir guard ihtiyacımız olduğunu şimdi mi anladık? Kaldı ki sizin teoriye Crittenton da uymuyor, onun da duvarları var, o da yetersiz ve o da sakatlanabilir!

Fisher 3 yıllık imzaladıysa, 3 yıl oynar. İlk yıldan sonra 'Fisher yaşlı' diyip başka adama yönelirsen deli gözüyle bakarlar adama. 'Fisher tam otuzdört yaşında.' Sanki imzaladığımızda 'yirmi' idi, yahu 'otuzüç' iken 3 yıllık kontrat yapmışız, nedir şimdi bu? MLE vermişler adama, çaresi mi var? (Fisher'a verilen MLE'yi övdüğüm zannedilmesin, aman)

Geldik komediye. Fisher'ın kızı. Hastaneden çıkamayan kız, Boston serisini seyretti STAPLES'ta, uyanalım. Bir terslik olsa, haberi de gelirdi. Kaldı ki, iyileşti, istenilen kaynak araştırılabilir. Ama, ömrü hayatımda bir tartışmada şu tarz bir hayvanlık görmedim, kusura bakma. Artık ' Fisher ya evde merdivenden düşerse' ihtimalini dahi göz önünde bulundurmandan korkuyorum. Nedir bu kötüleme sevdası, Livingston'ının bir tarafını savunamıyoruz vurun Fisher'a. Kobe'nin de çocukları var, nazar boncuğu yolla da Vujacic'e kalmayalım!

Tabii asıl komik olan şey şu: Geçen sene, kızının hastalığının ne hal alacağını bilmediği Fisher'a 3 yıllık MLE vermesinden sonra, başkasının 1yıl sonra kızının hastalığının iyiye gitmesinden sonra Lakers'ın yerine başka oyuncu almak isteyebileceğini düşünmesi-önermesi.

Ah ah, keşke desteksiz sallanmasa. Oysa bir blogda Francis haberini geçerken, sakatlık değil kafasının asıl problem olduğunu belirtmiştim. Tüh, olmadı Fatih.

İlgileniyoruz, hatta daha fazla ilgileniyoruz. Çıkan haberlerin çoğunu görüyoruz, tartışmalara giriyoruz. Francis'in sorununun ne olduğunu bilirim. Ben burada verilen umutlardan bahsediyorum. Aynı durum elbette. Her sene 'ya tutarsa' olayı. Livingston 'Döneceğim' der, yine heyecanlanır herkes. Ama bir dönüş yok tarihte, ilginç. Grant Hill denilmiş, yanından geçmez bu sakatlığın. Ama Hill'in döndüğünü zannedenler de yanılıyorlar, Hill böyle bir herif
değildi, neydi ne oldu, go-to-guy'lıktan görev adamlığına, elbette sakatlanmaz. 7 senelik bekleyişin sonucunda tabii.

Futbolun basketbolla alakası yok, bu konuda. Ben severim futboldan örnek vermeyi, sonuçta futbolun hükmettiği bir ülkedeyiz ve daha iyi anlaşılabiliyor bazı durumlar. Ancak Fenerbahçe'nin verdiği 2-3 Milyon'la bizim vereceğimiz 2-3 milyon çok farklı. Kaldı ki, FB isterse 100 kişi getirir, biz 15 kişi getirebiliriz. Allahtan Livingston Amerika'lı, yabancı kontenjanını kaplamaz dememişsin, sevindim.

Mihm konusuna hiç mi hiç girmeyelim. Lütfen, aman, sinirleneceğim. MSN'den, olmadı diğer forumdan yazı eklerdim de neyse. Mihm hakkında neler söylediğini biliyoruz ikimizde, yapma! Gir o foruma, neler yazdığına bir bak Search kısmından.

Alemin tek akıllısı değilsin, aha birkaç yorum daha(saçmalığın daniskası diyordun ya demin, şu yaptığındır daniskası ama istiyorsan al, aynısını yapalım, zor değil. Senin verdiğin siteden birkaç yorum;

*Livingston would be nice if healthy,but don’t you think other teams are looking his way and besides somebody would lose pt…sasha,farmar,sun,or j.craw….for someone who might be healthy!!!???

*id like to see him work out before we sign him! the injury he had was a very serious one wich makes me doubt he’ll be healthy! i think he will be injury prone for the rest of his career!

*Remember that the weaker one is, the more prone to injuries. Shaun Livingston is one of the weakest players in the NBA. Sort of like Kevin Durant strength wise. They can’t lift crap. The Lakers have been criticized for being “soft” or “weak” or “mentally weak.” If you really want Livingston, you would have to accept both his upside/potential and his strength issue. Most of the time, you have to give up something if you want something. When you pick a player, you also take his weaknesses along with his strengths.

The Lakers are already loaded at the guard position. What they really need is another F/C just in case if Mihm isn’t his old self (05-06, 06-07) or if an injury occurs to one of the big men.

Salak, saçma yorumlar oradakilerin hepsi. Bir kişi bile '10 günlük kontrat' meselesini bilmiyor. Bir tanesi Kobe'yi yedek bırakıyor, diğeri de aynı anda Kobe-Gasol-Odom'a yeni sözleşme veriyor. Neyse, anlatmaya çalıştığımı sonuncu koyduğum yorumdaki adam yazmış harfi harfine.

Çevrimdışı Cpzai3

  • TheOnlyHornetsFan
  • All-Star
  • ****
  • İleti: 920
  • Van Gölü Squirtle'ı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #31 : 26 Eylül 2008, 10:59:15 »
  Lakers tabanlı düşünmeye gerek yok bence.Shaun Livingston sakatlanmadan önceki haline bile dönse 30 takımın 3 veya 4 tane oyun kurucuya aç olanında ilk 5 başlayabilir.Lakers gibi oturmuş bir takımda ise eski haliyle 15 dakika süre zor alır.
 
  Livingston çoğumuzun aklında iyi bir oyuncu olarak kalmış.Nedeni basit, öyle gösteriliyor.Uzun boylu bir gard olduğu için hep çok potansiyelli, çok yetenekli lafları havalarda uçtu.Fakat katılmıyorum.Livingston sakatlanmadan önce de öyle ahım şahım bir oyuncu değildi.Rajon'un süre verdirtmediği Cassell'i ilk 5 ten kesmekten acizdi.
 
  Sakatlıktan sonraki halini bilmiyorum, etkilendiği açık ki zaten kendisi daha önce de ordan burdan sık sık sakatlanan bir arkadaştı.Gönül ister tamamen iyileşsin, yeni magic yakıştırmalarına biraz olsun yakışsın.Ama zor.Hiç sakatlanmasa yine de zordu.

  HERHANGİ bir takımın gm'i olsam Shaun'a vereceğim kontrat 1 yıl 1 md doları aşmaz.Lakers gm'i olsam 10 kuruş para vermem.
"Ölüme sayılan günler özgürlüğe sayılsın diye düştü yola Mahir.Bastı tetiğe..."

"Erdal EREN gülümseyerek avukatına göz kırptı.Sonra çatılmış üç direğe baktı.Dimdik sehpaya yürüdü.Tıpkı Deniz gibi.Tıpkı hücre arkadaşı, Necdet gibi."

Çevrimdışı vence

  • Persona non grata
  • Starter
  • ***
  • İleti: 261
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #32 : 26 Eylül 2008, 12:03:07 »
Bak, 21 küsür yıllık hayatımda hiç bu kadar kötü bir tartışmaya girmedim. Arkadaş, insanların asabını mı bozmaya çalışıyorsun yoksa bazı eksikliklerin, yetersizliklerin mi var? Hala büyük sabırla cevaplıyorum; sevgili Ty nerede şut atar demişim ulan? Nerede “sadece oyun kuruculuk-pas zart zurt-şut yapar” demişim? Zorla adamın ağzını bozduracaksın. Livingston’ın kalan 3 silahını şutörlükle nerede doldurmuşum? Okumayı bilmeyen tartışmaya gelmesin, çok net söylüyorum. Mesajının ortalarında lafını geçirdiğin hayvanlığın daniskasıdır bu. Bak tartışmanın başından beri kaç etti demediğimi demiş farz etmen, tartışmadan çok neredeyse şu yanlışları düzeltiyorum. Yeter, ya düzgün oku ya da yazma. Okuma dersi vereceğiz bu yaştan sonra, Allahım sabır ver.

Oyun kuruculuk tecrübeyle alakalı da ligin en iyi oyun kurucusu Chris Paul değil mi? İşi tecrübeye dayandırmak kaçmanın kolay yolu, yok öyle şey. Tecrübe tabi önemli fakat tecrübeden çok çok daha önemli özellikleri olması lazım oyun kurucuların. “Oyun kurma yetilerinin eski haline döneceğini düşünelim, ne işimize yarayacak bu” demişsin, ilerleyen bölümde anlatacağım. Aynı şeyi 50 kere yazmamak adına buraya bir virgül koyuyorum. Walton ve Radman neden oturmasın kenarda? Hem oturmadılar diyelim 1 numarada mı oynayacaklar? Odom-Ariza benche çekilecek de ne olacak? Livingston ile ne alakası var bunların? Mihm-Mbenga-Powell üçlüsü süre kapsa ne fark eder? 1 numaradan mı kapacaklar? Walton-Radman ikilisinden kısılan süre Livingston’a mı  gidecek, böyle saçmalık olur mu? Şu hayvanlık demişsin ya yazının ortasında, hayvanlığın daniskasıdır bu.

“Smush'ı gözünün önüne getir, biz Smush'a kızıyor muyduk 'Ulan bak yine oyun kuramadı' diye?”
Bunu yazan adam mı diyor Livingston ne işe yarayacak diye? Neyse, devam ediyorum. Phil’in takımlarının düzgün guarda sahip olmaması tesadüf mü dedim? Bir tarafta Jordan-Pippen-Rodman vardı, diğer tarafta Shaq-Kobe. Şampiyonluk kalibresindeki takımın salarysini mi açacaksın 2 yıl iyi bir PG için? Şu yazdıklarına bak, gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Shaq’ı mı takas edeceksin PG için? Şu noktadan sonra tartışmak bile yersiz, ne karşındakinin söylediğini okuyorsun ne de doğru düzgün örnekler veriyorsun. Tut Garnett’i getir Gasol’u yedeklemeye, Shaq’ı takas et PG için, şu sözünü ettiğin hayvanlığın daniskasıdır bu.

Buradan devam ediyorum koyduğum virgüle, Livingston ne işe yarayacak;
“Hani Lakers bunca senedir, üçgen yüzünden, guard'ından sadece savunma-şut istiyor. Haa bir de topu yarı sahaya taşımasını.” demişsin. Kardeşim, o zaman Smush neden yetmedi bize? Çevik oyuncuydu hani, topu karşı yarı alana taşır, Farmar kadar üçlük atardı. Neden olmadı Smush ile? Savunmada da en az Farmar-Fisher kadar iyi dururdu rakipleri karşısında. Neden gönderdik? Neden Smush’un olduğu takımda Walton yıldızlaştı, çok iyi ortalamalar yakaladı. Smush’ta saydığın özelliklerin hepsi vardı, atletik de adamdı. Neden bir kere adam yerine koymadık? Bu kadar mı körsün? Phil Jackson takımında topu yarı sahaya geçirip pas atmak yetiyorsa Smush neden adam yerine konmadı, cevaplasana. Topu mu veremiyordu, üçlük mü sallayamıyordu? Geri dönüp savunma mı yapamıyordu yoksa? Devrin değişip üçgenin gideceğini söylediğimi söylemişsin, nerede dedim öyle bir şey? Göstersene şuna benzer bir şey söylemişsem. Söylemediğim şeyleri söylemişim gibi yazmaya devam ediyorsun.  Şu mesajında bahsettiğin hayvanlığın daniskasıdır bu.
Üçgende guardın değeri yok mu demişim? Bak kaç etti sırf şu mesajında okumayı beceremediğin, okumayı becersen bile algılamayı beceremediğin. Gelmiş Türkçe kullanırım vesaire gibi zırvalamışsın sonra. Oralara da geleceğim. Şunu demiştin önceki mesajlarda;
“Potansiyel vardi, iyi oyun kurucuydu da. Hatta Fisher-Farmar veya digerleriyle karsilastirilmayacak bir adamdi”
Şimdi kabul etmiyor musun Livingston’ın daha iyi oyun kurucu olduğunu? Onu geçtim, Farmar-Fisher’ın nasıl asist yaptığından bahsettim, cevap vermek yerine maç izliyorsun, bazı şeyleri görmezden geliyorsun diye zırvalamışsın. Livingston bir kere Farmar’dan da Fisher’dan da iyi pasördür. Fisher’ın en iyi zamanında tutturduğu asist ortalamasından bile yüksek Livingston’ın kariyer ortalaması. Fisher Golden State’te bile 4,3 asistle oynadı, bir çiftlik varsa orası da Golden State’tir. Livingston ile neden karşılaştıramayayım?  Boşuna laga luga yapmaya gerçekten gerek yok, bir gerçek varsa o da Livingston’ın iki guardımızdan da iyi oyun kurucu, pasör olduğudur. Bunu kabul edip de hatta Fisher-Farmar ile karşılaştırılamayacak adamdı diyip de bu adamlarla karşılaştırıp üstün olduğunu söyleyince zırvalamak, şu mesajında belirttiğin hayvanlığın daniskasıdır.

“Madem yazıma laf atıyorsun, şu soruya da cevap verirsin herhalde: benim kadar tartışıp, benim kadar düzgün Türkçe kullanan adam var mı şu sitede? Varsa söyle.” Gülüyorum lan. NYK ile tartış, okuduğunu anlamadığından, zırvalayıp durduğundan dem vursun benimle tartış aynı şey olsun sonra gel burada düzgün Türkçe kullandığını söyle. Kelime yanlışlarına filan zaten takmıyorum. Orada yazdığımı da düzgün okuyamamışsın, yazma çalış derken anlatmak istediğim “söylemeye çalıştığın şeyi doğru dürüst açıklamayı becer” idi. Bunun düzgün Türkçe kullanmakla alakası yok. Ayrıca muhtelif zamanlarda muhtelif kişileri Türkçe kullanımları için uyardığımı da hatırlatmak isterim, yönetici de değildim o dönemde. Yanlışı düzeltmek için yönetici olmak gerekmez çünkü.

Asırlık basketbol tarihinde buna benzer kaç tane sakatlık var? Kaç tanesinin bacağı böyle kırılmış? Ben sakatlıkların ciddiyetinden bahsettim, paragrafın ana fikri sonda, “hayat varsa umut vardır”. Unutmuşum bu sözün size futbolda son dakika golü atmaktan başka bir şey ifade etmediğini, kusuruma bakmayın. Lance’in ayağının kopmasıyla bunun ne alakası var, adamın yaşama şansı %40 diyorlardı da boşa konuşuyoruz tabi. Action Man’lerle oyun diyarlarında uçmayı 2. Sınıfta bıraktım, 1995 yılına tekabül eder. Lance’i de hatırlıyorum, TED’e başladığım seneydi. Basketbola da o dönemde ilgim artmıştı zaten, sen şu oyun diyarlarına uçarken. Hoş, kaç yaşındaydın o dönem sen? 

Hadi gelelim o saçmalığa, Kobe’nin yedeği kim? Vujacic. Güveniyor muyuz Sasha’ya? Evet. Neden güveniyoruz? Çünkü güvenilir olduğunu geçen sene defalarca kanıtladı. Kobe sakatlanırsa yerine Sasha oynar. Sasha’yı Fisher yedekler, olmadı Odom 3 Ariza 2 oynar yedekleyecek veteran bulana ya da Kobe dönene kadar. Benchte zaten kalburüstü bir 2 numaramız var, güvenebileceğimiz bir 2 numara. Bynum için de aynı şey geçerli, Gasol oynayabilir yerine. Gasol sakatlanırsa Odom oynayabilir yerine. Ariza sakatlanırsa Radman-Walton var. Fisher sakatlanırsa ne olacak? Farmar güvenilmez arkadaş, Farmar’ı dinlendirirken kimi oynatacaksın? Kobe-Sasha birlikte mi oynayacak, Kobe mi taşıyacak topu? Taşıdı diyelim, 2 numarayı kim yedekleyecek? Hepsini geçtim, bu sene hata yapma lüksümüzün olmadığını görmüyor musun? Sene sonunda şampiyon olamazsa Lakers ne olur? Ahkam kesmek iyi güzel de istediği takım çevresindeyken şampiyon olamayan Kobe’ye ne olacak? Bunları hiç düşündün mü? Yoksa Mamba önceki senenin sonunda “do something and do it now” dediğinde düşündüğün gibi sığ mı düşünüyorsun hala?

Arkadaş, Gasol geldiğinden beri bu takımın tek sorunlu bölgesi 1 numara. Yazın başından beri aklı başında birkaç adam Odom-Hinrich takasından söz etmiyor mu? Bu sene yapılması gereken hamlelerin başında bunun geldiğini söylemiyor muyuz? Crittenton kalsaydı bugün Livingston gelsin diyor olmazdım mesela. Farmar’ın kendi kendine duvar üretmesiyle Javaris’i mi karşılaştırıyorsun? Bir de Crittenton’ın teorime uymadığını, onun da sakatlanabileceğini söylemişsin. Peki, teorime göre Crittenton yerine gelecek adam kim? Livingston. Ben Livingston sakatlanmaz mı diyorum. Şu bile yeter karşındakinin ne anlattığını anlamadığını göstermeye, şu bile yeter tartışmayı bu noktada bitirip daha fazla saçmalamana katlanmamaya. Gülerler adama. Bir de bahsettiğimiz adam sağlıklı olması durumunda iki guardımızdan da çok daha iyi olan Livingston. Bak sağlıklı olur demiyorum, sağlıklı olması durumunda ikisinden de iyi diyorum. Yine yanlış anlayıp bir dolu zamanımı harcama. Livingston gelirse takımın an itibariyle en sorunlu bölgesi olan 1 numaraya destek olur. 1 numarayı şahlandırır demiyorum bak, destek olur. Eski Livingston gibi olabilirse şahlandırır, ayrı mesele. Bir de ben sen miyim MLE’yi övdüğüm sanılmasın filan notlar düşüyorsun. Doğru anlattığın her şeyi doğru anlarım, sen yeter ki anlatmayı becer.

Bir yerlerde kasap et derdinde koyun can derdinde yazmıştın ya, al işte. Hastaneden çıkamayan kızı ile ilgili bilgi mi istersin? Al sana, al da oku adamın nelerle yüzleştiğini;
http://articles.latimes.com/2008/may/04/sports/sp-plaschke4
Sen kimsin ki beni hayvanlıkla suçluyorsun. Bilmediğim, okumadığım şey hakkında sen miyim ki atıp tutayım? Al da oku, herif ne şartlarda oynuyor. Sen ne biliyorsun kanserle ilgili? Benim babam cerrah, her gün kanser ameliyatı yapıyor. Tümörün kızın beynine sıçramasından korkuyorlardı, şimdilik hastalığının ilerlemesini durdurmuş olmaları demek hastalığın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Tatum Boston serisinden önce de geldi Staples’a, tek okuyan tek bilen sen değilsin. Elimde olmayan adam için elimdeki, hem de çok sevdiğim Fisher’ı neden kötüleyeyim? Tatum’un hastalığının-Allah korusun-ilerlemesi ihtimaller dahilinde. Fisher’ın sakatlanması ihtimaller dahilinde, bunları hesap etmeyecek miyiz? Bir kez daha söylüyorum, artık hata yapma lüksümüz yok. Ben sen değilim “Fisher ya evde merdivenden düşerse” ihtimalini savunayım. Verdiğin örneklerden belli ne olduğun, milleti saçmalamakla itham edeceğine ne yaptıklarına, ne yazdıklarına bak. Adamı çileden çıkartma.

Fisher’ın dediği gibi; “Life for me outweighs the game of basketball”

Buyurmuşsun ki;
“Tabii asıl komik olan şey şu: Geçen sene, kızının hastalığının ne hal alacağını bilmediği Fisher'a 3 yıllık MLE vermesinden sonra, başkasının 1yıl sonra kızının hastalığının iyiye gitmesinden sonra Lakers'ın yerine başka oyuncu almak isteyebileceğini düşünmesi-önermesi.”

Benim yerimde başka bir adam olsa şurada dümdüz giderdi. Bak yeter artık, anlamıyorsan yazma kardeşim. Algılayamıyorsan gelme, idrak edemiyorsan saçmalayıp milletin zamanını çalma. Ben nerede Fisher’ın yerine Livingston’ı almak istemişim? Kafan basmıyor mu? Bin kere tekrarlamadım mı Livingston’ın faydalı olursa rotasyonda süre alacağını faydalı olamazsa gönderileceğini. Sen Fisher’ın yerine Livingston’ı getirmek istediğimi nereden çıkarttın? Sabır sınırlarını zorluyorsun.

Desteksiz sallama derken? Arkadaş, Livingston’ın durumuyla Francis’in Knicks dönemini bir tutma odunluğunu yapan kim?  Ben senin 5 para etmez blogunu takip etmek zorunda mıyım? Burada yazdıklarına göre konuşuyorum. Francis’in Knicks dönemini konuya dahil et, saçma sapan re-born’larından bahset, özür dileyeceğin yerde kalk başka yerde Francis’in kafasının asıl problem olduğunu şurada belirtmiştim de. Hale bak yahu, utanmazlık diz boyu. Francis’te verilen umutla Livingston’ın dönüşü arasında ne benzerlik var? Süperstar olarak mı dönüyor Livingston? Francis ile Livingston’ın benzer tek noktası 50. Kere anlaman için tekrar ediyorum ki, ikisinin de bu noktadan sonra büyük beklentilerle gitmeyeceğidir hiçbir takıma. Onun dışında sakatlıklarının, kafa yapılarının en küçük bir benzerlikleri yoktur. Rox, Francis’i alırken ucuza süperstar kapattık diye bakmadı olaya. Tutarsa başarılı olabilir diye baktı, aynı şey Livingston için de geçerli olacak. Bir daha anlatmayacağım bunu, kaç etti. Marbury’nin Lakers’a gelmesini konuşsak olur derim de Livingston nere Francis nere.

Bak işte, odunlukta sınır tanımıyoruz maşallah. “Allahtan Livingston Amerika'lı, yabancı kontenjanını kaplamaz” demediğime sevinmişsin. Daha önce de belirttiğin üzere sen değilim saçma sapan örnekler vereyim. Livingston’ın ne olursa olsun Farmar’ın süresini çalacağını düşünen sensin, örnek verince bu tip komikliklerle ayar verdiğini sanan fakat yine komik olan sensin. Yazık…

Mihm hakkında dalga geçtiğim birkaç mesaj dışında ne yazmışım? Eklesene şu Mihm hakkında yazdıklarımı msn’den, merak ediyorum cidden. Aman bir de lütfen sinirlenme, çok korkuyorum.

Madem tatmin olmadın, clublakers’a da bak mesela. Mod KB24@CL’ın gönderdiği mesajı oku.

Bir de adam training camp’e hazır hale gelecek. Bir de 3 milyon bile alacağını sanmıyorum, minimum civarında bir paraya anlaşılır. Al işte, Sun da saçma sapan bir hastalığa yakalandı. Bu hastalığı hesap edebilir miydin Ty? Hatta söylesem gülerdin de değil mi? Ama oluyor işte.

Şimdi, kısaca özetleyecek olursak en başa dönerek; Shaun sağlıklı olduğu takdirde ligin kalburüstü guardlarından hem de büyük potansiyele sahip guardlarından biridir. Sağlıklı bir Livingston Lakers’ta ilk 5 oynayar. Tekrar ediyorum, hiçbir şekilde risk almış olmayacağız. Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok denemekten başka. Training camp’a çağırırız, olmadı 1 sene minimuma yakın para veririz. Tutarsa oynar, tutmazsa yol alır. Mitchell’dan da Sun’dan da çok daha iyidir.
« Son Düzenleme: 26 Eylül 2008, 13:24:43 Gönderen: vence »
Cobarde Gallina Gasol ( Cesur Yürek Gasol )


Çevrimdışı vence

  • Persona non grata
  • Starter
  • ***
  • İleti: 261
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #33 : 26 Eylül 2008, 12:31:17 »
  Lakers tabanlı düşünmeye gerek yok bence.Shaun Livingston sakatlanmadan önceki haline bile dönse 30 takımın 3 veya 4 tane oyun kurucuya aç olanında ilk 5 başlayabilir.Lakers gibi oturmuş bir takımda ise eski haliyle 15 dakika süre zor alır.
 
  Livingston çoğumuzun aklında iyi bir oyuncu olarak kalmış.Nedeni basit, öyle gösteriliyor.Uzun boylu bir gard olduğu için hep çok potansiyelli, çok yetenekli lafları havalarda uçtu.Fakat katılmıyorum.Livingston sakatlanmadan önce de öyle ahım şahım bir oyuncu değildi.Rajon'un süre verdirtmediği Cassell'i ilk 5 ten kesmekten acizdi.
 
  Sakatlıktan sonraki halini bilmiyorum, etkilendiği açık ki zaten kendisi daha önce de ordan burdan sık sık sakatlanan bir arkadaştı.Gönül ister tamamen iyileşsin, yeni magic yakıştırmalarına biraz olsun yakışsın.Ama zor.Hiç sakatlanmasa yine de zordu.

HERHANGİ bir takımın gm'i olsam Shaun'a vereceğim kontrat 1 yıl 1 md doları aşmaz.Lakers gm'i olsam 10 kuruş para vermem.

Lakers 'ta Livingston'ın eski hali yarım saat süre alır. Prime'ındaki Livingston(ki çok daha ileri götürecekti oyununu sakatlanmasaydı) Lakers'ta çok iş yapar. Livingston'ın da potansiyeli hiçbir zaman uzun boyu yüzünden değildi. Draftta 2 numara seçilmesinin de tek nedeni uzun boyu değildi. Livingston uzun boyundan çok daha fazla şeyler vaat eden bir basketbolcuydu. Rajon 39 yaşındaki Cassel'e süre verdirtmiyordu demişsin de, Cassel Clippers'ta aldığı sürenin sadece 8 dakika azını alıyordu Boston'da. Ayrıca şimdi Ginobili de Finley'i mi kesmekten aciz takımdan? Yapmamız gereken toplam aldıkları sürelere bakmak değil mi? İlk 5 başlamak daha iyi oyuncu olmak anlamına mı geliyor? Livingston son senesinde, yani adam akıllı oynamaya başladığı yıl yarım saat süre alıyordu. Bugün Lakers'ta ilk 5 başlayan Fisher'ın aldığı süreden 3 dakika fazla.

Livingston sakatlanmadan önceki haline dönse bugün birçok takımda ilk 5 başlayabilir. Bu adam seçildiğinde lisedeki en iyi guarddı, nasıl aklımızda iyi oyuncu olarak kalmış? Zaten iyi oyuncuydu, Clippers tarihinin en iyi döneminde takımı taşıyan adamlardan biriydi. Sakatlanmadan önce ahım şahım bir oyuncuydu. Siz mi hiç takip etmediniz yoksa ben mi yanlış adam izledim yıllarca?

Sakatlığı muhakkak etkileyecektir oyununu. Nasıl bir geri dönüş yapacağını bilemiyoruz fakat bildiğimiz birşey var, halihazırda Lakers'ın elinde bulunan Dwyane Mitchell, Coby Karl gibi adamlardan iyi olacağı. İlk 5'e belki hayır ama benche her zaman için evet. Alacağı kontrat da 2 yıl için 3-4 milyon civarında olacaksa eğer, güle oynaya evet.
Cobarde Gallina Gasol ( Cesur Yürek Gasol )


Çevrimdışı Cpzai3

  • TheOnlyHornetsFan
  • All-Star
  • ****
  • İleti: 920
  • Van Gölü Squirtle'ı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #34 : 26 Eylül 2008, 13:00:41 »
  Clippersda yarım saat süre aldı.Doğru ama oyun kurucu olarak almadı.Cassell'in yanında iki numara oynadığı zamanlar da çok oldu.
 
  Livingston yeteneksizin teki demiyorum, ama evet onu 2 numarada seçtiren de uzun boyudur, gardlara ters gelmesi umulan fiziğidir.
"Ölüme sayılan günler özgürlüğe sayılsın diye düştü yola Mahir.Bastı tetiğe..."

"Erdal EREN gülümseyerek avukatına göz kırptı.Sonra çatılmış üç direğe baktı.Dimdik sehpaya yürüdü.Tıpkı Deniz gibi.Tıpkı hücre arkadaşı, Necdet gibi."

Çevrimdışı vence

  • Persona non grata
  • Starter
  • ***
  • İleti: 261
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #35 : 26 Eylül 2008, 13:15:21 »
  Clippersda yarım saat süre aldı.Doğru ama oyun kurucu olarak almadı.Cassell'in yanında iki numara oynadığı zamanlar da çok oldu.
 
  Livingston yeteneksizin teki demiyorum, ama evet onu 2 numarada seçtiren de uzun boyudur, gardlara ters gelmesi umulan fiziğidir.

Boyunun seçim sırasını etkilediği doğrudur fakat 2 numaradan seçilmesinin tek nedeni uzun boyu değildir. Onun yanında çok farklı özellikleri de olan oyuncudur Livingston. Ek olarak 0,5 ortalamayla blok yapar, 3 senede yarım yamalak oynamasına rağmen Fisher'ın bütün kariyeri boyunca yaptığı bloktan da fazla blok yapmıştır. Yararlı oyuncudur, %50 ile oynayan Livingston %100'le oynayan Coby Karl'dan faydalı olur. Vujacic'in arkasından 2 numarayı da yedekleyebilir gerekirse.

Hem 3 pozisyonda birden oynayabilen hem geçmişte çok büyük potansiyeli olan hem de sağlıklı olduğu takdirde üst düzey guardlardan biri konumundaki Livingston ile minimum civarı kontratla anlaşmanın neresi yanlış arkadaşlar? Adam oynayabilirse çok büyük katkı sağlar, stealin kralı olur. Oynayamazsa da gönderirsin, Sun'u geçtim yerine anlaştığın Mitchell'lar Coby Karl'lar daha mı iyi?
Cobarde Gallina Gasol ( Cesur Yürek Gasol )


Çevrimdışı Cpzai3

  • TheOnlyHornetsFan
  • All-Star
  • ****
  • İleti: 920
  • Van Gölü Squirtle'ı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #36 : 26 Eylül 2008, 17:07:30 »
Bi dakika...
"Livingston ile minimum civarı kontratla anlaşmanın neresi yanlış arkadaşlar? "

Bunda yanlış bir taraf yok.Ammavelakin 2 3 senelik bir kontrat toplamda 5 6 mil dolar ediyorsa bu civarına tekabul etmiyor minimumun...
"Ölüme sayılan günler özgürlüğe sayılsın diye düştü yola Mahir.Bastı tetiğe..."

"Erdal EREN gülümseyerek avukatına göz kırptı.Sonra çatılmış üç direğe baktı.Dimdik sehpaya yürüdü.Tıpkı Deniz gibi.Tıpkı hücre arkadaşı, Necdet gibi."

Çevrimdışı vence

  • Persona non grata
  • Starter
  • ***
  • İleti: 261
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #37 : 26 Eylül 2008, 17:17:03 »
Bi dakika...
"Livingston ile minimum civarı kontratla anlaşmanın neresi yanlış arkadaşlar? "

Bunda yanlış bir taraf yok.Ammavelakin 2 3 senelik bir kontrat toplamda 5 6 mil dolar ediyorsa bu civarına tekabul etmiyor minimumun...

Livingston'ın başta senede 3 milyonluk kontrata imza atacağını düşünmüştüm fakat alıcıları birer birer çekilirken o paraya takım bulamaz kendisine. 1,5 milyon, taş çatlasa 2 milyona anlaşır birileriyle, o da 2 sene 3-4 milyona tekabul eder.
Alacağı kontrat da 2 yıl için 3-4 milyon civarında olacaksa eğer, güle oynaya evet.
Cobarde Gallina Gasol ( Cesur Yürek Gasol )


Çevrimdışı Cpzai3

  • TheOnlyHornetsFan
  • All-Star
  • ****
  • İleti: 920
  • Van Gölü Squirtle'ı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #38 : 26 Eylül 2008, 17:18:38 »
Yine anlaşamıyoruz işte..
2 yıl da fazla 4 mil dolar da.Lüks vergisiyle ikiye katlanıyor o para..
1 yıl maksimum 1 md.Çok bile hatta..
"Ölüme sayılan günler özgürlüğe sayılsın diye düştü yola Mahir.Bastı tetiğe..."

"Erdal EREN gülümseyerek avukatına göz kırptı.Sonra çatılmış üç direğe baktı.Dimdik sehpaya yürüdü.Tıpkı Deniz gibi.Tıpkı hücre arkadaşı, Necdet gibi."

Çevrimdışı Conrad IV

  • Shamrock
  • Starter
  • ***
  • İleti: 453
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #39 : 26 Eylül 2008, 18:26:10 »
Lakers'ın MLE hakkından kalan meblağ 1.06 milyon dolar civarında birşey ordan en fazla bu kadarını kullanabilir, Livingston'a en yüksek teklif bi-annual exceptionu kullanarak yapılır o da 2 yıl 3.44 ile 3.47 milyon dolar arası birşey oluyor,bir de veteran minimum var Livingston'a önerilebilinecek garanti kontratlardan. Yalnız Sezai'ye katılıyorum veteran minimum yeter, ki zaten luxury tax sınırının üstünde olduğu için Lakers kontratın değeri kadar para ödemek zorunda kalacak.

Hail to the forthcoming dynasty...

Çevrimdışı vence

  • Persona non grata
  • Starter
  • ***
  • İleti: 261
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #40 : 26 Eylül 2008, 20:54:36 »
Lakers'ın MLE hakkından kalan meblağ 1.06 milyon dolar civarında birşey ordan en fazla bu kadarını kullanabilir, Livingston'a en yüksek teklif bi-annual exceptionu kullanarak yapılır o da 2 yıl 3.44 ile 3.47 milyon dolar arası birşey oluyor,bir de veteran minimum var Livingston'a önerilebilinecek garanti kontratlardan. Yalnız Sezai'ye katılıyorum veteran minimum yeter, ki zaten luxury tax sınırının üstünde olduğu için Lakers kontratın değeri kadar para ödemek zorunda kalacak.

Lakers'ın $5.585 değerindeki mid levelı duruyor. Bu sene MLE ile kimseyle anlaşmadık. Livingston'ı da 1 yılı garanti ikincisi team option olmak üzere 2 sene 3-4 milyona bağlayabilirsek şahane olur.
Cobarde Gallina Gasol ( Cesur Yürek Gasol )


Çevrimdışı Conrad IV

  • Shamrock
  • Starter
  • ***
  • İleti: 453
    • Profili Görüntüle
Ynt: Livingston Artık Oynamak İstiyorum
« Yanıtla #41 : 26 Eylül 2008, 22:21:28 »
Doğru haklısın abi ben nedense Vujacic'in kontratını işin içine dahil ettim, nerden öyle bi çıkarımda bulundum ben de bilmiyorum açıkçası ;D (herhalde Walton'u salaryde görünce öyle bi yanılgıya düşütüm sanırım), karışıklık için kusura bakmayın

Hail to the forthcoming dynasty...